15 Ekim 2018 Pazartesi

Şenol Abi

Henüz mahallemize taşınırken dikkatimi çekmişti Şenol Abi. Eşyalar kamyondan indirilip yan binamızın üçüncü katına çıkarılırken, O ikili koltuğu saksı taşır gibi omuzlamış, verandadan kendisini şaşkınlıkla izleyen bana gülümseyerek göz kırpmıştı. 

Kısa süre sonra yaptığı güç gösterileri ile mahalledeki tüm çocuklar için büyük bir merak unsuru olmuştu. O da bizleri sevmiş ve sadece arkadaşlığımızı değil hepimizin hayranlığını da kazanmıştı. Çünkü birer tane bacaklarında koala olan, birer tane omuzlarında, bir tane de kucağında beş çocuğu birden taşıyabiliyordu:) 'R' harfini söyleyememesinin sevimliliği ile bizlerle sohbet etmekten hiç sıkılmıyor bize bir sürü hikayeler anlatıyordu. Bakkaldan gazoz, çekirdek ısmarlıyordu. Apartmandan çıkar çıkmaz etrafını saran çocuklardan görünmez oluyor, peşinde bir çocuk ordusu ile dolaşıyordu. Bisikletimiz mi bozuldu çare onda, düştük bir yerimiz mi kanadı doğru Şenol Abi'ye, kavgaya mı tutuştuk Şenol Abi çözerdi. 
Sadece çocukların değil büyüklerin de vazgeçilmezi olmuştu. O kadar güçlüydü ki herkes onu isterdi. Ev mi taşınacak, kum mu çekilecek, tamir işleri mi elinden gelmedik iş yoktu. Fındık toplama vakitleri en aranılan ırgat oydu. Hiç yorulmaz, gık demez akşama kadar gülümseyerek çalışır, en yüksek dallara, en imkansız uçurumlara iner bahçeyi kurtarmadan bırakmazdı. Fındık çuvallarını üst üste koyup ikişerli taşırdı. Hele babam bayılıyordu Şenol Abi' ye. Balığa çıkarken Şenol, ava giderken Şenol, fındıkta Şenol, başakta Şenol :)

Alt katlarında oturanlar hem onların ev sahibi hem benim yakın arkadaşlarımdı o yüzden kardeşim, ben, Ali ve Feyza öncelikli çocuklardık Şenol Abi nezdinde:) Bir de yeğeni Deniz vardı. Şenol Abi' nin ablası boşanmış, kızı Deniz ile birlikte onlara taşınmıştı. Biz beş çocuğa Şenol Abi bir yaz rüyası yaşatıyordu. 
Bir gün dedi ki ''Pıypıylı uçurtma yapacağım size, uçtukça pıy pıy edecek, biz de aşağıdan duyacağız''. Malzemeleri birlikte almış, üç çıtalı, altıgen, rengarenk, uzun kuyruklu uçurtmamızı hep birlikte yapmıştık. Sonra deniz kenarındaki boş alana gidip, uçurtmayı uçurmuştuk. Şenol Abi' nin o gün ne kadar mutlu olduğunu, belki bizlerden çok daha keyifli olduğunu hatırlıyorum. Hepimiz tek tek uçurtmanın ipini tutmuş, uçurtmayı yönlendirmeyi, yükseltmeyi, alçaltmayı öğrenmiştik. O hakimiyet duygusunu ve o gücü hissetmemizi sağlamıştı. Pır pır sesinin bizi çok mutlu ettiği harika bir gündü.  

O yaz en mükemmel tüftüf, en profesyonel sapan, en hızlı tornet, en büyük uçurtma, en güzel ok-yay, en çok gazoz kapağı ve en çok hava bizdeydi:)

Mevsim yazdı ve yüzmek bizim işimizdi :) Şenol Abi ile neredeyse havanın yüzmeye elverişli olduğu her gün limanın ucundaki Kumluk dediğimiz yere yüzmeye giderdik. Liman, mendirek de derdik, büyük kayalıklardan yapılmış bir dalga kırandı. En uçta üzerine tırmanmaya bayıldığım bir deniz feneri vardı. Kasabamız girişinde liman, çıkışında ise iskele olan bir kıyı kasabasıydı ve liman-iskele arası yüzebilmek çocukluğumun en prestijli deneyimiydi. Şenol Abi bir gün bize bu fikir ile geldiğinde kendimi uzaya çıkacak kadar heyecanlı hissetmiştim. Hepimiz yüzme biliyorduk ancak tedbiren simitlerimiz, kolluklarımız, paletlerimiz ile Şenol Abi' nin peşinde ördekler gibi nasıl mendirekten, iskeleye yüzüp geri gelebildik, düşündükçe hala şaşıyorum :) 
Şenol Abi çok spor yapıyordu ve çok güçlü akciğerlere sahipti. Suyun altında hareket halinde olmasına rağmen çok uzun süre kalabiliyordu. Bir gün dedi ki, ben denizin dibinde yürümek istiyorum:) Şnorkellerle onu izledik. Suyun altında devasa bir kayayı kucaklayıp, kaya sayesinde denizin dibinde yolda yürür gibi yürümesi, bir film sahnesi gibi gözlerimin önünden hiç gitmedi. Hatta bir süre sonra işi ilerletmiş o kayayla yürürken biz de beline sarılıp suyun altında onunla gezmeye başlamıştık. Bugün bu kadar iyi yüzüyorsam, bunu Şenol Abi' ye borçluyum.

Suyun altında bu kadar kalabilmenin farklı kazanımları da vardı; Şenol Abi en büyük ve en lezzetli midyeleri bizim için topluyor, onları taş ve tenekeden yapılmış düzenekte pişirerek afiyetle bizlere yediriyordu. Tuz ve ekmek ile yediğimiz bu atıştırmalık, çocukluğumun en lezzetli yiyeceği olmuştur her zaman. 

Şu an nerede ve ne yapıyor hiç bilmiyorum. Sonraki yazlar ya uzak bir inşaatta çalışmaya başlamıştı ya da ben biraz daha büyümüş farklı arkadaşlar bulmuştum. Ancak O, çocukluğumun en güzel yerinden bana hep gülümseyerek bakmaya devam etti. Şenol Abi, yetişkin kavramı ile bağdaşamayacak şekilde hesapsız, hevesli, coşkulu ve tertemizdi. Şenol Abi bir yetişkin değil, sadece biraz fazla büyümüş dev cüsseli bir çocuktu :)

Not. Görseller Pascal Campion.

12 yorum:

  1. Ahhh keşke o yumuşak dev adam hayatının bir köşesinde hala kalabilseydi... Nasıl sevilmelikmiş...
    O zamanlarda ne telefonlarımız baki, ne adresler... Kaybettik çoğumuz birbirimizi...
    Ama sana şahane anılar bırakmış sağolsun ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Şebnem gülümseyerek hatırlayacak güzel anılar bıraktı :)

      Sil
  2. Okurken sonunda Şenol Abi ye bi şey olacak diye ödüm koptu :)

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel, sıcacık kalmadı artık böyle güzel insanlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O gerçekten farklıydı ve belki hala var çevremizde göremediğimiz hayatımızı güzelleştirecek renkli insanlar :)

      Sil
  4. Öncelikle merhabalar :) Blogunuzu ilk ziyaretimde böyle güzel bir yazıyla karşılaşmak beni çok mutlu etti. İçim sımsıcak oldu :)
    Çok güzel bir yerde çok güzel bir çevrede büyümüşsünüz ne kadar da güzel.. Herkesin hayatına bir Şenol Abi lazım dedim okurken :)

    Sevgilerle ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Kamer:) Ben de senden sıcacık ve tarih kokan yazılar bekliyorum. Blogunu çok sevdiğimi de eklemek istiyorum :)

      Sil
  5. ayyyy yine duygulu bişi sendeeen. hani dizi kahramanı gibi sankii, eski bir dizi varmıştı yaa, bizimkiler kahramanı gibi sankiii. bi de şeye benziyoo, italyan filmlerineee :) tornatore filmlerineee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film gibiydi gerçekten hele o deniz altı yürüyüşü tam film :)) Teşekkürler...

      Sil
  6. Şenol abi için endişelenerek okudum, hayatlarımızdan Şenol abiler hiç gitmese keşke.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her mahalleye bir Şenol Abi kampanyası yapalım :))

      Sil

haydi söyle :)