16 Aralık 2019 Pazartesi

Uçmak “HEZARFEN AHMED ÇELEBİ”

UÇMAK “HEZARFEN AHMED ÇELEBİ” - İSTANBUL DT
Büyük Oyunu - 2 Perde - 2 Saat 25 Dakika
Yazan Ömer F. Oyal
Rejisör Hakan Çimenser
OYUNCULAR:  Ahmed Çelebi: Tolga Evren  - Lagâri Hasan Çelebi: Emir Çiçek - Evliya Çelebi: Fikret Urucu - Yusuf Ağa / Dizdar: Orhan Kurtuldu - Ayşe Hanım: Ebru Unurtan Urağ  - Süleyman Efendi: Erdoğan Aydemir  - Gülfiraz: Zuhal Acar - Mustafa: Efe Erkekli, Onur Ulutaş - İbrahim: Bilal Ercan - Avcı: Eray Cezayirlioğlu  - Evliya Çelebi’nin Yazıcısı: Kubilay Ünal - Çocuk Ahmed: Ömer Faruk Çalışkan - 1. Çocuk Ege Demirci - 2. Çocuk Burak Batın Çelik
Halk, Ciğerci, Kahveci:  Abdurrahman Merallı, Erdem Bilgi, Hakan Sivlim,Muhammed Yıldız, Umut Akbıyık, Onur Ulutaş, Ahmet Kurt - Semazen: Abdurrahman Merallı - Şenlik Ekibi:  Abdurrahman Merallı, Ahmet Kurt, Başak Ova, Başak Rana Baysal, Canan Demirli, Erdem Bilgi, Hakan Sivlim,İrem Dilaver Ayturan, Kubilay Ünal, Muhammed Yıldız, Onur Ulutaş, Osman Eren, Özlem Karataş, Umut Akbıyık
OYUNUN KONUSU: 17. Yüzyıl İstanbul'unda gönlüne aklına uçmak fikrini sabitlemiş bir bin ilimli Ahmed Çelebi. Nişapur Camii'nden havanın o tatlı, insanı çeken boşluğuna kollarında kapı kanatlarıyla kendini bırakan Cevheri'nin izinden giderek kuşların uçuşlarını inceleyen ve insanların bir türlü anlayamadığı bir garip insan. Ne karısı, ne cariyesi bu isteğine anlam vermekte ne de etrafındaki diğer insanlar. Bir iz bırakma gayesi peşinde rakibi Lagari Hasan Çelebi'yle bir kavgalı bir fikir teatisinde Hezarfen. Varsa yoksa uçmak; havada süzülmenin kendine çeken duygusuna, düşüşün âlemlere sığmayan korkusu ve zevkine ulaşmak için tüm benliğini ortaya koymuş bir adam. Sultan IV. Murad'ın bu gayesinden haberi olmasıyla artık ciddiyete binen uçma sevdası, Hezarfen Ahmed Çelebi'nin hayat ve ölüm arasında gidiş gelişlerine dönüşür. Ya uçuş mümkün olacaktır ya da güneş o olmadan doğacaktır İstanbul'un üstüne...
İstanbul Devlet Tiyatrosunun yeni sezon oyununu, Ankara turnesinde 'Yerli Oyunlar Haftası' kapsamında Cüneyt Gökçer Sahnesi' nde izleme şansı buldum. Şu ana kadar izlediğim tüm oyunlar içerisinde oldukça üst sıralara yerleştirebileceğim, unutulmayacak bir yapımdı. Umarım tekrar izleyebilme fırsatı bulurum.
Perdenin açılışı tam bir görsel şölendi. Kendinizi bir panayırın, bir sirkin ortasında gibi hissediyorsunuz. Işıklar, sesler, kostümler, hokkabazlar, pehlivanlar, cambazlar, ateş çevirenler, tahtabacaklar ile nerede olduğunuzu unutuyorsunuz. Hareketli ve dönemin ezgilerini içeren müziğe şu ana dek hiç görmediğim ve çok beğendiğim bir ışık yönetimi eşlik ediyor. Işık ve görsel efektlere özellikle değinmek istiyorum. Çünkü sahneye yansıtılan görüntüler çok başarılı ve olay örüntüsü içerisinde çok yerli yerindeydi. Ahmet Çelebi' nin gördüğü rüya sahneleri sis eşliğinde çok güzel anlatılmıştı.
Sahnenin tam ortasına Galata Kulesi, daire şeklinde döner bir platformun üzerine yerleştirilmişti. Kulenin üzerine ışıkla yansıtılan tuğlaların sahne değişimlerinde uçarak yok olması, kulenin iki yanına yine ışıkla yansıtılan kanatlar hoştu. Arka planda ise değişen bazen deniz bazen şehir manzarasına bürünen görüntüler vardı. Sol taraf Ahmet Çelebi' nin evi, çalışma alanı olarak konumlanmış, sağ taraf ise kahvehane olarak düşünülmüştü. Dekor ve sahne kullanımını çok beğendiğimi belirtmeliyim.
Oyunun metni Ömer F. Oyal tarafından yazılmış ve Evliya Çelebi' nin Seyahatname' sine dayanıyor. Buna göre, Hezârfen Ahmed Çelebi 1632 yılında lodoslu bir havada Galata Kulesi' nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakmış ve uçarak İstanbul Boğazı' nı geçip 3558 metre ötede Üsküdar' da Doğancılar' a inmiş. Eserde, tüm bu sürecin öncesinde yaşadıkları, bu haberin dönemin padişahı Sultan 4.Murad' ın kulağına kadar gitmesi, çevresindeki hiç kimsenin ona inanmayışı, tüm olumuz koşullara rağmen tutkusunun peşinden giderek, amacına ulaşması konu ediliyor. Atlama zamanı belirginleştiğinde; Ahmet Çelebi' nin zevcesi ve cariyesi de dahil olmak üzere tüm herkesin onun ölüme atladığına neredeyse emin olması, sadece kendisinin atlamayıp uçacağını bir çok kez ifade etmesi, çok başarılı bir şekilde anlatılmış diye düşünüyorum.

Oyunculuk anlamında Ahmet Çelebi performansı ile Tolga Evren olağanüstüydü. Uçma tutkusunu ve gözlerindeki kıvılcımı görebildik. Bir kez uçtu ama o anı hayallerinde bize defalarca kez yaşattı. Oyunun sonunda, ip üzerinde yürüme sahnesi unutulmazdı. Hezarfen' ı oynamadı adeta Hezarfen oldu. Lagari' ye hayat veren Emir Çiçek ve Evliya Çelebi' yi canlandıran Fikret Urucu başta olmak üzere oyunculuk performanslarının çoğu başarılıydı. Gülfiraz rolü ile Zuhal Acar' ı donuk bulduğumu ondan herhangi bir duygu geçişi alamadığımı söyleyebilirim sadece.

Hakan Çimenser, reji koltuğunun hakkını vermiş kesinlikle seyir zevki veren harika bir iş çıkmış ortaya. Bu büyük prodüksiyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Uzun zaman sonra böyle harika şeyler de yapılabiliyormuş dedirten bir oyun izledim.
Ek bilgi olarak oyuna, THY' nın sponsor olduğunu okudum bir yerlerde...

Bir ek bilgi daha; 17. yüzyılda yaşayan Ahmed Çelebi' nin "Hezârfen" diye anıldığı bilinir. Hezâr, Farsça kökenli bir sözcük olup 1000 anlamına gelir. Hezârfen ise "bin fenli" (bilimli) yani "çok şey bilen" anlamına gelirmiş.

Seyahatname' den :
"İptida, Okmeydan'ın minberi üzere, rüzgâr şiddetinden kartal kanatları ile sekiz, dokuz kere havada pervaz ederek talim etmiştir. Badehu Sultan Murad Han Sarayburnu'nda Sinan Paşa Köşkü'nden temaşa ederken, Galata Kulesi'nin taa zirve-i belâsından lodos rüzgârı ile uçarak, Üsküdar'da Doğancılar meydanına inmiştir. Sonra Murad Han, kendisine bir kese altın ihsan ederek: 'Bu adam pek havf edilecek (korkulacak) bir ademdir. Her ne murad ederse, elinden geliyor. Böyle kimselerin bekası caiz değil,' diye Gâzir'e (Cezayir) nefyeylemiştir (sürmüştür). Orada merhum oldu."

4 yorum:

  1. Muhteşem görünüyor gerçektende.. kostümler, dekor.. konu zaten harika, izleyebilmeyi çok isterdim..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu İstanbul işte, Ankara olsa gözü kapalı git derdim sana :)

      Sil
  2. saool aklımda olsuun, hakan çimenser, iyilerden yaa :)

    YanıtlayınSil

haydi söyle :)