2 Mart 2020 Pazartesi

Yalnızlığım

Ne kahraman ne cesur, ne güzel çocuklarız, her yeni günü ümitle nasıl kucaklıyoruz.. Birimizin hepimiz, hepimizin birimiz için olduğu; her nasihate bitse de gitsek, her kıza baksa da sevsek, kıl olduklarımıza değse de dövsek dediğimiz; Ne karnımızın ne ruhumuzun doyduğu yıllar. Kanımızın deli aktığı, gidilmeyecek yol, girilmeyecek kavganın olmadığı, hani şu dünyayı cesaret ve delikanlılık filtresi ile gördüğümüz zamanlar. Ankara ayazında tek ceketle kışı bitirdiğimiz, cebimizin para, boynumuzun kravat görmediği, otobüse atacak bilet bulamayıp, Altındağ' dan Tandoğan' a yürüdüğümüz, bir simidi üçe bölüp, büyük parçayı dosta verdiğimiz zamanlar.
Okula servisle gelenler, kantinden sosisli yiyenler, kulaklarında walkman, ayaklarında bot, sırtlarında kaban olanlarla ayrı dünyaların öğrencileriyiz. Onlara bulaşmıyoruz, teğet geçiyoruz hayatlarından. Bizler ötekileriz, sınıfta en arkada, sınavda en sonda, her olayda ilk şüpheli, velisi olmayan ve müsamerelerde hayalet olanlarız: Özgür, Suat ve ben. İnadına mutluyuz. Hiç ayrılmayacağımıza, birbirimizi hiç satmayacağımıza, birlikte yaşlanacağımıza dair sözler veriyoruz, antlar içiyoruz, kan kardeşi oluyoruz. Küçük yaşımızda hayata, önümüze koyduğu tüm zorluklarla alay ederek meydan okuyoruz. Kar yağsın istiyoruz, hep yağmur yağsın, gök gürlesin, göller buz tutsun, üşümeyiz biz birlikteyken. En sevdiğimiz şey hayaller kurmak. Kurduğumuz düşlerle çarpıyor yüreğimiz. Piyango bize çıksın, başka ülkelere gidelim, okula helikopterle inelim... Okuduğumuz bir yazıyı motto yapıyoruz: 'Varlık yokluktur, yokluk da varlık. Ne kadar az şeye sahipsen o kadar özgürsün.' Soğuk bir gerçekliğin içinde sıcacık hayallerimizle birbirimizin umut taciri olmayı seviyoruz.
Zaman geçiyor, ilk yamuğu ben yapıyorum. Ötekilerden birine, dönem ortasında sınıfa gelen İpek' e aşık oluyorum. Ama ne aşk... Başlarda eğlenceli bir farklılık olarak gördüğüm ve yandıkça körüklediğim bu ateş, bir süre sonra istilacı bir devlet gibi içime yerleşiyor. Direnmiyorum, varlığımı varlığına armağan ediyorum. Ona bağlı bir sömürgeyim artık, tüm özerkliğimi yitiriyorum. Hoca, iki nokta arasındaki en kısa yol diyor, İpek'le aramızdaki mesafeyi düşünüyorum. Koordinat sistemimin merkezinde O var. Serbest düşüş yapan cisimler, aşk acısıyla kendimi boşluğa bırakma isteği uyandırıyor. Demografik örneklemler İpek' ten ibaret. Sınıfta en hızlı ben tepkimeye giriyorum çünkü damarlarımda kan yerine yakıcı başka bir sıvı dolaşıyor. Tüm iç acılarımın toplamı İpek ediyor, içim çok acıyor çünkü.
Rüyalarımda İpek var. Yüksek bir tepede yan yana oturmuş denizi izliyoruz, uyanıyorum. Karda el ele yürüyoruz, ardımızda izler bırakarak, uyanıyorum. Yağmurdan gülüşerek kaçıp bir saçağın altına saklanıyoruz, uyanıyorum. Sonbahar yapraklarını konfeti gibi üzerine yağdırıyoruz, uyanıyorum. Düşlerimi, hislerimi kimselere söyleyemiyorum.
Bir gün okul genelindeki sınav için öğretmen yer değişikliği yapıyor. İpek' le yan yana düşüyoruz. Kendimi batan bir balıkçı teknesinde kovanın içinde bekleyen canlı lüferler kadar şanslı hissediyorum. Evrende kapladığımız alanın uzay zaman düzlemindeki yakınlığı beni sarhoş ediyor, başımı döndürüyor. Tüm sınav boyunca çaktırmadan etrafa saçtığı koku moleküllerini yakalamaya çalışıyorum. İlkbahar gibi kokuyor.
Bana hem çok yakın hem de gökyüzündeki yıldızlar kadar uzak ve erişilmez olan ve mutluluktan çok acı veren bu şeyle artık baş edemiyorum. Anlatacağım, anlatmazsam çıldıracağım. Özgür ve Suat' a anlatabilirim ama beni anlayamazlar gibi geliyor, onlar da en az İpek kadar uzak görünüyorlar o an. Aslında farkındalar bir şeylerin ters gittiğinden ama sorduklarında her şeyi bir refleks gibi inkar ediyorum. Umursamazca omzumu silkiyorum, hafif yandan dudağımı büküp gülüyorum, saçmalamayın olum diyorum, ne derdim olacak, inanıp inanmadıklarına emin olamıyorum. Bir derdim olduğunu düşünüyorlar.
Bir gün İpek okula gelmiyor. Ara sıra olur bu, çok zor geçer o gün, hatta bir keresinde iki gün gelmemişti, dünyanın güneşin çevresinde belki defalarca kez döndüğünü düşünmüştüm. Ertesi gün de gelmiyor, üç gün, dört gün.. O hafta hiç gelmiyor İpek. Yoklamalarda 'yok' diyorlar ona. Kahroluyorum. Oysa ben onu görebilmek için kırk derece ateşle bile geliyorum okula. O hafta sonu geçmiyor, geçmek bilmiyor. Pazartesi İstiklal Marşı' nda yine yok, sınıfta da yok. Hayal kırıklığım tarif edilemez ölçüde...
Sınıfa giremiyorum, bakıyorum sırası boş, kapıdan hızla geri dönüyorum, çıkıyorum okuldan, ne yapacağımı bilmeden. Suat ve Özgür peşimdeler. İpek diyorum, İpek yok, İpek niye gelmemiş?
Biliyorlar... İpek' in babasının çok borcu varmış, kendini asmış, annesi de üç çocuğunu alıp, köyüne Fatsa' ya dönmüş. Koskocaman bir meteor dünyaya çarpsın ve insanlığa dair ne varsa sonsuza dek evrenden silinsin istiyorum. İpek yoksa hiçbir şey olmasın. Sorarım size, hayatınızda kaç kez nabzınızı bulamadınız? Yokluğuyla birlikte her şeyimi kaybediyorum. Nabzım da dahil...
Melankolinin dibini boyluyorum sonraki günlerde... Biliyorum, hatıraları eksildikçe içimde, gökyüzü de azalacak onunla birlikte. Yıldız kaysın da İpek' i dileyeyim diye bakmayacağım artık geceleri yukarılara eskisi gibi. Aynı günü bin kez düşünüp, burçları okumayacağım bir daha. Bir uçak geçerken nereye gidiyor diye düşünmeyeceğim, sonbahar yapraklarına hüzünlenip, yazın denize, kışın yağan kara hayran kalmayacağım. Şarkılar onu söylemeyecek biliyorum. Hayallerim susacak, umutlu cümlelerim bitecek, ışıltılı tutkulu gözlerim sönecek. Dolunayı, ilk cemreyi umursamayacağım. Ellerimi bir türlü ısıtamayacağım. Yalnızlığım büyüyecek büyüyecek, Özgür ve Suat bile yabancı gelecek, hangi kalabalığa girsem yapayalnız hissedeceğim...

Not:Öykü kurgusal olup, görseller Wolfgang Lettl' e aittir.

5 yorum:

  1. Çok dokunaklı bir yalnızlık olmuş bu. Keşke İpek'e söyleyebilseymiş hissettiklerini...

    YanıtlaSil
  2. Devamını bekliyorum:) sürükleyici

    YanıtlaSil
  3. Bu öykünün devamı gelsin istedim okurken... O kadar içten, samimi ve düz ki... Sarmalıyor insanı ♥
    Kalemine sağlık arkadaşım..

    YanıtlaSil
  4. Kendimi gördüm... Kısmen.
    Çok yalnız ve çaresiz hissettiğim su su gunlerde

    YanıtlaSil
  5. Hiç sonu gelmesin istedim, akıcı, ilgi çekici, güçlü cümleler. Nabzımızın yittiğini düşünmüşüzdür hepimizin, hayatımızın en az bir anında. Yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil

haydi söyle :)