2 Ocak 2018 Salı

Şempanzeler

ŞEMPANZELER | ANKARA DT
2 perde | 1 saat 50 dakika
Yazan : SİMON BLOCK | Çeviren : İLKSEN BAŞARIR | Rejisör : A. SİNAN PEKİNTON
KONU
Sıradan bir cumartesi... Bebek bekleyen genç çift alışverişten dönmüş, haftasonu planları yapmaktadır. İstenmeyen satıcıların evlerine gelmesiyle hayat, para, sevgi, güven kavramları üzerinden ilişkilerini sorgulamaya başlarlar.

OYUNCULAR:
OLCAY AKIN KAVUZLU
ESAT TANRIVERDİ
DENİZ GÖKÇE KOÇMAN
MEHMET DEMİRALP

Yılın son temsilini yılın son iş günü Şinasi Sahnesinde izledim. Bu senenin yeni oyunlarından biri Şempanzeler. İngiliz oyun yazarı Simon Block tarafından yazılmış ve İlksen Başarır dilimize çevirmiş.
Şempanzeler ile Grönholm Metodu arasında bağlantılar buldum kendimce;
-4 kişilik oyunlar
-Sinan Pekinton rejisör
-Deniz Gökçe Koçman oyuncu
-Kişi zaaflarından çatışma çıkaran psikolojik savaş var her iki metinde de.
Açılışta morgage kredisi ödeyen, bebek bekleyen genç bir çift ile karşılaşıyoruz. Mark (Esat TANRIVERDİ) posta dağıtıcı işinden yeni ayrılmış bir ilüstüratör. Evde çocuklar için resimli alfabe kitabı hazırlamaya çalışıyor, kitabını bitirip, basıp, güzel bir geri dönüş almayı hedefliyor ancak henüz sadece A-Ayı, B-Balık harflerini tamamlayabilmiş. Stevie (Deniz Gökçe KOÇMAN) ise grafiker. Çalışan, modern, sert şehirli kadın rolünde.

Oyunda asıl çatışma eve ücretsiz keşif yapmak için gelen ama asıl amaçları tabi ki izolasyon satmak olan yüzsüzlük derecesinde ısrarcı iki pazarlamacının Lawrence Davidson (Olcay Akın KAVUZLU) ile Gabriel James (Mehmet DEMİRALP) ortaya çıkması ile başlıyor.
Oyun ilk sahnesinden son sahnesine kadar psikolojik gerilim ve çatışma içeriyor. Ne pahasına olursa olsun satışı amaçlayan pazarlamacılar bizi o dünyanın tüm acımasızlığı ve çirkinliği ile karşı karşıya bırakıyor. Zayıf karakter olan Mark üzerinden baskı yaratan; çiftlerin zayıf yönlerini ortaya çıkarıp, birbirlerine düşürmeyi bir pazarlamacılık yöntemi olarak gören satıcılar izleyici üzerinde tiksinti uyandırıyor.  
Oyun arasına buz gibi İngiliz esprilerine maruz kalıp, zayıf ve düşük tempolu bir metni kurtaramayan usta oyuncular izlediğimi düşünerek çıktım. Ancak ikinci perdede fikrim tamamen değişti. Lawrence' ın baskın kadın karakter Stevie' yi kendi kızı ile özleştirip tekrar insan olmaya başlaması ile oyun yeni bir ivme kazanıyor. Kişilik çatışmalarının dozu artırıyor, oyunculuklar tırmanıyor, başarılı bir gerilim tüm salonu geziyor, psikolojik savaş ortamı, herkesin tüyleri diken diken, seyirciye sirayet eden duygu geçişlerinden göz gözü görmüyor ve salon karanlığa büründüğünde evet belki bir alkış tufanı kopmuyor ama kesinlikle verilmek istenen mesaj ve duygunun yerine ulaştığına emin oluyorsunuz :)))
Oyunculuk anlamında Olcay Kavuzlu' yu ilk kez izleyen biri olarak kendisine hayran kaldım. Uzun süredir ADT' de olan tek kişilik oyunu Kontrabas' i izleyememiş olduğum için çok üzüldüm. Deniz Gökçe' nin ikinci perdedeki performansı harikaydı. Esat Tanrıverdi ve Mehmet Demiralp de karakterlerinin hakkını vermiş diye düşünüyorum.

Bu arada oyunda şempanzelerle ilgili hiçbir şey göremeyip de oyunun adının neden bu olduğunu benim gibi merak etmiş olabilirsiniz:
Mark A’ya Ayı (özgün metinde Armadillo), B’ye Balık (özgün metinde Bunny) çizmişken üçüncü harf C’ye ne çizecek acaba? Chimps! Şempanzeler… Bu başlıkla Simon BLOCK bize üçüncü harfi değil, üçüncü harfi çağrıştıracak insanları işaret ediyor aslında.
Çıktığınızda biraz allak bullak, biraz gergin hissediyorsunuz kendinizi. Oyun eğlence vadetmiyor ve  kesinlikle herkese hitap etmiyor. Ama kategorisinde çok başarılı ve izlenmesi gereken bir oyun olduğunu düşünüyorum.

Tiyatrolu bir yıl diliyorum :)))

10 yorum:

  1. ayyy harika ne kadar güzel ,tiyatroya gitmeyeli o kadar oldu ki:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teknolojinin alıp başını gittiği bu çağda, tiyatro bana vaha gibi geliyor:))

      Sil
  2. Bu tarz psikolojik gerilimleri severim aslında ben. Tiyatro da başarılı sergilendiğinde insanlar üzerinde daha etkili oluyor..
    İyi ki gitmişsin ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başarını ve profesyonel bir oyun izlemek çok iyi hissettiriyor kesinlikle :)

      Sil
  3. rejisörün soyadı pek havalı Niyan :) şempanze diye size demiş zannımca :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak şimdi.Üstüme alınmamıştım ama sen deyince şey oldum yaa... Bize mi demiştir diyosun:)))

      Sil
  4. Nihancım hep sorucam unutuyorum, bilet bulmada sıkıntı çekiyormusun ben ne zaman almak üzere dakikası dakikasına bilgisayar başında beklesem saniyeler içinde yerler bitiyor, resmen küstüm bu duruma ve artık şu oyun güzelmiş gidelim hayalleri kurmuyorum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deryacım her oyun olmasa da bazıları için durum dediğn gibi. İyi bir konumda rağbet gören bir oyun izlemek istiyorsan gişeden bilet almalısın.

      Sil
  5. Türkiye ye her gityiğimde mutlaka tiyatroya gidiyorum.Ayrı bir sevda benim için.
    Sevgiler canım

    YanıtlaSil

haydi söyle :)