12 Şubat 2020 Çarşamba

Düdüklüde Kıymalı Bamya

DÜDÜKLÜDE KIYMALI BAMYA - İSTANBUL DT
Büyük Oyunu - 1 Perde - 1 saat 20 dakika
Yazan: Memet Baydur 
Yöneten: Serap Eyüboğlu
OYUNUN KONUSU:
Oyun, yaygınlaşan dedikodu ve eğitimsiz toplum kültürünü eleştirirken, bunlara karşı olanların ötekileştirilmesini sorguluyor. 
Sabah kahveleri, fal tutkuları ve içi boş anlamsız sohbetleriyle küçük burjuva kadınlarının duyarsızlıklarına komik bir bakış sergiliyor.
OYUNCULAR: 
Fazilet: Sevinç Niş - Aynur: Ayla Baki Yücesoy - Fahrettin :Emin Maltepe - İnci: Ece Koroğlu - Hamiyet: İpek Gülbir - Cemile: Demet Ergün - Nilgün: Türkü Deyiş Çınar - Uğur :Rami Çakır

Memet Baydur, (d. 9 Ağustos 1951, Ankara - ö. 24 Kasım 2001, İstanbul) Türk oyun yazarı.
1974 yılında İngiltere'ye giderek Londra Üniversitesi'nde sosyoloji eğitimi gören Baydur, öğrenimini yarıda bırakarak Türkiye'ye döndü. Kısa öyküler yazan Baydur'un bazı öyküleri yayımlanmaya başladı. İlk yazısı 1979'da "Yeni İnsan" dergisinde yayımlandı. Milliyet Sanat, Gösteri, Kitap-lık ve Sanat Dünyamız dergilerinde yazı ve öyküleri çıkmaya başladıktan sonra, 1982 yılında Afrika'ya giderek Kenya'da "Toplu İletişim Okulu"nda Sinema tarihi, sinematografi ve tiyatro üzerine dersler verdi. Diplomat olan eşi Sina Baydur'un atandığı görev yerleri nedeniyle değişik ülkelerde bulundu.
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nda sinema dersleri verdi, Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazdı. İspanya'ya gitti ve Madrid Uluslararası Akdeniz Tiyatro Enstitüsü'nün kurucu üyeleri arasında yer aldı. 1992'den itibaren Bonn Tiyatro Bienali'nin Türkiye danışmanlığını görevinde bulunan Memet Baydur, oyun yazarlığına Afrika'dayken başladı. Oyunlarında Türkçe dil kullanımı konusunda oldukça başarılı olan yazar, ABD'de tedavi gördüğü kanser rahatsızlığından sonra, genç sayılabilecek bir yaşta İstanbul'da yaşamını yitirdi.
İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunlarını bu yıl sık sık izleme şansı bulmaktan memnunum. Şu ana kadar hayal kırıklığı yaşatmayan temsiller izledim kendilerinden bu nedenle İDT' yi görünce çok düşünmeden bilet alıyorum. Bu kez turne kapsamında Altındağ Devlet Tiyatrosunun konuklarıydılar.
Düdüklüde Kıymalı Bamya, benim için farklı bir deneyim oldu. Daha önce metinden hoşlanmayıp, oyunculukları ise oldukça başarılı bulduğum bir temsil izlememiştim. 

Metnin bir mesaj kaygısı var. Üretmeyen, eşlerinin paralarıyla, evlerinde hizmetçi ile, eş dost komşuları ile gününü gün eden, televizyon dizileri, konken, güzellik reçetelerinden farklı bir gündemleri olmayan, kızlarına biçtikleri kaderin de kendileri gibi olduğu ve zengin bir eş ile evlenmeleri gerektiğini düşünen ev kadınlarına; komik diyemeyeceğim komik olmaya çalışan ama düzeyini tam olarak tutturamayan, eleştiriyi zaman zaman aşağılama ve alay boyutuna vardıran rahatsız edici bir üsluba sahip argosu fazla bir metin olduğunu söyleyebilirim. 
Konu şöyle: Bir evin salonu sabah saatleri Fazilet Hanım (Sevinç NİŞ)' ın eşi işe gitmiş kendisi gazete okumakta ve hizmetçisi Cemile (Demet ERGÜN)' den kahvesini beklemekte, kahve geciktiği için şikayet etmektedir. Aynı evde kalan dul kardeşi Aynur (Ayla Baki YÜCESOY) spor yaparak salona girer sahneye dahil olur. Üst kat komşuları İnci (Ece KOROĞLU) de onlara katılır. Rutinleri olduğunu düşündüğümüz bir sabah sohbeti başlar aralarında. Fazilet Hanım' ın kızı Nilgün (Türkü Deyiş ÇINAR) de gelir ve lise arkadaşı Postacı Uğur’un (Rami ÇAKIR) dedesi Fahrettin Bey (Emin MALTEPE)' in bugün kalacak yeri olmadığını ve geleceklerini haber verir. Fahrettin Bey farklı bir dede figürü ile güya ezberbozmaya çalışır. Kendi haline kaldığında torunu Uğur' un bu tip! insanlarla nasıl bir işi olabileceğini anlayamadığını söyler kendi kendine. Uzak tanıdıkları Hamiyet’in (İpek GÜLBİR) de gelişi ile oyuncular tamamlanır.
Yazarın, tüm toplumsal olaylara, ekonomik ve sosyal gelişmelere hatta savaş haberine bile duyarsızlaşmış üretmeyen -yazara göre küçük burjuva sınıfı- ev kadınlarına karşı eleştirisini, Postacı ve Dede figüründeki iki erkek üzerinden yapmaya çalışırken; bazı majör hatalara düştüğünü düşünüyorum. Zira, güya kültür çatışması yaşayan, evin üniversite mezunu kızını, bu karanlık bakış açısından kurtaracağını iddia eden Postacı Uğur' un o ana kadar hayatta nasıl tutunduğu, neler okuduğu ya da deneyimleri hakkında pek fikir sahibi olamıyoruz. Oyunun sonlarında cinsiyet üzerinden ev kadınlarına yapılan eleştiri (Uğur' un ev kadınlarına yaptığı iltifatlar ile hepsini etkilemesi) ironik ve komik olmaktan uzak, absürd dahi diyemeyeceğim kadar düzeysizdi. Yaşlılık kılıfı altında herkese aklına gelen her şeyi söylediğini iddia eden, farklı farklı meslekler denemiş, kibirli Fahrettin Bey' in ise sınıf eleştirisi yapamayacak kadar umursamaz bir yaşam tazına sahip olduğunu düşünüyorum.
Biraz da oyunculuklar :)

Dört kadın oyuncu Sevinç Niş, Ayla Bak Yücesoy, Ece Köroğlu, İpek Gülbir harika bir uyum içerisinde çok başarılı birer oyunculuk sergilediler. Birbirlerini çok iyi anlıyor ve tamamlıyorlardı tam bir ekip olmuşlardı. Özellikle Hamiyet performansı ile İpek Gülbir bir adım öndeydi. Cemile rolü ile Demet Ergün bu oyunda, Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2018 de "Yılın Umut Veren Kadın Oyuncusu" ödülünü almış, kesinlikle haketmiş ve biraz ağdalı bir tarzı olsa da oldukça başarılıydı. Rolüne çok inanıyordu ve izleyiciye enerjisini yansıtıyordu. Fahrettin Bey performansı ile Emin Maltepe, gelmiş geçmiş tüm baş karakterlerin hakkını verebilecek kadar güçlü ve deneyimli duruyordu sahnede. Daha sık izleyebilmeyi isterim kendisini. Uğur rolü ile Rami Çakır' ı biraz sönük bulduğumu söyleyebilirim sadece. 


İDT' ye teşekkür ediyor, sezona bol bol oyun izleyerek devam edelim diyorum :))

2 yorum:

  1. Keyifli oyunların sergilendiği, güzel ve verimli bir sezon olsun.

    YanıtlaSil
  2. Zaten kısıtlı oyuna gidebildiğim için burada ancak senin dediğini filmlerde yaşadıklarımla kıyaslayabiliyorum. Oyunculuğun şahane olduğu berbat filmler sırf o mimikler ve vücut dili için sonuna kadar gidiyor ve sonuç keyifli olabiliyor.

    Mutlu seyirlerin olsun ♥

    YanıtlaSil

haydi söyle :)