2 Nisan 2021 Cuma

Koşarken Düşürdüklerim

Seni gördüğümde ne kadar hüznüm varsa bir çığlık olup, kuş sürüsü gibi çıktı ağzımdan. Yokluğunda yaşanmış acılarım boşlukta bir kırbaç gibi çınladı zihnimin karanlığında. Geçmişe silah çekmiş zaman, bir buğunun dağılışı gibi çekildi havadan. Sanki hiç ayrılmamış, hiç gitmemiştim kıyılarından..

Satılık zamanların, kiralık hayatların, çıkarcı birlikteliklerin bedelini, kutsanmış liralar ile ödemeye başladınız. Ayağınızı yorganınıza göre uzatmayı ezber etmişken, arzularını neye göre uzatacağınızı hiç sormadınız. İstekleriniz ve hayalleriniz de hayatlarınız kadar sıkıcıydı. En zor sınav ise gerçekleri görebilen ancak görmezden gelenlerinize düştü. Onlar; Kaderin biçtiği ömrün, yazıldığı gibi okunmadığını fark etmelerine rağmen, içlerinde bitmek bilmez sorular ile gizli ittifaklar yapıp, hapishanelerinin koşullarını iyileştirmeye razı gelenlerdi.  Soruyorum şimdi sizlere; Yaşayabileceğiniz tüm heyecanlara yetmiyorken nefesiniz, kötü ihtimaller denizinde boğuluyorken hevesiniz, anları uzatabilmek uğruna nelerden vazgeçebilirsiniz?
Sadece bir kaç saniye iken aklımın gözlerine uzaklığı, aramızdaki mesafeleri kim açıklayabilir. Nasıl avutacağız kendimizi; Bir çıkmaz sokaktan, aydınlığa açılan bir yol bulmak umudu ile, yaşayıp da pişman olmanın karşısına, yapmaya cesaret edemediklerimizi koyduğumuzda?

Soruyorum şimdi sizlere; Çok konforlu hayatlarınız, bol sıfırlı banka hesaplarınız ve hep bir ağızdan yaptığınız ahlak hocalığınız ile yarattığınız kolaycı cennetlerinizde, inancınızı sorgulamayı bile unutmuşken ve yaşamaya en yakın yanınız nefes alıp vermekten ibaret kalmışken kendinizi iyi hissediyor musunuz?
İçimde bin uçurum var, hangisine düşsem sen varsın. Koşarken düşürüyorum birer birer anılarımı. Düşlerim nereye düşse, gözlerin oluyor tüm gerçek dediklerim. Peki ya sen nereye saklardın yüreğini? Kalbinin kıpırtısını duymamak için, onu denizi ve gökyüzünü göremeyeceği nereye kilitlerdin? Yüreğini aydınlığa çıkarmaktan sen de korkma hiç. Ben karanlığa hapsolmaktan isyankar benliğimi, gerçeklik tavında dövülmesi için çıkarıyorum yeryüzüne...

Küçük küçük evlerinizin içine büyük büyük kederler sığdırdınız. Mobilyalarınıza toz konmasın uğruna üzerlerini çaresizlik, umutsuzluk ve kabullenişlerle süslediniz. Gün sonu tutanaklarınızı ihtiyaçlar hiyerarşisinin en altlarına kanaat edip, öyle imzaladınız. Dört odalı, çok metrekareli yaşam alanları satın almaya çalışırken ömürlük banka kredileri ile ruhunuzu sattınız. Özgür ve güçlü olduğunuzu düşünürken kendinizi tutsak edip, mutluluğu dışarı kaçırdığınızı anlayamadınız.
Bizi anımsatan bir ezgi ilişirse kulaklarına, bir yıldız kayarsa örneğin ya da beklenmedik bir gökkuşağı çıkarsa ve her şeye rağmen yüreğin inadına çırpınıyor ise hala ait olduğu yere gidebilmek için, lütfen umudunu yitirme.

Ben uydurmadım ki tüm bunları... Hepsini kalbim söyledi. Hiçbir kalıba sığdıramadığım asi ruhum kaleme aldı. Hissettikleri ile cesur yürekler yaptı editörlüğü ve ilk teneffüs zili ile sınıflarından taşıp, okul bahçesine saçılan, hala sıcak kalpleri, körelmemiş sevinçleri, kirlenmemiş gözleriyle umutlu çocuklar okudu.

Not: İllüstrasyonlar Arghavan Khosravi

14 yorum:

  1. Ben çok seviyorum senin kalemini. Harika bir içerik. İfadeler, betimlemeler, benzetmeler çok ustaca. Kutlarım yürekten 👏👏👍😊🌺💐😊

    YanıtlaSil
  2. Özlemişim yazılarını

    YanıtlaSil
  3. Yine şahanesin sen ♥ Çokça şahane hem de ♥♥♥

    YanıtlaSil
  4. oleeey seni yeniden görmek ne güzel ve yine kaleminden kan damlıyor, kan ve gül, gül ve diken :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :DDDDDD
      Çok güldürdün beni ve iyi ki varsın, teşekkürler :)

      Sil
  5. kullanmış olduğunuz resimlere ve yazı metodunuza bayıldım ! emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  6. Güzel bir üslup, betimlemeler... Yüreğinle sorguluyor, aklınla kuruyorsun hayallerini.

    YanıtlaSil

haydi söyle :)