Yanık

YANIK | İZMİR DT
2 perde | 3 saat
Yazan : WAJDİ MOUAWAD | Çeviren : CEM EMÜLER | Yöneten : BARIŞ ERDENK
KONU: Lübnan iç savaşından sonra Kanada’ya göç eden Nevval Marvan, Uluslararası Ceza Mahkemelerinin ön duruşmalarını takip eder. Ve bir gün konuşmamaya karar verir. Hayatının son 5 yılını bir hastanede, kimsenin nedenini bilmediği bir sessizliğe gömülerek geçirir. Ölümünün ardından bıraktığı vasiyet ikiz çocukları Janine ve Simon için tam bir yıkım olur. Annelerinin son arzularını yerine getirmek için yapmaları gereken yolculuk sadece dünyanın öteki ucuna değildir; köklerine doğru uzun ve derin bir yolculuktur bu. Zira yaşamda öyle gerçekler vardır ki ancak keşfedildikleri zaman anlam kazanırlar.
OYUNCULAR: METİN SADIK YAĞCI-MUSTAFA ÇOLAK-SEVİLAY ÇİFTÇİ-ECE ERİŞTİ-M.ASLI SİNKE-ŞEBNEM DOĞRUER-HANDE GÜRLER-ARİF YAVUZ-SERDAR KAMALIOĞLU-ÖMER POLAT-YILDIZ AKBIYIK-EGECAN İNTEPELER-DENİZ YAĞCI-DENİZ TAYLAN TOMBUL

İzmir Devlet Tiyatrosu' nun kısa bir süre Ankara turnesinde olan bu oyununu kaçırmadığım için çok mutluyum. İzmir Devlet Tiyatrosu sanatçıları ile tanışma şansını elde ettim böylece. Eseri Ulus' ta Küçük Tiyatro'da izledim. Oranın bende ayrı bir yeri var, binanın atmosferini çok seviyorum. Oyuncular temsil boyunca sahnenin her alanını kullandılar. Hatta sahnenin dışına taştılar. Öyle ki aynı anda üç farklı durum, sahnenin farklı yerlerinde, farklı oyuncularla eş zamanlı sahnelendi. Sanki tiyatro değil de bir film izledim. Tiyatroda üç saatin böyle hızlı akmasına çok fazla tanık olmuyorum.

Incendies (Yangınlar) Hakkında: Lübnan asıllı Kanadalı Wajdi Mouawad’ın 2003 yılında yazdığı Incendies, 2010 yılında Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve tarafından aynı adla sinemaya uyarlanmış. Bu oyun, Cem Emüler tarafından Yanık adıyla tiyatromuza kazandırılmış ve ilk olarak 20 Ekim 2011 tarihinde izleyicisiyle buluşmuş.
Oyunun Konusu: Ömrünün son beş yılını sessizlik içinde geçiren Nevval Mervan, ikiz çocuklarına bu sessizliğinin anlam bulması için bir vasiyet bırakır. Nevval Mervan' ın noter arkadaşı Alphonse Lebel tarafından uygulatılacak olan bu vasiyete göre; ikizlerin hiç görmedikleri babaları ile varlığından bile haberdar olmadıkları abilerini bulmaları ve onlara annelerinin bıraktığı birer mektup vermeleri gerekmektedir. İkizlerden erkek olan Simon (Mustafa Çolak) abisine, kız olan Janine (Ece Erişti) ise babasına verecektir mektubu. Başta vasiyeti gerçekleştirmek konusunda tereddüt yaşarlar ama sonra kendilerini annelerinin köyünde Lübnan' da bulurlar. Eş zamanlı olarak anneleri Nevval Marvan' ın bir savaşın ortasında mülteci olarak milislere karşı nasıl mücadele ettiği ve neler yaşadığı da anlatılır.

Bu metin; savaş ve vahşet ortamında insanların nasıl canavarlaşabileceğini anlatan bir savaş romanı, farklı bir coğrafyada annelerinin geçmişinin izini süren iki kardeşin yaşadıklarını anlatan bir polisiye, işkencelerin, işkencecilerin, çocuk ölümlerinin kol gezdiği bir insanlık ayıbı, en kötü anlarda bile yapılabilecek bir şey olabileceğini anlatan bir direniş destanı, en zor zamanlarda sımsıkı sarılabileceğin bir arkadaşın varsa ayakta durabileceğini anlatan bir dostluk öyküsü, size ne kadar kötülük yapmış olsa da yine de o insanı sevebileceğinizi anlatan çarpıcı sonuyla çok büyük bir trajediydi.

Oyuncu kadrosu genel olarak çok etkileyiciydi. Kesinlikle izleyici olarak içeri aktığımı hissettim. Nevval Marvan karakterinin gençlik-orta yaş ve yaşlılık evresini üç farklı oyuncu canlandırıyor. Yaşlılığını canlandıran Şebnem Doğruer beni yüreğimden yakaladı ve bırakmadı :) İzmir Tiyatrosunun usta isimlerinden Metin Sadık Yağcı noter rolü ile başarılıydı. Arif Yavuz üç farklı karakteri ustalıkla canlandırdı. Ebu Tarık, Sevda, Vahap hepsi akılda kalıcı karakterlerdi. Ece Erişti' nin duru güzelliği ve büyüleyici ses tonu oyunculuğu kadar etkileyiciydi. Yönetmeni, dekoru, müzikleri, kostümleri ile emeği geçen herkesi tebrik etmek gerekiyor. Böyle çok yönlü ve zor bir kurgunun üstesinden harika bir şekilde gelmişler.

Oyun bittiğinde savaşın korkunçluğu, geleceğe dair korku olarak içinize oturuyor. Ve bu karanlık içerisinde cılız bir mum ışıldıyor: 'birlikte olduğumuz sürece her şey yolunda' Gözyaşlarınızı tutamadığınız anlarda oyuncularla birlikte ağlıyorsunuz. Hayatın acımasız gerçeklerini ve büyük bir acaba böyle bir şey mümkün olabilir mi sorusunu çantanıza koyarak salonu terk ediyorsunuz.

Gelelim sinema filmine : İlk kez bir tiyatro eserinin sinema uyarlamasını izledim.


Orijinal adı: Incendies (İçimdeki Yangın) 2010 yapımı
Yönetmen: Denis Villeneuve
Oyuncular: Rémy Girard, Lubna Azabal, Mélissa Désormeaux-Poulin
Tür: Dram
Ülke: Kanada
Özet ve Detaylar: Polytechnique filmi ile dikkatleri üzerine çeken yönetmen Denis Villeneuve, bu sefer yazar Wajdi Mouawad'ın bol ödüllü tiyatro oyunundan sinemaya taşıdığı trajik bir hikaye ile karşımızda.
Aile dostları olan bir avukatın çağrısı üzerine annelerinin ölümünün ardından kendilerine yazılmış bir mektupla karşılaşan ikiz kardeşler Jeanne ve Simon, ölen annelerinin son arzusunu yerine getirmek amacıyla Lübnan'a doğru yola çıkarlar. Simon ilk başta isteksiz davransa da bir süre sonra o da kardeşi Jeanne'e katılır... Aradan geçen yıllar, ailenin tarihini karmaşık bir hale getirmişse de, çocuklar bu serüvenin izlerini sürmeye kararlıdırlar. Fakat gün geçtikçe daha fazla deştikleri geçmiş, kardeşleri yürek burkan gerçeklerle yüz yüze getirecektir. Orta Doğu'daki iç savaşın en karanlık dönemine ışık tutan İçimdeki Yangın, En İyi Yabancı Film Oscarı'na da aday gösterilmişti.

Sinema uyarlaması da tiyatro kadar çarpıcı ve sürükleyiciydi. Arada bazı farklar vardı. Tiyatroda önemli bir karakter olan Nevval' in arkadaşı Sevda filmde yoktu. Annenin oğlunu tanıması için kullanılan simge filmde bir dövme, tiyatroda palyaço burnu objesiydi. Ebu Tarık' ın savaştan sonra filmdeki ve tiyatrodaki yaşantıları farklıydı. 

Oyunu izlemeye gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz. En kötüsü böylesini Türk filmlerinde bile görmedik dedirten bomba gibi bir hikayeniz olacak. Eğer tiyatroya gitme şansınız yoksa filmi kaçırmamalısınız. Uzun süre zihninizi meşgul edecek ve çok etkileneceksiniz.
Share on Google Plus

Anne Kaleminden

Yazmak hayatımın her döneminde kendimi ifade edebildiğim en iyi yöntem oldu ve şimdi çalışan iki çocuklu bir annenin arta kalan zamanlarında biriktirdiklerini yazarak paylaşmaya çalışıyorum.

6 yorum:

  1. Çok ilginç bir konuymuş, 5 yıl bilerek konuşmadan durmak! Kolay şey de değil, ancak ençok bir insan size ne kadar kötülük yapmış olsa da onu sevebilmek kısmı bana zor geldi, sanırım yapabileceğim bir şey değil bu. Değil bana, bir başkasına bile kötülük yapanlara tahammül edemiyorum.
    Çok teşekkürler
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama Müjde Hanım mutlaka filmi izlemelisiniz. Çünkü esas can alıcı noktayı yazmadım ben. Bir de izledikten sonra yorumunuzu değerlendirin derim :) Sevgiler saygılar bizden :)))

      Sil
    2. Öyle mi aaa şimdi merak ettim...inşallah izlemek isterim ama ben Ankara'dayım:(((buraya da gelirlerse seve seve izlerim...:)
      Bu arada Müjde deseniz yeterli öyle resmiyete gerek yok tabii yani nasıl içinden geliyorsa öyle de:)))sevgiler, saygılar karşılıklı:)))

      Sil
    3. Ama sinema filmi de var onu da izeleyebilirsiniz. Ankara' ya tiyatrosu zor gelir bir daha :)

      Sil
  2. Kesinlikle, her sahnesi, her replik dolu doluydu. İzmir de sahnesinde izlediğim ve çook etkilendiğim bir oyundu. Sevgili Şebnem ve Hande ve Aslı Nevval'i bölümler halinde çok iyi anlattılar. Tabii ki, tüm oyuncularda aynı hazzı almak muhteşem ...Bence de son vuruş açıklanmamalı :)
    Ben de blogumda yazmıştım.
    Kaleminize sağlık :)
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum. Ben de çok beğendim ve etkilendim :)

      Sil

haydi söyle :)