26 Nisan 2020 Pazar

Ezber Bozan

Demek modernleşen dünyada giderek yalnızlaşıp, bireyselleşiyorsunuz, bencilleşip, kendinizden başkasını düşünmez oldunuz, dünyada yaşayan tek canlı sizsiniz sanıyorsunuz... Yetmez, daha da yalnız olmalısınız... dedi, kameralarının ardındaki milyonlarca yüze.
Her birinizi kendi evlerinize kapatıp, sığınaklarınızda bir başınıza bırakacağım. Ve ne bir ideoloji, ne vatan ateşi, ne de Tanrı sevgisi ile başaracağım bunu. Size çağınıza, hodbinliğinize yakışan bir korku vereceğim. Bu korku ki sizi kendi evlatlarınızdan uzaklaştıracak, atalarınızı dedelerinizi unutturacak.
Her birinizi kendi kurduğunuz hapishanelerin gönüllü mahkumları yapacağım. Bir parça güneşe, açan her çiçeğe, bir yudum denize hasret bırakacağım. Ekranların ardından gördüklerinizle yetinecek, mahkumiyetinizi avutmaya çalışacaksınız. Görüntülü sohbetleriniz, canlı konserleriniz, online dersleriniz, sanal gezileriniz, ev egzersizleriniz kendinizi iyi hissettirmeyecek. Aşk size uğramayacak, baharı kaçıracak, yazı göremeyeceksiniz. 
Demokrasi, insan hakları diye bağırırken teknokrasinin dijital tuğlalarından medet umacaksınız. Safları sıklaştırmaya, örgütlenmeye, bir olmaya birlikte güçlü olmaya inanmışken, tüm ezberinizi yitireceksiniz. Mesafeleriniz, su ve sabun tek dostunuz kalacak. Vitaminler, eldivenler ve kolonyalar ile maskelerinizin ardında gizleneceksiniz. Elleriniz dezenfektan ile sertleşirken yürekleriniz korku ile hafifleyecek. Gözlerinizi gün sonu istatistiklerinden ayıramayacaksınız.
Ne silah ve savaş, ne atom bombası, ne gaz odası, düşmanınız kim kestiremeyeceksiniz. Tedbirsizce aldığınız her nefes, dokunduğunuz her yer içinizde on dört günlük bir şüphe bırakacak. Ey aciz yirmi birinci yüzyıl insanı, şapkanı önüne koy ve düşün, zaaflarını ve günahlarını (kibrini, açgözlülüğünü, şehvet düşkünlüğünü, kıskançlığını, oburluğunu, öfkeni ve tembelliğini) ve ders al olan bitenden, kendin kadar diğer tüm canlılar için de adaletli bir şans yarat tekrar yeryüzünde.
Ben Doğa' yım, kendime ait olanı er ya da geç alacağım. Daha temiz bir hava, daha temiz sular ve hayvanlardan gasp ettiğiniz alanlar gün gelecek bana geri dönecek. Sağlık sistemleriniz, doğal seleksiyonum karşısında çaresiz kalacak.
Bizi diğerlerimizden ayıran tüm kavramlar anlamını yitiriyor. Din, ırk, statü, cinsiyet, varsıllık bir şey ifade etmiyor. Test pozitif ve test negatif ise dünya yüzündeki her yerde anlamlı. Tüm bunlar son bulduktan sonra dünya daha güzel bir yer mi olacak yoksa bu olanlar dünyanın sonu mu? Normale dönmek istiyoruz ancak bizim bildiğimiz normal, aynı kalacak mı? Belki de dengeler bambaşka bir normalde kurulacak.
Doğaya daha saygılı bir tür olmayı öğrenebilecek miyiz bilmiyorum. Ama hala homo sapiens(düşündüğünün üstüne düşünebilen insan)' e güveniyorum. İmkansız diye bir şey yok bence, düşük ihtimaller var sadece... Bir düşük ihtimal bile olsa daha güzel bir dünya, ben buna inanmayı tercih ediyorum. Kayan yıldızlara, ay çöreklerine, ateş böceklerine, gökkuşağına ve parlak çakıl taşlarının sihrine inanacağım. Ve çocuklarıma yakamoz ışığından kaymayı, rüzgarın kuyruğuna şiir bağlamayı, dalgalara kafa atmayı, etek kaldıran çapkın lodos ile sahilde yürümeyi, gökyüzünü sallayıp, yıldızları denize dökmeyi, suda taş sektirmeyi öğreteceğim günleri bekleyeceğim.

İllüstrasyonlar: Igor Morski

1 yorum:

  1. Muhteşemmmm harika dile gelmiş Doğa çok da haklı, bayıldım..

    YanıtlayınSil

haydi söyle :)