22 Şubat 2018 Perşembe

Gün Batımı


GÜN BATIMI | ANKARA DT
1 perde | 55 dakika
Yazan : . | Oyunlaştıran : ALİ İHSAN KALECİ | Yöneten : ALİ İHSAN KALECİ

KONU :
Uzun ve karanlık bir gece başlar. Shakespeare’in kahramanları kendi kaderleriyle karşı karşıyadır. Ölüm ve yaşam bir aradadır. Mevlana’nın hikayeleri ve bu hikayelerden gelen sufi bakış ile Hamlet, Macbeth, Othello gün atımına ulaşmak isteyen insanlığın ortak serüvenini dile getirir.

OYUNCULAR: 
MEHTAP ÖZTEPE-SÜKUN IŞITAN-SUAT KARAUSTA-DİLEK BOZKURT-AYLİN DİNÇ-NESLİHAN DERYA DEMİREL-BAŞAK POLAT KARSAVURAN

İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi, Ankara' nın en sevdiğim sahnelerinden biri. Salona girince sahnenin ahşap kokusunu alabildiğiniz başka bir yer var mı, bilmiyorum. 

Oyuna Shakespeare’ e sufi bir bakış açısı, doğu-batı sentezi görebilme beklentisi içerisinde, heyecanla gittim. 
Oyunda anlatıcı(Dilek Bozkurt); Mesnevi içerisinde yer aldığını tahmin ettiğim bir öykü anlatıyor. Burada bir gece yolculuğu, bir kervanın bir dere kenarına gidip, konaklayıp geri dönüşü, çocukluğa dair bir anlatı şeklinde veriliyor. Anlatı metninde üç benlikten bahsediliyor. Bunlar gece yarısı (Kıskançlık-Othello), zifiri karanlık (Hırs-Macbeth), alacakaranlık(İntikam-Hamlet) olarak imgeleniyor. Yazar tarafından hedeflenen Mesnevi' nin içerisinde Hamlet, Macbeth ve Othello' yu bir öykü gibi sunabilmekmiş. Oyunda bunların can alıcı noktaları ve final sahneleri yeniden izleyiciye aktarılıyor. Son mesajda ise sufi felsefesine uygun olarak hayat ve ölümün yakınlığı, insanın egolarından ve olumsuz duygularından arınması gerekliliği kendi kültürel öğelerimiz kullanılarak, şiirsel ifade ve tiradlar ile verilmeye çalışılıyor.
Oyunculuklarda Mehtap Öztepe ve Sükun Işıtan lokomotif konumda ve gayet başarılılardı. Ama diğer oyunculuklar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Suat Karausta' yı daha önce Yeraltından Notlar oyununda uşak rolü ile izlediğimi hatırlıyorum.
Kocaman sahnede dekor olarak sadece bir kaç mum kullanılmıştı. Bomboş sahne, oyuncuların dans ve hareketleri ile doldurmak istenilse de, iyi bir koreografinin eksikliği şiddetle hissediliyordu.

Müzikal anlamda oyunu gayet başarılı bulduğumu da belirtmeliyim. Ve ilk kez müzisyenlerin oyunculardan daha fazla alkış aldığı bir temsil izledim :)

Sonuç olarak yazarı olmayan bir oyuna gitmek, sonunu bilmediğin bir yolculuğa çıkmak gibiymiş :)

Geçişler arasında ise daha önce “Cerag”; “Türk Dünyasında Atın Türküsü” ve “Türk Dünyasından Esinler” gibi albümleri bulunan İrfan Gürdal; oyun boyunca arka planda, üç kişilik müzik ekibiyle canlı olarak Saadi ve Hafız’dan şarkılar söylüyor.Iklığ; rubap; davul gibi, Türk dünyasına ait müzik aletleri ile keman tınıları, zaman zaman koroya, zaman zaman karakter oyuncularının şiirsel sözlerine eşlik ediyor.













4 yorum:

  1. ya beni de götürsene tiyatroya uzaylı gibi okuyoruz burda yazılarını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Götüreyim de bu olmaz. Seninle 2.Katile gidelim, o süper. Hamlet geliyor bak İDT Turnesi heyecanla bekliyorum, kaçırma bak :))

      Sil
  2. Merhaba, yazınız için teşekkürler. Blog yazarlarının sosyal paylaşım ve buluşma noktasına sizleri de bekleriz. Böylelikle içeriklerinizi diğer blog yazarlarına tanıtabilir ve diğer blog yazarlarıyla kolaylıkla iletişim kurabilirsiniz. İyi çalışmalar. http://blogworld.com.tr.ht/

    YanıtlaSil

haydi söyle :)