22 Ocak 2017 Pazar

Evde Hologram Piramit

Pazar, Ocak 22, 2017 13
Tesadüfen denk gelip hayran kaldığım çok kolay bir deneyimi sizlerle paylaşmak istedim. Evde hologram görüntü oluşturabilmek için sadece bir cep telefonu, asetat kağıdı, bant ve makas gerekiyor. Aslında tabletler ile daha büyük görüntü elde edilebiliyormuş ama onun ölçüleri daha farklı biz cep telefonu için hologram piramidi yaptık.
Öncelikle 6 cm tabanı, 3,5 cm yüksekliği ve 1 cm tavanı olan bir kalıp hazırlıyoruz. Asetat kağıdından 4 adet bu kalıptan çıkarıyoruz ve bant ile birleştirerek piramit oluşturuyoruz. Yapımı gerçekten çok kolay ve oldukça kısa sürüyor. 
Ve telefonumuzda bir hologram videosu açıyoruz. Youtube da bir sürü video ile karşılaşacaksınız. Sonra piramidimizi dar kısmı görüntünün tam ortasına gelecek şekilde yerleştirip, videoyu başlatıyoruz. Işıkları kapatırsanız görüntü netleşecektir. Son kare videonun üstten görünüşü.

Başta ben olmak üzere bu görüntüyü çocuklarla epey bir hayran hayran izledik. Farklı videolar açarak hoş vakit geçirdik. Kah kelebekler uçurduk, kah havai fişek patlattık. Velhasıl güzel bir deneyimdi, hepinize tavsiye ederiz :)

18 Ocak 2017 Çarşamba

Beşiktaş

Çarşamba, Ocak 18, 2017 15
Ortaokuldayım, fanatik Beşiktaş' lıyım. Bırakın ilk on biri yedek kulübesini bile sayabilirim. Metin-Ali-Feyyaz dönemi. Tüm maçları izliyorum, televizyonda yoksa radyodan mutlaka takip ediyorum. Sanıyorum ki ben izlemezsem gol yiyecekler, yenilecekler. Yenildikleri zaman kahroluyorum. En büyük hayalim maça gitmek. Sınıftan bir arkadaşım var, adı Olcay. Çok seviyorum O' nu. O da fanatik Fenerli. Biz nasıl sıkı arkadaşız, aramızdan su sızmıyor. Birer defterimiz var. Benimki Beşiktaş, onunki Fenerbahçe. Fikstür tutuyoruz, averajına kadar. Fotoğraflar kesip yapıştırıyoruz. Bilmediğimiz tezahürat yok. Hepsini yazıyoruz defterlere. Boş derslerde açıp defteri tezahürat ediyoruz. Ben Beşiktaş diyorsam, O Fenerbahçe, ben kara kartal diyorsam o sarı kanarya diyor belli yerlerde.
Olcay basketbolcu. Beden Eğitimi derslerinde öğretmen gruplara ayırıyor bizi. Olcay basketbola geçiyor. Okul bahçesinin yan tarafı toprak futbol sahası. Aslında futbol oynamak istiyoruz ama sadece erkekler oynuyor futbolu, cesaret edemiyoruz. Bir gün dedim ki 'Olcay ben futbola geçeceğim'. Geçtim de. Bütün erkekler güldü bana, bir kaçı tepki gösterdi yapma git voleybol oyna falan diye. Ama ben tek futbol oynayacak kız olarak kendinden emin, mağrur yürüdüm. Neyse takımlarına da aldılar beni. Maç başladı koşuyorum, top geldi, topu sürmeye başladım karşı kaleye doğru. Sınıftaki en iri yarı çocuk rakip takımda ve beni durdurmak için tam karşımdan geliyor. İçimden diyorum ki nasıl olsa kızım ben, ne kadar sert müdahale edebilir ki... Ben koşuyorum O koşuyor, en ufak bir yavaşlama yok ikimizde de. Bir çarpıştık, ben bir uçtum, fena düştüm, dizim falan yaralandı, canım çok yandı, herkes başımıza toplandı ama hırsımdan ağlayamıyorum. Gururuma da yediremedim ağlamayı, öyle kısa sürede oyundan sakatlanıp, çıktım. Onlar maça devam ettiler. İlk ve son futbol oynama girişimim son bulmuştu. Olcay da zaten o senenin sonunda başka bir okula gitti.

Hiç unutmuyorum bu anımı. O günden sonra kimseden kız olduğum için bir kibarlık beklemedim. Bir daha hiç nasılsa ben kızım bana ağır taşıtmazlar, bana yardım ederler, beni eve bırakırlar gibi şeyler düşünmedim. Hep başımın çaresine baktım. Kibarlık budalası kızları da fazla centilmen erkekleri de itici buluşum bundandır belki .

13 Ocak 2017 Cuma

Yanık

Cuma, Ocak 13, 2017 6
YANIK | İZMİR DT
2 perde | 3 saat
Yazan : WAJDİ MOUAWAD | Çeviren : CEM EMÜLER | Yöneten : BARIŞ ERDENK
KONU: Lübnan iç savaşından sonra Kanada’ya göç eden Nevval Marvan, Uluslararası Ceza Mahkemelerinin ön duruşmalarını takip eder. Ve bir gün konuşmamaya karar verir. Hayatının son 5 yılını bir hastanede, kimsenin nedenini bilmediği bir sessizliğe gömülerek geçirir. Ölümünün ardından bıraktığı vasiyet ikiz çocukları Janine ve Simon için tam bir yıkım olur. Annelerinin son arzularını yerine getirmek için yapmaları gereken yolculuk sadece dünyanın öteki ucuna değildir; köklerine doğru uzun ve derin bir yolculuktur bu. Zira yaşamda öyle gerçekler vardır ki ancak keşfedildikleri zaman anlam kazanırlar.
OYUNCULAR: METİN SADIK YAĞCI-MUSTAFA ÇOLAK-SEVİLAY ÇİFTÇİ-ECE ERİŞTİ-M.ASLI SİNKE-ŞEBNEM DOĞRUER-HANDE GÜRLER-ARİF YAVUZ-SERDAR KAMALIOĞLU-ÖMER POLAT-YILDIZ AKBIYIK-EGECAN İNTEPELER-DENİZ YAĞCI-DENİZ TAYLAN TOMBUL

İzmir Devlet Tiyatrosu' nun kısa bir süre Ankara turnesinde olan bu oyununu kaçırmadığım için çok mutluyum. İzmir Devlet Tiyatrosu sanatçıları ile tanışma şansını elde ettim böylece. Eseri Ulus' ta Küçük Tiyatro'da izledim. Oranın bende ayrı bir yeri var, binanın atmosferini çok seviyorum. Oyuncular temsil boyunca sahnenin her alanını kullandılar. Hatta sahnenin dışına taştılar. Öyle ki aynı anda üç farklı durum, sahnenin farklı yerlerinde, farklı oyuncularla eş zamanlı sahnelendi. Sanki tiyatro değil de bir film izledim. Tiyatroda üç saatin böyle hızlı akmasına çok fazla tanık olmuyorum.

Incendies (Yangınlar) Hakkında: Lübnan asıllı Kanadalı Wajdi Mouawad’ın 2003 yılında yazdığı Incendies, 2010 yılında Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve tarafından aynı adla sinemaya uyarlanmış. Bu oyun, Cem Emüler tarafından Yanık adıyla tiyatromuza kazandırılmış ve ilk olarak 20 Ekim 2011 tarihinde izleyicisiyle buluşmuş.
Oyunun Konusu: Ömrünün son beş yılını sessizlik içinde geçiren Nevval Mervan, ikiz çocuklarına bu sessizliğinin anlam bulması için bir vasiyet bırakır. Nevval Mervan' ın noter arkadaşı Alphonse Lebel tarafından uygulatılacak olan bu vasiyete göre; ikizlerin hiç görmedikleri babaları ile varlığından bile haberdar olmadıkları abilerini bulmaları ve onlara annelerinin bıraktığı birer mektup vermeleri gerekmektedir. İkizlerden erkek olan Simon (Mustafa Çolak) abisine, kız olan Janine (Ece Erişti) ise babasına verecektir mektubu. Başta vasiyeti gerçekleştirmek konusunda tereddüt yaşarlar ama sonra kendilerini annelerinin köyünde Lübnan' da bulurlar. Eş zamanlı olarak anneleri Nevval Marvan' ın bir savaşın ortasında mülteci olarak milislere karşı nasıl mücadele ettiği ve neler yaşadığı da anlatılır.

Bu metin; savaş ve vahşet ortamında insanların nasıl canavarlaşabileceğini anlatan bir savaş romanı, farklı bir coğrafyada annelerinin geçmişinin izini süren iki kardeşin yaşadıklarını anlatan bir polisiye, işkencelerin, işkencecilerin, çocuk ölümlerinin kol gezdiği bir insanlık ayıbı, en kötü anlarda bile yapılabilecek bir şey olabileceğini anlatan bir direniş destanı, en zor zamanlarda sımsıkı sarılabileceğin bir arkadaşın varsa ayakta durabileceğini anlatan bir dostluk öyküsü, size ne kadar kötülük yapmış olsa da yine de o insanı sevebileceğinizi anlatan çarpıcı sonuyla çok büyük bir trajediydi.

Oyuncu kadrosu genel olarak çok etkileyiciydi. Kesinlikle izleyici olarak içeri aktığımı hissettim. Nevval Marvan karakterinin gençlik-orta yaş ve yaşlılık evresini üç farklı oyuncu canlandırıyor. Yaşlılığını canlandıran Şebnem Doğruer beni yüreğimden yakaladı ve bırakmadı :) İzmir Tiyatrosunun usta isimlerinden Metin Sadık Yağcı noter rolü ile başarılıydı. Arif Yavuz üç farklı karakteri ustalıkla canlandırdı. Ebu Tarık, Sevda, Vahap hepsi akılda kalıcı karakterlerdi. Ece Erişti' nin duru güzelliği ve büyüleyici ses tonu oyunculuğu kadar etkileyiciydi. Yönetmeni, dekoru, müzikleri, kostümleri ile emeği geçen herkesi tebrik etmek gerekiyor. Böyle çok yönlü ve zor bir kurgunun üstesinden harika bir şekilde gelmişler.

Oyun bittiğinde savaşın korkunçluğu, geleceğe dair korku olarak içinize oturuyor. Ve bu karanlık içerisinde cılız bir mum ışıldıyor: 'birlikte olduğumuz sürece her şey yolunda' Gözyaşlarınızı tutamadığınız anlarda oyuncularla birlikte ağlıyorsunuz. Hayatın acımasız gerçeklerini ve büyük bir acaba böyle bir şey mümkün olabilir mi sorusunu çantanıza koyarak salonu terk ediyorsunuz.

Gelelim sinema filmine : İlk kez bir tiyatro eserinin sinema uyarlamasını izledim.


Orijinal adı: Incendies (İçimdeki Yangın) 2010 yapımı
Yönetmen: Denis Villeneuve
Oyuncular: Rémy Girard, Lubna Azabal, Mélissa Désormeaux-Poulin
Tür: Dram
Ülke: Kanada
Özet ve Detaylar: Polytechnique filmi ile dikkatleri üzerine çeken yönetmen Denis Villeneuve, bu sefer yazar Wajdi Mouawad'ın bol ödüllü tiyatro oyunundan sinemaya taşıdığı trajik bir hikaye ile karşımızda.
Aile dostları olan bir avukatın çağrısı üzerine annelerinin ölümünün ardından kendilerine yazılmış bir mektupla karşılaşan ikiz kardeşler Jeanne ve Simon, ölen annelerinin son arzusunu yerine getirmek amacıyla Lübnan'a doğru yola çıkarlar. Simon ilk başta isteksiz davransa da bir süre sonra o da kardeşi Jeanne'e katılır... Aradan geçen yıllar, ailenin tarihini karmaşık bir hale getirmişse de, çocuklar bu serüvenin izlerini sürmeye kararlıdırlar. Fakat gün geçtikçe daha fazla deştikleri geçmiş, kardeşleri yürek burkan gerçeklerle yüz yüze getirecektir. Orta Doğu'daki iç savaşın en karanlık dönemine ışık tutan İçimdeki Yangın, En İyi Yabancı Film Oscarı'na da aday gösterilmişti.

Sinema uyarlaması da tiyatro kadar çarpıcı ve sürükleyiciydi. Arada bazı farklar vardı. Tiyatroda önemli bir karakter olan Nevval' in arkadaşı Sevda filmde yoktu. Annenin oğlunu tanıması için kullanılan simge filmde bir dövme, tiyatroda palyaço burnu objesiydi. Ebu Tarık' ın savaştan sonra filmdeki ve tiyatrodaki yaşantıları farklıydı. 

Oyunu izlemeye gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz. En kötüsü böylesini Türk filmlerinde bile görmedik dedirten bomba gibi bir hikayeniz olacak. Eğer tiyatroya gitme şansınız yoksa filmi kaçırmamalısınız. Uzun süre zihninizi meşgul edecek ve çok etkileneceksiniz.

4 Ocak 2017 Çarşamba

Nazal Yıkama

Çarşamba, Ocak 04, 2017 13
Son yıllarda kış aylarında bana bir sinüzit musallat oldu. Hasta değilim, kırgınlık yok, akıntı yok, ateş yok ama akşam yattığımda geniz akıntısı nedeni ile öksürükten uyuyamıyorum. En sonunda uykusuzluktan doktora gidiyorum. Röntgen sonucu sinüzit teşhisi ile antibiyotik başlıyorum. Bu şekilde 5-6 kere tekrar edince araştırmaya başladım. Ve bir yöntem ile karşılaştım. Burun yıkama, sinüs yıkama ya da nazal yıkama olarak geçiyor. Youtube da sayısız videosu olan bu yöntemi ilk izlediğimde hayretler içerisinde kaldım. 
Arkadaşlar olayımız kaynamış ılımış suya biraz tuz biraz karbonat atıp, böyle bir burnumuzdan veriyoruz, su sinüs boşluklarını dolaşıp, diğer burnumuzdan çıkıyor :) Biz çocukların burnuna serum fizyolojiği zor sıkarken alem 3 aylık bebelere bu işlemi yapıyormuş, videoları izleyince ağzım açık kaldı.

Yorumları okudum, videoları izledim olayı biraz hazmettim bir hafta kadar sonra bir ürün almaya karar verdim: 'sinüs rinse kit' diye bir ürüne ulaştım. Aslında eczanelerde aynı işi gören başka ürünler de var. Küçük mavi poşetlere toz karışım koymuşlar, şişeye kaynamış ılımış suyu, tozu koyup karıştırıyorsun ve uygulamaya başlıyorsun. Yukarıdaki fotoda kullanılan ise neti pot denilen porselen çaydanlığı andıran bir ürün. Videolarda büyük şırıngalar ya da boş kolonya şişesi ile uygulayanlar da var. Yani illa bunu satın almak gerekmiyor.
İlk denememde ağrı, acı, yanma olabilir diye biraz korktum. Ama ilginç olarak hiç birini yaşamadım. Sadece denizde genzinize su kaçınca hissedilen hafif bir basınç oluyor. Sonrası ise gerçekten güzel. Sinüslerinizin açıldığını ve çok daha rahat nefes aldığınızı hissediyorsunuz. Akşam burun tıkanıklığından dolayı tek yönlü yatabiliyordum mesela bunu kullandıktan sonra iki tarafa da yatabiliyorum. Sinüzitim geçene kadar rahatlatıcı olarak çok işe yaradı. Daha sonra ise ihtiyaç duydukça ara ara yapmaya başladım. 
Dikkat edilecek noktalar: Kesinlikte steril bir işlem olması gerekiyor. Musluk suyu yerine hazır suları kaynatıp, ılıtabilirsiniz. Kulaklarda basınç varsa işlem sonlandırılıyor. İşlem esnasında ağzın açık konumda olması çok önemli. İşlemden sonra 2 saat uyumamak gerekiyor, sinüslerde su kaldıysa kulağa kaçmasın diye. Toz karışımı evde de hazırlayabiliyorsunuz. 1 su bardağı suya 1 çay kaşığı tuz ve yarım çay kaşığı karbonat koyuluyor. Tuz olarak mineralli tuzlar tercih ediliyor. Küçük çocuklar için ayrı bir ürün var. Uygulamak isteyenler mutlaka gerekli araştırmayı yaptıktan sonra denesinler.