28 Eylül 2017 Perşembe

Sarımsak Kokulu Hikayeler

Perşembe, Eylül 28, 2017 24
Geçen gün bir kitap evini gezerken gözüme ilişti. Ne kadar koku varsa hepsinin kitabı çıkmış. Papatya, manolya, lavanta, menekşe, yasemin kokulu hikayeler... Bizim hikayelerimiz hep sarımsak kokulu olurdu. Sarımsak kokuluydu akşamlarımız. Öyle mecaz yapıyorum falan da sanmayın, basbayağı buram buram sarımsak kokardık.

İlk memuriyet atamam üniversiteyi yeni bitirmiş sekiz kişi ile birlikte, güzide tatil beldelerimizden birine hem de Temmuz ayında olmuştu. Parayı da peşin peşin elimize sayınca veznedar; işe iki araba kiralayıp çevreyi keşfe çıkmakla başlamıştık. Biz gençlik kampı havasında Didim, Kuşadası, Bodrum, Marmaris, İzmir gezerken sonbahar gelince kampımızda evlilik rüzgarları esmeye başladı. Önce ben evlendim, peşimden sarımsakçı başı Melih.

Küçük bir kasabada kış aylarında sosyal çevreniz iyi değilse sıkılırsınız. Bizim sosyal çevremiz süperdi. Birbirimize yakın evler tuttuk, evcilik oynamaya başladık. Küçük yerlerin kader birlikteliği asker arkadaşlığı, yurt arkadaşlığı gibi. Çok güzel günlerimiz oldu birlikte, en derinlerimize dokunduk, çok fazla şey paylaştık ama en çok da yemeklerimizi. 
Görüşmediğimiz gün yoktu. Hafta sonları sabah kahvaltıları birimizde ise akşam yemekleri tedbili mekan diyerek hep beraber kalkılıp diğerimizde olurdu. Yemek yapmayı ve yedirmeyi çok severdi Melih. Sarımsak ise onun vazgeçilmezi. Menemen, çorba, ciğer, lazanya, balık, makarna, pide içi aklınıza gelebilecek her şey sarımsaksız bir hiçti. Taze sarımsakları ısırarak mı yemedik, sabah kahvaltılarında yağda yumurtalara, ikindileri ekmek aralarına mı koymadık, salatalarımıza mı eklemedik sarımsağı.

Damak tadı ve yemek kültürümüz çok gelişmiş, kütlelerimize üçer beşer ilave olmuş, dostluğumuz katmerlenmiş, evlerimize sarımsak kokuları sinmişti. Dördümüz naneli sakızların, en freş diş macunlarının, inatçı karanfillerin bile mücadeleye girişmeyeceği kokular içerisinde mutluyduk. Sarımsak kokuluydu akşamlarımız :)

Sonra ne mi oldu. Tayinlerimiz çıktı, çocuklarımız oldu. Bahanesi olmaz görüşememenin ama eskisi gibi olamadı. Uzakları yakın edemedik. Hep yanı başımdadır dostlukları. Ne zaman burnuma bir domates sosunda kavrulan sarımsak kokusu gelse o günlerin anısı canlanır hafızamda. 

Sarımsak kokulu akşamların sabahları da aynıdır hem, kaldığı yerden devam eder hep.

17 Eylül 2017 Pazar

9 Yaş Tekrar

Pazar, Eylül 17, 2017 14
Canım oğlum, sürpriz yumurtam, karabiberim;

Taze bilgilerin ışığında her zaman en güvenli yolların yolcusu oğlum. Bir yıl öncesinden yolunu ışıklandıran ablanın izinden attığın her adımda farklı güzellikleri bize gösterdiğin için sana teşekkür ediyorum.

İyilikte, doğrulukta, dürüstlükte, çalışkanlıkta hep ulaşmaya hatta geçmeye çalıştığın bir ablanın seni çok geliştirdiğini düşündüm içten içe. Kendini göstermeyi seviyorsun, bunun için sınırlarını geliştiriyorsun.
Sabırlı ve azimlisin. İleride hedeflediğin bir çok şeyi gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. 2,5 yıl istikrarlı bir şekilde satranç oynadın, çalıştın, dereceler elde ettin, ulusal, yerel bir çok turnuvaya katıldın. Sonra basketbol ilgi alanına girdi ve bu sene basketbol kursuna başladın. İlgi duyduğun her şeyin hakkını veriyorsun, başarmak için çalışmayı seviyorsun.

Temkinlisin, ailemize çok bağlısın. Babana, bana, ablana çok düşkünsün. Birimize bir şey olsa çok önemsiyorsun, sıkıca sarılıyorsun bize. Teması, öpülmeyi, koklanmayı çok seviyorsun. Sağlığına önem veriyor, sağlıklı beslenmeye çalışıyorsun. Sağlıklı olanı sevmeyi istiyorsun.

Elif' i çıldırtmak, bağırtmak, sinirlendirmek, gıcık etmek en büyük hobin :) Mütemadiyen çıldıran bir Elif' e maruz kalıyoruz, senin ise hiç sesin duyulmuyor. Elif olmadan nasıl sıkıcı bir hayatın olacağını ve onu çok sevdiğini sıkça dile getiriyorsun. Bunun dışında güzel, anlamlı bir iletişiminiz var.

9 yaşını bitiriyorsun bugün. Evin akıllı, uslu, güvenilir, anlayışlı çocuğu iyi ki aramıza katıldın, seni çok seviyorum, yeni yaşın kutlu olsun ! 

9 yaş Elif tık.


11 Eylül 2017 Pazartesi

Yumurta Meselesi

Pazartesi, Eylül 11, 2017 8
Tepe köydeki teyzemin evine giderken çok yorulmuş, su kenarında bir söğüt gölgesi ararken görmüştüm ilk kez. Gerisinde çok ağır bir yükü sürüklüyor, ağır ağır ilerliyordu. Yaklaştım ama ne taşıdığı şeyi seçebildim ne de yüzünü. Yoluma devam ederken hala aklımdaydı, kimdi neyin nesiydi.

İşim sattığım yumurtaların parasını teyzeme götürmekti. Kendisi artık yaşlanmış salı günleri pazara gelemez olmuştu. Hele ki bu Ağustos sıcağında. Annem demişti sevaptır yavrum diye. Bu yüzden Pazartesileri akşamüstü köye gidiş günümdü. Köyümüz kasabaya yaklaşık 6 km ama hep yokuş yukarı. Sonunda denizle buluşan nefes kesici bir vadi manzarası eşlik ederdi yoluma.
 Köye vardığımda teyzemi bahçede beni bekler bulurdum. Yüzünde yorgun bir gülümseme ile karşılardı beni. Parayı sayarak alır, yarısını geri verirdi, senin payın annene vermeyi de unutma diyerekten. Bu işi sevdiğimi bilir folluktaki son yumurtaları toplama görevini bana bırakırdı. Uyumaya çalışırken sabahki yorucu yürüyüşü ve kaç yumurtam olduğunu, kaç lira kazanacağımı hesap ederdim. 
Gün doğmaya 2 saat kala teyzem elinde kahvaltı çıkını ile gelir, uyandırırdı beni. İçi saman dolu şeleğe özenle istiflediği yumurtaları zayi etmeden pazara ulaştırmanın sorumluluğunu almış olmak beni hem gururlandırır hem endişelendirirdi. 

Sırtımda şelek yola düzülüp güneşin tam olarak yolun neresindeyken doğacağını hesapladım. Kahvaltı molasını tam da orada verecektim. Nereden bilirdim zebani gibi karşıma dikileceğini. Dev gibi cüssesi, yaralı çirkin yüzüyle karşı karşıya kalınca korktum. Yumurtaları çalacak sandım ama derdi o değilmiş. Benden süt istedi. Çıkınımdan teyzemin taze kaynattığı sütü çıkarıp verdim, içti büyük bir açlıkla. Kalan son bir kaç yudumu ise yere döktü. Eğilip yerden kaldırdığı bir bedeni bacağından sırtlayıp çeke çeke götürmeye devam etti.

Arkasından bakakaldım, korkudan şaşkınlıktan yerimden bir milim kımıldayamamıştım. Neydi sütün anlamı, neden bir kısmını o bedenin üzerine dökmüştü, neden yanıktı yüzü, dağlarda ne arıyordu? Üzerinden tam on yıl geçti etkisi hala dün gibi. Rüya mıydı, hayal miydi, gerçek miydi bilemedim hiç. Bir kaç arkadaşıma üstü kapalı anlattım, dalga geçtiler. İşte teyzemin yumurtalarını satmayı o gün bıraktım. 

Not:Öykü hayal ürünüdür.

4 Eylül 2017 Pazartesi

2017 Yazı

Pazartesi, Eylül 04, 2017 20
Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında Altınoluk' taydık :) Tabi tamamında değil ama Haziran sonuna, Eylül başına kıyısından köşesinden yetişerek orada toplamda biz 5 hafta geçirdik, çocuklar ise 6 hafta geçirdiler.

Anneannemiz, dedemiz, kuzenlerimiz, teyzelerimiz hatta en son bir kaç günlüğüne babaannemiz, halamız ile güzel anılar biriktirdik. Altınoluk bizim ikinci evimiz, ikinci adresimiz artık.
Her sene olduğu gibi havuz, deniz, aquapark, tekne turu, naturland, Akçay, Altınoluk, Ören Burhaniye gezileri, sabahları yaptığımız sonu denizle buluşan 5 km lik doğa yürüyüşleri rutindi. Farklı olan ve hafızalarımızda en çok iz bırakan, bize tatil içinde tatil yaşatan ise Taylıeli Köyü, Bozcaada, Çanakkale, Gelibolu gezilerimizdi.  
Çanakkale' yi çok sevdim. Çok yaşanılabilir buldum. İleride bir şehir değişikliği düşünürsem ilk aklıma gelecek yerlerden biri olacak.
Tabletler maalesef okulların kapanması ile hayatımızın vazgeçilmezi oldular. Çocukları suçlayamıyorum çünkü sanırım ben de telefon bağımlısıyım :( 
Ancaak :) Neyse ki hala kitap evlerinde keyifli vakit geçiriyor ve bol bol kitap okuyoruz. Ve neyse ki okulların açılmasına az bir zaman kaldı. 
 
Çocuklarla bu yaz geçen yıllardan daha fazla çatışma yaşadık. Çünkü kendi kararlarını kendi almak isteyen ve büyüme sancıları çeken bir sütlü çikolatamız ile çevresindeki tüm abileri kendine rol model alan ve tüm olumsuz yönlerini kapan bir bitterimiz var :) 
Bu yıla kadar şehitlikleri görmeyi ertelemiş çocukların biraz daha büyümelerini beklemiştik. Doğru yapmışız, hem duygusal hem fiziksel olarak gayet tatminkar bir gezi oldu. Bozcaada' nın tam olarak hakkını veremedik diye düşünüyorum. Pazar kuruluydu, müze kapalıydı, çok sıcak olduğu için kaleyi ve sokak aralarını çok iyi gezemedik. Ama dondurma ve kurabiyelerine bayıldık :) 
Güzel bir yaz tatili geçirdik şimdi ise maalesef işlerimize dönme ve okul hazırlıklarına başlama vakti :)
Bu sene Eren 4.sınıf, Elif ise 5.sınıf. Elif' in orta okula geçmesi ve yeni okulu beni heyecanlandırıyor. Umarım tüm çocuklar, veliler ve öğretmenler için güzel bir eğitim-öğretim yılı olur.
DEVAMINI OKU