7 Ekim 2018 Pazar

Sevda Dolu Bir Yaz

SEVDA DOLU BİR YAZ | ANKARA DT
1 perde | 65 dk
Yazan : FÜRUZAN | | Yöneten : ERAY ESEROL

Kız -Kim olduğumu, kimlerden olduğumu bilmek istiyorum!
Anne -Ne diye anlatıyorum bunları? Baştan sona ne diye oynuyorum bütün bunları sana? Kim olduğunu, kimlerden olduğunu bil diye.
Osmanlıdan günümüze nesiler boyu devam eden kimlik kavgasını, Anne ve Kız, tüm hayatı sorgulayarak sona erdirmeye çalışırlar. Sevda Dolu Yazlardan başlayarak, Füruzan’ın güzelim Türkçesiyle…

OYUNCULAR : ŞEYDA AKOVA BALCIOĞLU - YAPRAK SELİN ONAT - AYŞE AKINSAL


Füruzan Kimdir?


Feruze Çerçi veya tanınan adıyla Füruzan (d. 29 Ekim 1932, İstanbul), Türk yazar.
Çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisidir. Türk öykücülüğünde genellikle "küçük insanlar" diye adlandırılan toplumun ezilmiş, hakkı yenmiş, duyarlıklı iç dünyaları keşfedilmemiş insanlarını yazmıştır. Öykünün yanı sıra şiirden, romana, gezi yazısından, denemeye, şiire ve çocuk kitabına kadar edebiyatın farklı türlerinde eserler vermiş, öykülerinin bazıları tiyatro sahnesine ve sinema perdesine taşınmıştır. 1970' li yıllarda en çok dikkat çeken üç kadın yazardan biri olarak Sevgi Soysal ve Adalet Ağaoğlu' yla birlikte anılır.
Gülsün Кaramustafa ile birlikte yönettiği Benim Sinemalarım filmi, Türk sinema tarihinin en başarılı eserleri arasında sayılır.
Bu sene tiyatro sezonunu Elif ile birlikte Ziraat Sahnesi' nde açtık. Oyunun tek perde oluşu ve konunun anne-kız karakterleri etrafında dönmesi seçim nedenimdi. Elif ilk yetişkin tiyatro deneyiminden başarı ile çıktı. İyi bir tiyatro izleyicisi oldu, metnin ağırlığı ve bazen konunun zor ilerleyişine rağmen sıkılmadığını ve daha çok oyun izlemek istediğini söyledi :) Bu kış hafta sonu matine izleyicilerine biz de dahil olacağız gibi görünüyor.
Füruzan bu eserinde 1940-50' lerden 1970-80' lere uzanan bir öyküyü anlatıyor. Öyküde dört kuşak var. Hikayede, İstanbul' da bir köşkte yaşayan zengin ve köklü bir ailenin; sert, otoriter Büyük hanım figürü, ilk kuşak olarak yer alıyor. Küçük bey (evin oğlu)' in, yoksul komşu kızı ile yaşadıkları ilişki sonucu doğan kız çocuğu ve bu çocuğun ailede kabul görmemesi sonucu gelişen olaylar; kötü anılarla dolu geçen hüzünlü bir çocukluk öyküsü anlatılıyor.
Köşkte, annesini hiç göremeden, babasına baba demesine bile izin verilmeden besleme olarak büyütülen kız çocuğunun, evlendirilip bir kızı (dördüncü kuşak) olması ile kuşaklar tamamlanıyor. Biz temsilde iki kadın oyuncu görüyoruz. İlki köşkte büyüyen ve karşımıza anne olarak çıkan Şeyda Akova Balcıoğlu ve kızı rolündeki Yaprak Selin Onat. Bir de Besime Kalfa var (Ayşe Akınsal) görüntüleri ile oyuna eşlik ediyor.
Oyunun geçtiği zaman ise 80' ler. Sahnede üniversite öğrencisi olan kızını, dikiş dikerek zorluklarla okutmaya çalışan bir anne ve onun geçmişe dair anlattığı hikayeleri izliyoruz.
Perde, İncesaz' ın solistlerinden Melihat Gülses' in nostaljik sesinden ''Rüzgar Kırdı Dalımı'' isimli buselik makamından bir eser ile açılıyor. Oyunda iki kadın oyuncu, oyun içinde oyun oynayarak geçmişte yaşananları rolden role geçip izleyiciye anlatıyorlar. Sahnede büyük hanım, dede, baba, kalfa, anne anneyi farklı farklı şekillerde görüyoruz. Çünkü bu rollere kah Şeyda Akova Balcıoğlu kah Yaprak Selin Onat giriyor.
Yönetmen Eray Eserol, Behzat Ç. dizisindeki Tahsin Amir:) Kostümler, dekor, müzikler, ışık ve sahne detayları iyiydi. Oyunculuk olarak Şeyda Akova Balcıoğlu' nu daha başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Anne-kız rolüne uygun olamayacak kadar yaşları yakındı ancak bunu ben kendi adıma sorun etmedim, hayal gücüm ile yaş farkını artırdım:) Metin; içine alan, sürükleyen, akıcı bir metin değildi. Oldukça hüzünlü ve dramatik bir öyküydü anlatılan ve finalde verilmeye çalışılan olumluluk bu duygusal ağırlığı hiç dağıtamadı. Final, oyunun içerisinde kayboldu. 
Bu oyunun, ulaşım ve zaman avantajı ile Ankara' lı tiyatro severler için güzel bir alternatif olabileceğini düşünüyorum ve her zaman olduğu gibi ''yaşasın tiyatro'' diyorum!

-"Babamla geçen tren yolculuğumu, sıkıntılı, kasvetli zamanlarımda, hatta düğünümde bile düşünmüşümdür.
Bana düğün de yaptılar elbette.
Ayaklı Singer dikiş makinem de çeyizimdendir."
-"Bir ara gözleri bana rastladığında, kimsenin seçemeyeceği çabuklukta, kışkırtıcı bir göz kırpmayla, kaçamak bir şekilde gülümseyiverirdi.
Beni severdi, biliyor musun severdi, sahiden severdi."
-"Bir de 'gençler birbirlerini görsünler' dendi.
Aman bilsen babanın nasıl da bembeyazdı elbiseleri. Ayakkabıları da öyle.
Denizaltıcı.
Boyu boyuma göre uzun, çenesi güzel bir adam. Denizgediklisi.
'Olur efendim' dedim. Ne diyecektim ki...
Evlendik."

4 yorum:

  1. Tiyatro bir başka. Yerini hiç bir şey tutamaz, bir başka sevda tutulması. Çok güzel anlatmışsın, keşke tiyatrolarımız maddi zorlukları yense ve perdeler hiç kapanmasa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için de tiyatro vazgeçilmez :) Teşekkür ediyorum :)

      Sil
  2. Okurken öyle çok özledim ki eski günleri... Her mahallede en az bir tiyatro olan,her hafta muhakkak bir oyun sergilenen sahneleri... Ne güzel ettiniz de böyle bir paylaşımı bizlerle buluşturdunuz. Kaleminize sağlık... İlgiyle izlemeye aldım sizi.

    YanıtlaSil
  3. Elif'in tiyatroyu sevmesine çok sevindim... Bu sene ana-kız harika bir bir ikili olacaksınız ♥ Ne güzel

    Keyifli bir tiyatro sezonu olur inşallah :)

    YanıtlaSil

haydi söyle :)