15 Kasım 2017 Çarşamba

İkinci Katil

Çarşamba, Kasım 15, 2017 9
İKİNCİ KATİL | ANKARA DT
2 perde | 2 saat 35 dakika
Yazan : SERHAT YİĞİT | | Yöneten : BARIŞ ERDENK
KONU: Oyun, Shakespeare’in ünlü eseri Macbeth’de bir adı dahi olmayan ikinci katil’i merkezine alarak onun sıradan hayatına odaklanır. Ancak o sıradan hayat Macbeth’in teklifi ile bir anda tepetaklak olur. Kader, irade, aşk, hırs, günah, kehanet, korku, suç ya da ceza; insana dair ne varsa cadıların kazanında karışacak, ikinci katil Warden ve karısı Mary’de o kazandan payına düşeni alacaktır. Çünkü ölümlülerin dünyasında iktidar bir ilüzyondur ve o kanlı güç savaşının aslında kazananı yoktur.
OYUNCULAR: İRFAN KILINÇ-FULYA KOÇAK-ULAŞ ERSOY-ŞEKİP TAŞPINAR-EDİP TÜMERKAN-ALPER TAZEBAŞ-ÖZLEM GÜNDOĞDU-EDA AYDINLI AĞIR-DENİZ KEYF-DERYA DOĞRUÖZ-AKIN BERK SAĞIROĞLU-MURAT KESİM-ERSEN OCAK-SEYFİ TAŞKIN ERMİŞOĞLU-BETÜL TİRBEN-EMİR ALİ TERCAN-NESLİŞAH YALÇINKAYA-EVREN DALKIRAN-KADİR CAN ŞEREN-TANER AKTAŞ-ENGİN BOSTANCI
Sezonun ikinci temsili yine Akün Sahnesi. 

İkinci Katili anlamak için Macbeth' i bilmeye gerek yok belki ama benim gibi oyunu görmeden kısa bir özet okumak isteyenler olabilir diye düşündüm. Shakespeare’ in en kısa trajedisiymiş:
Kitaba, cadıların Macbeth ile buluşmaya karar vermeleri ve onun yanına gitmeleri ile başlanmıştır. Macbeth ve Banquo yürürken cadılar ile karşılaşırlar. Cadılar Macbeth’e değişik mevki isimleri kehanet ederler. Aynı şekilde Banquo’ya da bir kehanette bulunurlar. Cadılar gittiği gibi adı Ross olan bir haberci, Macbeth ve Banquo’nun yanına gelerek Macbeth’in “Cawder Baronu” olduğunu haber verir. Bu haber ile cadıların ilk söylediği kehanet gerçekleştiği için, diğerlerinin de gerçekleşeceğini düşüncesiyle Macbeth’in içinde kral olma arzuları yeşermeye başlar. Macbeth karısına cadıların söylediklerinden bahseder ve karısı da kocasının kral olabilme ihtimali karşısında çok hırslanır. Kral Duncan’ın ise, sevdiği bir askeri olan Macbeth’in evine yemeğe gitme isteği; büsbütün Lady Macbeth’in gözünü karartır. Haberi alan Macbeth’in karısı, kocasının krallığa doğru giden yolunu daha da rahatlatmak için Kral Duncan’ı öldürme planları yapmaya başlamıştır. Karısının bu planlarını öğrenen Macbeth, çok sevdiği kralı Duncan’ı öldürmeye yanaşmaz. Gözünü mevki hırsı bürüyen karısı ise bir şekilde Macbeth’i planlarına ortak eder.
Sabah olunca kapı çalar ve Lennox ile Macduff kralla görüşmeye gelmişlerdir. İlk önce ne yapacağını şaşıran Macbeth, sonradan biraz sakinleşir ve kralın öldüğünden haberi yokmuş gibi Lennox ve Macduff’u kralın odasına götürür. Odadaki manzarayla karşılaşınca da abartılı bir tepki verir. Kralın yardımcılarının üzerlerindeki kanlı kılıçların varlığına dayanarak uyanmalarını ve açıklama yapmalarını beklemeden ikisini de öldürür. Kralın ölümü üzerine, bu ölümden kendilerini sorumlu tutmamaları için kralın iki oğlu da yurt dışına kaçar. Ülkenin başına kral olacak kimse kalmamıştır ve cadıların verdiği bir diğer kehanet gerçek olarak Macbeth tahta geçer. Kendi tahta geçtikten sonra Banquo’nun varlığından rahatsız olmaya başlar ve onu öldürtmek için üç tane adam tutar. Banquo’nun yanında oğlu Fleance de vardır. Bu üç adam Banquo’yu öldürmesine rağmen, Fleance’yi ellerinden kaçırırlar. Bu sefer de Banquo ile ilgili hayaller görmeye başlayan Macbeth, çareyi cadılara gitmekte bulur. Cadılar ona birkaç kehanet sunduktan sonra Macbeth artık daha dikkatli davranmaya başlamıştır. Fakat gözünden kaçırdığı küçük bir şey, onun felaketi olur. Öyle ki; cadılar ona “bir kadının doğurduğu hiçbir varlığın ona zarar veremeyeceğini” söylemiştir. Bu kehanet dolayısıyla kendisini kimsenin öldüremeyeceğini düşünen Macbeth’i, annesinin karnından sezaryen ile doğan Macduff öldürür. Macbeth’in yerine ise Malcom geçer ve İskoçya rahat bir nefes alır.
Öncelikle, Ankara Devlet Tiyatrosunun yıldızlarını Barış Erdenk yönetmenliğinde sahnede görmek muhteşemdi. Tam bir sanat şöleni, tiyatro gecesi yaşadığımı en baştan söylemek istiyorum. Barış Erdenk' i Hayvan Çiftliği, Yanık ve Yeşilçam' dan hatırlıyorum. 
İkinci katil (İrfan Kılınç-Warden), Macbeth’in Banquo’yu öldürmek için görevlendirdiği üç katilden biri. Meyhaneci Warden karakteri ile İrfan Kılınç' ın performansı için mükemmel demek yetersiz kalır. Gidin izleyin ve görün :)

Birinci katil (Ulaş Ersoy-Evan), daha önce Hayvan Çiftliğinde Boxer' ı başarıyla canlandırmıştı. Burada da kumarbaz birinci katil rolünde çok güçlüydü.

İkinci katilin eşi Mary' yi Fulya Koçak canlandırıyor. Böyle bir yetenek, izleyiciye böylesi bir duygu geçişi yok. Zor bir rol ama hakkını fazlasıyla vermiş. Sanırım daha önce izlememiştim ve bu oyundan kendisine hayran kalarak ayrıldım.
Cadılar, Macbeth, mezarcılar, fahişe, kapıcı, Lady Macduff ile yan roller kesinlikle çok başarılı hatta müthişti. Şekip Taşpınar' ı ve oyun sonundaki enfes kavga sahnesini de anmadan geçemeyeceğim. Gerçekten dev bir kadroyu keyifle her bir dakikanın tadını çıkara çıkara, bir an bile saatime bakmayı aklımdan geçirmeden izledim. 
Anımsadım ki bu aşağılık dünyadayım; kötülüğün çok kez alkışlandığı, iyiliğin bazen tehlikeli bir çılgınlık sayıldığı dünyada. W. Shakespeare – Macbeth
Gelelim dekora, kostümlere, müziklere. Bir bütün olarak hepsi metni, oyuncuları destekleyen, asla rahatsız etmeyen, işlevsel detaylardı.
”Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!”Evet, masum uykuyu,Kaygılar yumağını çözen uykuyu,Her günkü hayatın ölümünü,Yorgunlukları yıkayan suyu,Yaralı canların merhemini.Yüce tabiatın baş yemeği,Hayat sofrasının cana can katan ziyafeti.“
Ve metin. Shakespeare’in Macbeth' i ile Serhat Yiğit’ in İkinci Katil' i özleştirilmiş. Serhat Yiğit' i ayrıca tebrik ediyorum. Çok cesur bir metin. Batı tiyatrosunun şiirsel devrik cümleli tiradları çok güzeldi. Hayat üzerine bir çok felsefi cümle, tek tek üzerine düşünülüp-tartışılabilir. Eleştirecek bir nokta bulamıyorum. Sezonun en iyisi olmaya aday, bol ödülle seneyi tamamlayacaktır. Tüm alkışları fazlasıyla hak etmiş, kaçırmayın derim.
" Mary,tanrı seni cehennemin 7 kat dibine gönderse bile,yanına geleceğim ve birlikte yanacağız. "

1 Kasım 2017 Çarşamba

Saçlarını Tararken

Çarşamba, Kasım 01, 2017 25
Bir pazar rutininde, bir banyo sonrası ıslak saçlarını tararken, zihnim dipsiz bir dehlize düştü. O koyu kahve, gür, sağlıklı saçlarını her tarayışımda bir 30 yıl öncesinde bir 10 yıl sonrasında buldum kendimi. 

İşi başından aşkın annem, saçlarımı tarardı okula hazırlarken. Kolonya döktüğü saçlarımı taramasına bayılırdım. Annemin sadece benimle meşgul olduğu ender anlardı ve ben hiç bitmesin isterdim.  Beyaz kurdele ile de bağladı mı işte prenses bir kız oluyordum o zaman ben :)

Tekrar ana dönüş; kahverengi gür saçlar taranıyor özenle. On bir yaşını bitirmene ne kadar da az kaldı di mi kızım? On iki yaş fazla değil mi biraz? Nasıl geçti onca zaman günler, geceler, yıllar. Bundan sonrası biraz sancılı mı olacak dersin.
Kurutmaya geçtiğimde saç kurutma makinesinin rüzgarı ileriye savuruyor beni. Seni kimse üzmesin, kimse zarar vermesin sana. İstemediğin şeyleri yapmak zorunda kalma asla. Yanında olacağım, ben koruyabilirim seni kızım.

Kız çocukları neden çok özel anneler için diye soruyorum kendime. Neden bunları oğlum için hissetmiyorum, neden titremiyor içim böyle diyorum suçlulukla. 

Farkediş;
Kızlarımız bizim çocukluğumuz, hayal kırıklıklarımız, düşüp de kanayan dizlerimiz, uğradığımız haksızlıklar, çektiğimiz regl sancıları, yakaladığımız ahlaksız pis bakışlar, göğüslerimiz yeni yeni çıkarken ve biz onları saklamaya çalışırken maruz kaldığımız iğrenç tacizler, bir parça daha özgür olalım diye yanaklarımız kızararak attığımız pembe yalanlar!

Saç kurutma makinesinin kapanışı ve sessizlik... Saçların kurudu kızım, bak ne temiz ne güzel oldun. 

Ve içimden son geçenler:
Mutlulukla, özgürce büyümenin teminatıyım. Sen kendini koruyabilecek olsan da ihtiyacın olduğunda senin için bin kaplan gücündeyim ve hep bir adım arkandayım...

29 Ekim 2017 Pazar

Son Tango

Pazar, Ekim 29, 2017 8
SON TANGO | ANKARA DT
2 perde | 2 saat
Yazan : ÖZCAN ÖZER | | Rejisör : HAKAN ÇİMENSER
13 yaş ve üzeri seyircilerimizin izlemesi tavsiye edilir. 
KONU
Dönemin Arjantin'inde yaşanan cunta ve baskı döneminde birbirine aşık olan Pedro ve Maria'nın, hayata tutunmak üzere, kendilerinde sakladıkları aidiyet duygularının (aşk ve politik aidiyet) gösterdikleri tüm dirence karşın, ellerinin arasından kayıp gidişini anlatır oyun. Ülkelerinde yaşanan ekonomik işgalin bedelini birlikte öderler...
OYUNCULAR 
ALEV BUHARALI-ÖZGE MİRZALI-E. ÇAĞRI TURAN-MEHMET DEMİRALP-ALPER AYDOĞAN-SEVTAP AYTEKİNI-NAZLI ZEREN KUTLUYIL-CEYHUN BECERİKLİ-EZGİ KARACA-AKIN BERK SAĞIROĞLU-ARDA SAYGIN-NERGİS ZAİMİ-TANSEL AYTEKİN-GÜLDEN ÇELEN-SEZİN ERKMEN-DEMET KIZILAY-YAĞMUR UZUN DEMİRCİ-NAZLI ÖZDEMİR-BESTE ERDEM-UTKU SAÇAK-UMUT YILMAZ-BAŞAK GÜRDAL-BERKAN GÖRGÜN-KADİR CAN SECER-HÜLYA AKAN-TUNCER YILMAZ-MERT DURGUN-MERT GÜNCÜER 

Bu sezon açılışı biraz geç yapabildim. Ankara yavaştan kışa teslim olurken, Akün Sahnesinde, bir cuma akşamı... 
Son Tango ilk kez 2015' te tiyatroseverlerle buluşmuş, yani ADT' de 3.sezonu. 
Oyun, yirminci yüzyılın sonlarında, Arjantin’de bir barda geçiyor. Ülke çok yoksul ve Amerikan baskıcı rejimi, diktatörlük hüküm sürüyor. Hayatlarını kazanabilmek için dans eden, kendilerini satan kadınların olduğu bu barda bir anne (Alev Buharali) ve kızını(Maria-Özge Mirzalı) tanıyoruz.
Not: Alev Buharali ve Özge Mirzalı' yı Aklımdaki Kadınlardan anımsıyoruz.

Ülkede direniş var. Bu direnişçilerden biri olan idealist Pedro (Çağrı Turan) ile Maria' nın aşk hikayesi metnin ana eksenini oluşturuyor. Pedro ideallerini Maria' ya olan aşkının önünde tutuyor. Önce devrim sonra aşk diyor. 
Maria ise annesi ve çevresinin baskılarına dayanamayarak Pedro' yu beklemek yerine zengin ve nazik görünümlü Jose ile evleniyor lakin hikaye burada bitmiyor.
Bu temsil genel olarak maalesef beni tatmin etmedi ve sezona kötü bir başlangıç yapmış oldum. Müzikler, dans, diyaloglar kendi adıma yavan kaldı diyebilirim. Ama çok emek verilmiş çok değerli oyuncularımızın yer aldığı bir oyun. Eğlenceli kalabalık bir kadrosu var. Oyun sonunda tabi ki hakettikleri büyük alkışı aldılar. Son Tango' yu izleyin elbette ama biraz düşük beklentilerle gitmenin iyi olacağını söyleyebilirim.
Tiyatrolu günler dilerim :)

11 Ekim 2017 Çarşamba

Akılsız Telefon Fiyaskosu

Çarşamba, Ekim 11, 2017 18
Kızımın 5.sınıfa başlamasıyla iletişim amaçlı bir telefon ihtiyacı doğmuş, biz de akılsız telefon alarak bu sorunu hallettiğimizi düşünmüştük.

Aslında her şey tıkırında gidiyordu. Servise binerken, eve varınca arayıp haber veriyor gayet güzel geçinip gidiyorduk.

Bir süre sonra sınıfça kaynaştılar, telefon numaraları birbirlerine verilmeye başlandı. Elif de akıllı telefonu olan arkadaşlarını sık sık gündeme getirip sıralamaya başladı. Her geçen gün liste uzuyor, arkadaşlara teker teker akıllı telefonlar alınıyordu. Akıllı telefon olur da whatsapp olmadan olur mu hiç.

Bana bir gün sınıfında whatsapp grubu kurulacağını söyleyince, taze ortaokul velisi olarak çok sevindim. Bu gruplara ilkokuldan alışkınım. Ödevler, para toplama, okula gelemeyen mazeretli çocuklar, gezi fotoğrafları gibi konular okula az uğrayan veliler için bir nimet olan whatsapp gruplarında konuşulurdu.

Hemen numaramı vermesini ve beni de gruba eklemelerini söyledim ama aldığım cevapla gerçekten şaşırdım. Çünkü ortaokulda veli gruplarının yerini maalesef öğrenci grupları almaya başlıyormuş. Yani çocuğu 4.sınıfta olan veliler grubunuzun tadını çıkarın çünkü seneye sizi gruba almayacaklar :)

Kızım da haliyle kendi numarasını vermiş, envai çeşit gruba eklenmiş ama telefonu akıllı olmayınca girip de okuyamıyormuş.

Bir veli için bu noktada çelişkiler başlıyor işte. Ben şöyle bir formül geliştirdim: Sınıf mevcudunu akıllı telefonu olan öğrencilere oranlayınca sonuç %65 ten fazla çıkıyorsa alınabilir. 

Sevgili Gülşah Önen yazmıştı akılsızdan akıllıya geçişimiz 2,3 ay sürdü diye, bizimki de 1,2 ay sürdü sanırım. Babasının eski akıllı telefonunu şu an Elif kullanıyor. Oyun yok, sadece whatsapp indirdi. Arkadaşlarıyla günde onlarca grup açıp, bir sebepten kapatıyorlar. Takip etmek imkansız. Seneye bu güruha bir de Eren katılınca halimiz nice olacak merak içindeyim.
Akıllı telefon kullanımı ile ilgili kurallar mutlaka olmalı, bana çokça fikir veren, daha önce de sosyal medyada çokça paylaşılan bu sözleşmeyi ekleyerek, yazımı noktalıyorum:)

İşte Amerikalı annenin oğluyla yaptığı sözleşme
Mutlu Noeller!
Seninle gurur duyuyorum çünkü artık iPhone sahibisin. Ne harika! Sen tüm iyi ve sorumlu 13 yaşındaki çocuklar gibi bu hediyeyi hak ettin. Ancak bu hediye sana kurallar ve bazı sorumluluklarla geliyor.
Aşağıdaki sözleşmeyi lütfen dikkatlice oku. Benim senin gibi sağlıklı bir genç adamı kontrol edilemez bir dünya olan teknoloji içine belirli bir düzen içinde koymam lazım. Bunu anlayacağını umuyorum.
Aşağıdaki listedeki kurallara uyulmaması iPhone’u kaybetmene neden olur. Lütfen bunu da unutma. Seni deli gibi seviyorum ve önümüzdeki günlerde seninle birkaç milyon SMS ile yazışmak için büyük sabırsızlık duyuyorum...
İşte Janell’ın oğlu Gregory’ye akıllı telefon kullanımı için şart koyduğu kurallar:
‘ŞİFRENİ DAİMA BİLECEĞİM’
* Bu benin telefonum. Ben satın aldım. Ben ödedim. Sadece sana kullanman için veriyorum. Şifreni daima bileceğim.
* Eğer çalarsa cevap vereceksin. Merhaba diyeceksin, konuşacaksın. Eğer ben veya baban ararsa yani ekranda “anne” veya “baba” yazısını gördüğünde telefonu asla açmamazlık yapmayacaksın. Asla.
* Bu telefonu hafta içi okul günleri akşam saat 19.30’da hafta sonu ise akşam saat 21.00’de kapatıp bana veya babana vereceksin. Sabah 07.30’a kadar kapalı kalacak. Telefon tüm gece kapalı kalacak. Arkadaşlarını da bu saatler dışında aramayacak veya mesaj göndermeyeceksin. Çünkü bizim kurallarımız gibi başka ailelerin kurallarına da saygı göstermelisin.
* Telefon seninle okula gitmeyecek. Yarım günler, geziler ve özel okul aktivitelerinde bu karar değişebilir. Bunu da önce konuşacağız.
* Eğer bu telefon tuvalete düşerse, yerde ezilirse, havuza düşerse, başına bir şey gelirse yapımı, tamiri ve yeniden satın alınması senin sorumluluğundadır. Doğum günü paraların, kardeşlerine bakıp bizden kazandığın paralar tümü senden kesilecektir.
‘ASLA PORNO İZLEMEK YOK’
* Bir insanın yüzüne karşı söyleyemeyeceğin hiçbir şeyi mesaj olarak yazma, e-posta olarak gönderme veya telefonda böyle konuşmalar yapma.
* Asla porno yok. Bir şey arıyorsan, bizimle konuş, bize sor. Sosyal ortamlarda, halk arasında telefonu kapat, sesini kıs. Özellikle restoranlar, sinemalar, tiyatrolar ve konuşma yapılan yerlerde. Sen kibar bir insansın ve telefonunun bunu değiştirmesine izin verme.
* Asla vücudunun özel bölgelerinin resimlerini birilerine gönderme. Asla. Ve kimseden böyle resimler alma. Bu tarz resimlere gülme. Gün gelir bazıları da sana güler sakın bunu yapma. Bu aynı zamanda senin gibi ergenler, okullar ve yetişkinler için de çok riskli bir durum. Kötü bir fikir, çok kötü bir fikir. Daima da kötü olarak kalacak.
* Milyarlarca fotoğraf ve video çekme. Her şeyi kayıt altına almak zorunda değilsin. Tecrübelerini ve anı yaşa.
* Telefonunu bazı zamanlar bırak ve ondan uzaklaş. Sürekli yanında olmasın çünkü onsuz da nasıl yaşanacağını bilmen, öğrenmen gerekiyor. Telefonun bedeninin bir parçası değil öyle olmasına izin verme.
‘TELEFON DÜNYAN DEĞİL’
* Gözlerini açık tut, çevrene bak, dünyayı gözle, neler olduğunun farkında ol. Çevrende olan biteni gör. Kuşları dinle, çevrene bak, tanımadığın yanından geçen insanlara “Merhaba” de, gülümse. Hayat sadece Google’da arama yapmak değil. Telefon dünyan değil. Olmamalı.
* Bu kuralları bozabilirsin. O zaman telefonunu elinden alırım. Birlikte oturur konuşuruz. Tekrar başlarız. Sen de ben de daima birlikte öğreniriz. Ben senin takım arkadaşınım, karşında değilim. Bu işte birlikteyiz, taraf değiliz, yalnız değilsin.
* Umuyorum bu kuralları güzelce halledebiliriz. Buradaki birçok madde sadece telefonun için değil, senin tüm hayatınla ilgili. Çok hızlı büyüyorsun ve dünya çok büyük hızla değişiyor. Bu çok heyecan verici ama korkutucu da. Eline geçen her şansı değerlendir. Kendine ve gücüne inan çünkü hiçbir makinenin sahip olamayacağı kadar kocaman bir kalbe sahipsin. Seni çok seviyorum ve hediyenin seni eğlendirmesini diliyorum...
ANNEN

5 Ekim 2017 Perşembe

Çekirdekten Limon Fidesi

Perşembe, Ekim 05, 2017 27
Çok hevesle başladığım ve şimdilik başarılı bir şekilde devam eden 'limon çekirdeğinden nasıl limon fidesi yapılır' konulu yazıma hoş geldiniz efendim :)
Öncelikle her hangi bir limonun çekirdeklerini çıkarıp, yıkadım ve havlu peçete ile kuruladım.
Sonra, çekirdeğe zarar vermeden dış kabuklarını bıçak yardımı ile dikkatlice soydum.
Bu çekirdekleri ıslattığım havlu peçetenin arasına özenle dizerek bir kavanoz içerisinde, hava almayacak şekilde yaklaşık 3 hafta beklettim.
Filizlenmiş çekirdekleri görünce benden mutlusu yoktu :) Çiçekçiden toprak alarak karton bardaklara minik filizleri dikerek can sularını verdim :)
Kökler aşağı minik yapraklar yukarı :)
Bardakları cam balkonda güzel güneş alan bir yere yerleştirip, gün aşırı az az suladım.
Büyüdüler...
Onları büyük bir saksıya alma vakti gelmişti, bardakları keserek bir dikdörtgen saksıya yan yana diktim.
Gayet mutlu görünüyorlardı.
Tabi can sularını verdim.
Şu an birer filiz halini aldılar ve güzel güzel büyümeye devam ediyorlar.
Ama önümüz kış ve onları içeri almam gerekecek, Limon fidelerinin oldukça nazlı olduklarını okudum. Ama bu kışı atlatırsak seneye daha güçlü fidelerle gireceğiz. Çok çok keyifli, hayatın mucizelerinden birine tanıklık etmek isteyenler için denemeye kesinlikle değer :)))


28 Eylül 2017 Perşembe

Sarımsak Kokulu Hikayeler

Perşembe, Eylül 28, 2017 24
Geçen gün bir kitap evini gezerken gözüme ilişti. Ne kadar koku varsa hepsinin kitabı çıkmış. Papatya, manolya, lavanta, menekşe, yasemin kokulu hikayeler... Bizim hikayelerimiz hep sarımsak kokulu olurdu. Sarımsak kokuluydu akşamlarımız. Öyle mecaz yapıyorum falan da sanmayın, basbayağı buram buram sarımsak kokardık.

İlk memuriyet atamam üniversiteyi yeni bitirmiş sekiz kişi ile birlikte, güzide tatil beldelerimizden birine hem de Temmuz ayında olmuştu. Parayı da peşin peşin elimize sayınca veznedar; işe iki araba kiralayıp çevreyi keşfe çıkmakla başlamıştık. Biz gençlik kampı havasında Didim, Kuşadası, Bodrum, Marmaris, İzmir gezerken sonbahar gelince kampımızda evlilik rüzgarları esmeye başladı. Önce ben evlendim, peşimden sarımsakçı başı Melih.

Küçük bir kasabada kış aylarında sosyal çevreniz iyi değilse sıkılırsınız. Bizim sosyal çevremiz süperdi. Birbirimize yakın evler tuttuk, evcilik oynamaya başladık. Küçük yerlerin kader birlikteliği asker arkadaşlığı, yurt arkadaşlığı gibi. Çok güzel günlerimiz oldu birlikte, en derinlerimize dokunduk, çok fazla şey paylaştık ama en çok da yemeklerimizi. 
Görüşmediğimiz gün yoktu. Hafta sonları sabah kahvaltıları birimizde ise akşam yemekleri tedbili mekan diyerek hep beraber kalkılıp diğerimizde olurdu. Yemek yapmayı ve yedirmeyi çok severdi Melih. Sarımsak ise onun vazgeçilmezi. Menemen, çorba, ciğer, lazanya, balık, makarna, pide içi aklınıza gelebilecek her şey sarımsaksız bir hiçti. Taze sarımsakları ısırarak mı yemedik, sabah kahvaltılarında yağda yumurtalara, ikindileri ekmek aralarına mı koymadık, salatalarımıza mı eklemedik sarımsağı.

Damak tadı ve yemek kültürümüz çok gelişmiş, kütlelerimize üçer beşer ilave olmuş, dostluğumuz katmerlenmiş, evlerimize sarımsak kokuları sinmişti. Dördümüz naneli sakızların, en freş diş macunlarının, inatçı karanfillerin bile mücadeleye girişmeyeceği kokular içerisinde mutluyduk. Sarımsak kokuluydu akşamlarımız :)

Sonra ne mi oldu. Tayinlerimiz çıktı, çocuklarımız oldu. Bahanesi olmaz görüşememenin ama eskisi gibi olamadı. Uzakları yakın edemedik. Hep yanı başımdadır dostlukları. Ne zaman burnuma bir domates sosunda kavrulan sarımsak kokusu gelse o günlerin anısı canlanır hafızamda. 

Sarımsak kokulu akşamların sabahları da aynıdır hem, kaldığı yerden devam eder hep.

19 Eylül 2017 Salı

Burçlara Göre Çocukların Kişilikleri

Salı, Eylül 19, 2017 19
Sevgili Deeptone sayesinde tanıştığım bir blogu gezerken harika bir derlemeyle karşılaştım. Elif, Eren ve kendim için çok çok isabetli burç-kişilik analizlerini okuyunca etkilendim ve paylaşmak istedim sizlerle. Sizler ve çocuklarınız için de isabetli tespitler var mı şimdiden çok meraklanıyorum :)
Koç Burcu Çocuğu
Yönetmeye meraklı, Özgürlüğüne düşkün, sürekli hareket halinde, soru soran ve bu yolla öğrenmeye çalışan, cesur yürekli, risk alabilen, çabuk sıkılan, istek gücü ve elde etme hırsı olan, macera dolu deneyimlerden hoşlanan, sabırsız ve beklemekten hoşlanmayan, güçlü tepkileri olan, öne atılmaya hazır, başkalarının cesaret edemediği her şeyi yapmaktan zevk alan, telaşlı davranabilen, öğüt dinlemekten hoşlanmayan, kendini beğenen ve kendine güvenen, savaşçı, yenilikçi, girişimci,sinirli, ihtiyaçları hiç bitmeyen, zevkine ve keyfine düşkün, pek duygusal olmayan, güçlü iç güdülere sahip, para harcamayı seven, kaliteli giyimden hoşlanan, hakkını almak adına mücadele etmekten çekinmeyen, kalbinde kötülük taşımayan, aceleci, karşı cins üzerinde otoritesini kurabilen, çabuk serpilen.Yetenekli olduğu Meslekler : Polislik, Askerlik, Pilotluk, Politika, Gazetecilik, Sinema ve Tiyatro oyunculuğu, Şov Dünyası, Pazarlamacılık, Otomobil Yarışçılığı, Spor, Araştırmacılık, Macera ve Keşif konuları
Boğa Burcu Çocuğu
Güzellik ve Sanat tutkusuna sahip, son derece zevkli, doğaya aşık, tutumlu, aceleci davranmayan, sessizliğini korumaktan hoşlanan, keyfine düşkün, başkalarıyla kıyaslanmaktan hoşlanmayan, kolay kolay öfkelenmeyen, kararlarında geri adım atmayan, çok üstüne gidilirse müthiş bir öfkeyle karşılık veren, onun yanında başka bir çocuğu beğenmenizden hoşlanmayan, derslerinde başarılı olabilen, sorumluluk sahibi, hedefini küçücük yaşında belirleyebilen, yenilik ve ani değişimlerden hoşlanmayan, kurallara bağlılık gösterebilen, güçlükler karşısında kesinlikle yılmayan, yemeğe ve değişik lezzetlere düşkün olan, cinsellik güdüleri küçük yaşlarda gelişmiş olan, beğenilmekten ve ilgi görmekten hoşlanan, doğru bildiğini uygulamaktan çekinmeyen, yaptığı her işin karşılığını almak isteyen, kaprisli ve dediğim dedik, alışkanlıklarına son derece bağlı, manevi değerlerine düşkün, güvenilir.Yetenekli olduğu Alanlar: Emlak alım ve satım işleri, Bankerlik, muhasebe, dekorasyon, güzelleştirme ve bezeme gerektiren meslekler, sanat alanında tüm dallar, işletmecilik, Kozmetik dünyası, Eleştirmenlik, Yiyecek ve içecek konuları, Tarım işleri, iç mimari, El sanatları, para işleri
İkizler Burcu Çocuğu
Çok zeki, hareketli ve manevra kabiliyetine sahip, küçücük yaşlarından itibaren çevresiyle ilgili, barışık, incelemeye, merak etmeye, soru sormaya ve öğrenmeye yönelik tavırlar içinde olan, çok kolay bir kavrama yeteneğine sahip, etrafındaki her soruna hızlı bir şekilde çözüm bulan, mantıklı düşünmeyi bilen, özellikle iletişim konusunda inanılmaz becerikli, yazım yeteneği ve düşüncelerini yansıtabilme, ifade edebilme gücüne sahip, el becerisinde usta, çabuk yürüyen, çabuk öğrenen bir çocuk. İyi bir şekilde eğitim alırsa ve disiplinli büyütülürse küçücük yaşlarından itibaren bir yabancı dili kolaylıkla öğrenebilir ve sınıfın en başarılı çocukları arasında yer alabilir. Düşüncelerinin dinlenmesinden hoşlanan, dinlemeyi pek sevmeyen, sürekli konuşan, çabucak duyguları değişebilen, açık fikirli, sevmediği bir konuda karşısındakini eleştiren, gezmeyi ve eğlenmeyi seven, özgür bırakılmaktan hoşlanan, duygusal konularda havai ve bağlanmaktan hoşlanmayan, düşündüğünü söylemekten çekinmeyen, eli son derece açık, kimden ne gibi faydalar sağlayacağını çok iyi bilen, kaygısız, rahat tavırlar içinde olan.Yetenekli olduğu alanlar: Ticaret hayatı, öğretmenlik, iletişimin her alanı, avukatlık, gazetecilik, eleştirmenlik, yabancı dil uzmanı, Reklam ve tanıtım sektörü, danışmanlık, politika, Matematik ve bilim alanında bir kariyer, Tanıtım faaliyetleri, el becerilerinde ustalık, araştırma konularında yazarlık, paparazzi, Turizm sektörü, gezi rehberliği, tur organizatörlüğü, pazarlamacılık, ara buluculuk gerektiren meslekler.
Yengeç Burcu Çocuğu
Son derece hassas, kolay etkilenen, alıngan, içe dönük, ailesine özellikle anneye düşkün, yuvasına bağımlı bir çocuktur. Sevdiği her şeyi sahiplenen, yakın arkadaşlarına bağlı, tutumlu, kuvvetli bir hafıza gücüne sahip olduğundan kolay unutmayan, öncü gücü olmasına rağmen ön planda yer almak konusunda çekimser, çok önemsediği konularda ise gerektiği yerde canı pahasına olsun mücadele edebilen, duygusal konularda değişkenlik gösterebilen, öğrenmek konusunda kimi zaman problemleri olan, sevgiyle büyüyen ve sevgiyle ancak başarılı olabilen, güven olgusuna son derece önem veren, aşina olduğu insanları ve aşina olduğu ortamları seven, kolay kolay bunlardan vazgeçmeyen, çabuk etki altına girebilen, eleştirilmekten hoşlanmayan, yuvasından fazla uzak duramayan, ailesiyle bağı yıllarca sürebilen, iç dünyasında olan biteni kimseye belli etmekten hoşlanmayan, geleneksel değerleri önemseyen, duygularıyla hareket eden ve hayatın gerçekleriyle mücadele etmekte zorlanan, köklerine, atalarına bağlı olan, bereketli bir çocuk.Yetenekli olduğu alanlar: Psikoloji, doktorluk, hastabakıcılık, bebek eğitimcisi, danışmanlık, Sağlık konularında meraklılık, yardım işleri, dernek faaliyetleri, Tiyatro ve oyunculuk, müzisyenlik, Terapist, Anne ve Çocuk sağlığı, Ev konularıyla ilgili meslekler, Oyun yazarlığı, Şairlik. 
Aslan Burcu Çocuğu
Sıcakkanlı, özgüven duygusuna sahip, cesur, korkusuz, gerektiği zamanlarda otoritesini küçücük yaşında bile kurabilen çocuktur. Kendine o denli güvenir ki, ona baktığınızda kendinizi ayarlamak zorunda kalabilirsiniz. İçten davranan, iki yüzlü olmayan, sevdiklerine ihanet etmeyen ama sevmediği bir şeyi açıkça belli eden, sevilmek ve takdir edilmekten hoşlanan, hayat enerjisi yüksek, doğru ve yanlışların güzel bir şekilde anlatılması halinde laf dinleyen, baskı ve sınırlamalardan hoşlanmayan, derslerini arzu etmesi halinde gayet iyi öğrenen ve güçlü bir zekaya sahip olduğu için problemleri kolayca çözebilen, acele hareket etmeyen düşünen, kendi fikirlerinin doğruluğu konusunda gerektiğinde inat edebilen, tepkisel davranabilen, gösterişli ve kaliteli giyinmekten hoşlanan ve bunu tüm ömrü boyunca yapabilen, kız çocuklarında süslü püslü kıyafetler, erkek çocuklarda marka merakı, kendini en güzel şekilde ifade edebilen, vefa duygusu taşıyan, güzel ve lüks şeylere sahip olmaktan hoşlanan, parıltılı şeylerden hoşlanan, sahip olduklarını göstermek ve hava atmaktan hoşlanan, eleştirilmekten hoşlanmayan, gururlu bir çocuktur.Yetenekli olduğu alanlar: Yönetim kadrolarının vazgeçilmez patronu, Eleştirmenlik, Sinema ve Tiyatroda isim sahibi olabilen, öğretim görevlisi, Doktorluk, Askerlik, Güzellikle ilgili meslekler, Kuyumculuk, Sahne Sanatçısı, Eğlence dünyası, Borsa ve Spekülasyon konularında yetenekli, Starlık, Liderlik, Politika, Eğitmenlik.
Başak Burcu Çocuğu
Gayet zeki bir çocuktur o, meraklı ve ayrıntılara önem veren. Daha küçük yaşlarından itibaren gözlem gücü yüksektir. O, kimsenin göremediği detayları herkesten önce fark edebilir. Kaliteye önem veren ve bunu her konuda ön planda tutan, meraklı, bütünden ziyade ayrıntıların üstünde duran, duygularını belli etmekten hoşlanmayan, iletişim kurmakta zorlanan(ikizlerle aynı yöneticiye sahip olmasına rağmen ikizler gibi fazla konuşkan değildir), eleştirme özelliği yüksek olan, mükemmellik arayışı hiç bitmeyen fakat öz eleştiri yapmasını da bilen, adaletsizlikten hoşlanmayan, matematik zekası olan, analizci, inandığı değerler uğruna aklıyla savaşabilen, çevresiyle pek sıkı fıkı olmayan, iyi bir dinleyici, başarıyı kendisinden ziyade çevresi adına isteyen, makam, rütbe kaygısı taşımayan, köle gibi çalışabilen, istekleri yerine gelmediğinde ve kandırıldıklarını hissettiklerinde müthiş tepkiler verebilen, okumayı seven, titiz ve temizliğine aşırı önem veren, hastalanmaktan korkan ve hastalığında kendini kötü hisseden, bir bilgiyi detaylı bir şekilde öğrenmekten hoşlanan, düzenli ve intizamlı, sağlığını riske atabilecek her şeye karşı iradesini kullanabilen, kuşku ve kuruntulu olmaktan kesinlikle vazgeçmeyen(bu durumun onu kötülüklerden koruyacağına inanır) Kılı kırk yaran, ince eleyip sık dokuyan, fazlasıyla çalışkan olmasına rağmen sınıfta sessiz bir konumda olan ve ilerideki meslek hayatında da göz önünde olmaktan hoşlanmayan. Yetenekli olduğu alanlar: Hukuk, mühendislik, uzmanlık, Bilgi işlem, Tamirat, bakım ve onarım, Danışman, öğretmenlik, Hastane görevlisi(Hemşire ve hasta bakıcı) yayımcı(kitap evi), Arşivci, Ekonomist, Muhabir, Kütüphane görevlisi, Analizci, Muhasebe, Temizlik ve hizmet sektörü, Zanaatkar, Usta, Bilim adamı.
 
Terazi Burcu Çocuğu
İlgi uyandıran, sevimli ve uysal bir çocuktur. Sosyal ilişkileri güçlü, vefalı, bilinçli tavırları olan, tarafsız gözlem gücüne sahip, güzellik ve lüks tutkusu olan, marka giyinmeyi ve yaşamayı seven, derinlemesine düşünmekten hoşlanmayan, sorunlardan uzak durmaya çalışan, yorucu aktivitelere gelemeyen, rahatına son derece düşkün, zor beğenen, en iyi olanı isteyen, çevresindeki insanlar tarafından beğenilmeyi isteyen, eleştiriden hiç hoşlanmayan, kimsenin işine karışmayan ve kendi işine karışılmasından da hoşlanmayan, nazik ve kibar ama yüzeysel davranan, problemleri dinlemekten hoşlanmayan, bulunduğu ortamda sevmediği birileri olduğunda hemen uzaklaşan, giyimine, süsüne ve güzel görünüp görünmediğine dikkat eden, azla yetinmesini bilmeyen, yeri geldiğinde ters davranabilen, bulunduğu ortamda gerginlik yaratabilen, başkalarında kusur bulmaya yönelik tavırlar sergileyen, karar vermekte zorlanan, hesap sorulmasından hoşlanmayan, sırf huzuru kaçmasın diye sorunlarla yaşayabilen, zihinsel alışverişlerde yetenekli olan, para harcamayı seven, sevdiklerine para harcayabilen, flörtçü yapıda olan, ikna edici konuşmaları olan, başarıdan ziyade tanınmayı tercih eden, son noktaya gelmedikçe sorunları görmezden gelen, hangi ortamda olursa ilgiyi üzerine toplayabilen, ne giydirilse ve giyse yakışan. Yetenekli olduğu alanlar: Güzellikle ve güzelleştirmeyle alakalı her meslek, politika, Halkla ilişkiler, Müzisyen, Şarkıcı, Sinema oyunculuğu, Manken, Fotomodel, Sanatın her kolunda başarılı olan, Reklamcılık ve Reklam oyunculuğu, Ticaret, Temsilci, Diplomatik, Yargıç, Entelektüel, Kültür elçisi.
Akrep Burcu Çocuğu
Gayet çalışkan, becerikli, kararlı bir çocuktur. Pek laf dinlemekten hoşlanmaz, başına buyruk, hoşlanmadığı her konuda tepkisini sertçe koyabilen, isterse okulunun en başarılı istemezse en tembel öğrencisi olabilen, iletişim kurulması zor olan, çok az sayıda arkadaşı olan veya seçmesini bilen, sırdaş, bakışlarıyla etkilemeyeceği kimse olmayan, kuşku duyan ve hemen gardını alabilen, yorulmaksızın çalışabilen, karar verdiği hiçbir şeyden dönmeyen, sabit fikirli, engellerin üstesinden kolayca gelebilen, çok güçlü tutkuları olan, küçük yaşta cinselliğinin farkında olan, mükemmellikten hoşlanan, güçlü irade, aşırı gururlu, kimseye eğilmeyen, insanları istekleri konusunda çok iyi yönlendirebilen, dışa kapalı, mistik konulara eğimli, sezgileri doğru çıkan, sevilmemeyi, istenmemeyi kabul edemeyen, isteklerinin kabul edilmesinden hoşlanan, kafasına taktığı bir kişiyi veya herhangi bir şeyi muhakkak elde etmek isteyen, sevdiği hiçbir şeyinden ayrılmayı kabul etmeyen, kendine ait hiçbir şeyi paylaşmaktan hoşlanmayan, yönetici kabiliyeti olan, küçücük yaşında ailesini bile dize getirebilen, hoşlanmadığı kişi veya konularda sert tavırlar gösterebilen, çok zeki, seçtiği alanda en yüksek noktaya gelebilen, affetmeyen, kin besleme duygusu, öcünü bir şekilde alan, gizli işler yapmaktan hoşlanan. Yetenekli olduğu alanlar: Politika, Mühendislik, Hukuk, Psikolog, Astrolog, Terapist, Operatör Doktor, Pilot, Askerlik, Dedektif, Gizli Ajan, Şifacı, Sanatçı, Bilim Adamı, Spekülatör, Savaşçı, Analist, Keşifçi, Yarışçı, Görsel Sanatların her kolu.
Yay Burcu Çocuğu
Son derece sevimli, hareketli, neşeli bir çocuktur. Sorgulayarak bizzat araştırarak öğrenmeyi sever. Fikirlerinin doğruluğundan emin olduğu için başkalarının eleştirileri karşısında şaşırabilen ama istifini bozmayan, detaylardan hoşlanmayan fakat çabuk dağılabilen, oldukça dağınık, meraklı, öğrenmeye hevesli, yükseklere tırmanmaktan hoşlanan, keşifçi, cesur, yabancı dile müthiş yetenekli, coşku dolu, hevesli, kolay kolay yorulmayan, kıpır kıpır enerjik, yönetme arzusu olan, baskılar karşısında boyun eğmeyen ve hemence uzaklaşan, yurt dışıyla bağlantılı her türlü bilgi, insanla yakından ilgilenen, uzak kültürlere meraklı, denenmemiş yerleri keşfetmekten hoşlanan, gezgin, öğrendiklerini herkesle paylaşabilen, içinde kötülük beslemeyen, pozitif enerjili, iyimser, hatalarından pek ders almayan, maceracı, inanılmaz cesur, seyahate çıkmaktan zevk alan ve kimseye zorluk çıkarmayan, büyümüş te küçülmüş konuşmalar yapan, tehlikeye atılmaktan hoşlanan, düzeni sevmeyen, ani hareketlerde bulunabilen, kararlarından çabucak dönebilen, bulunduğu ortamı neşelendiren, eğlendirebilen, şakacı, ciddiyetten hoşlanmayan ve büyüdükçe çocuklaşan, ön saflarda yer alabilen, cin gibi akıllı, manevra kabiliyetine sahip, herhangi bir özelliği ile mutlaka tanınan, tez canlı, sabırsız, konuşkan, özgürlüğüne aşırı düşkün, duygusal konularda bağlanmaktan hoşlanmayan, ileride bekarlık sultanlık diyenlerin arasına katılabilir, en son söyleyeceği sözü başta konuşan, içinden geldiği gibi davranan. Yetenekli olduğu alanlar: Yabancı dil uzmanı, Gazetecilik, İletişimle ilgili her türlü meslek, Sporcu, Danışman, Yüksek Eğitimci, Kaşif, Gezgin, Turizmci, Tur Operatörü, Spiker, Öğretim Görevlisi, Tercüman, Din Adamı, Ruhsal Şifacı, Yetenekli bir konuşmacı, Felsefe alanında bir kariyer, TV dünyası, Kitleleri ayağa kaldırabilen bir hatip, Dağcılık, Dünya Vatandaşı, Filozof, Araştırmacı, Komedyen, Hukuk Alanı.
Oğlak Burcu Çocuğu
Sessiz ve sakin, yaşıtlarından olgun, Gençlik yıllarında yaşından fazla gösteren yaşlandıkça gençleşen, karizmatik, yavaş ve geç öğrenen ama asla unutmayan, iyi bir eğitimci, öğretmen, yönetici, müthiş bir iş kafası olan ve bunu küçücük yaşında bile belli edebilen, tutumlu, üretken, çok çalışkan, hırslı, başarıya odaklı, hedefini küçük yaşta belirleyebilen, toplumsal konumuna önem veren, toplumda tanınmasını sağlayan bir meslek için yorulmadan didinmeden çalışabilen, çocuk yaşlarından itibaren düzenli, sistemli ve programlı yaşamaktan hoşlanan, içe dönük, sosyal olmayan, fazla arkadaşı olmayan, otoriter yapıya sahip, insanları yönetmesini bilen, karamsarlık meyli olan, aşırı şekilde çalışabilen ve hiç yorulmayan, dayanıklı, hastalıkları çabuk iyileşen, güçlü bir bünye, ihtiraslı, öncü güce sahip, organize edebilen, yaşıtları arasında ağırbaşlılığı tanınan, abi abla imajına uygun, giyinip süslenmekten hoşlanmayan, sevmediklerinden uzak duran, ilişkilerde mesafeli ve geleneksel, sadakat konusunda kesinlikle taviz vermeyen, paylaşmaktan hoşlanmayan, değerlerine aşırı düşkün, duygusal konularda kapalı, yeri geldiğinde kimsenin gözünün yaşına bakmayan, bulunduğu ortamı ağırlaştıran, modernlikten hoşlanmayan, para harcamayı sevmeyen, belli etmeden insanları yönetebilen, dürüst ve güvenilir, kindar, yapılan kötülüğü asla unutmayan, samimiyetten hoşlanmayan, soğuk, disiplinden hoşlanan, düzen meraklısı. Yetenekli olduğu alanlar: Politikacı, Parayla alakalı tüm meslekler, sigortacı, Karizmatik bir oyuncu, lider, Üst düzey yönetici, Mühendis, Mütahitlik, Hakim, Askerlik, Pedagoji, Bankacılık, Emlakçılık, Sigortacılık, Veznedar, Hat Sanatçısı, Koleksiyoncu, heykeltıraşlık, Mimarlık, İşlemeci Ustalığı, Eğitici.
Kova Burcu Çocuğu
Çok akıllı, sıra dışı, orijinal bir çocuktur. Uzak yerler, insanlar, toplumlara karşı meraklı, Çok sosyal, özgürlük aşığı, bireyselliğine aşırı önem veren, insancıl, Çabuk kopabilen, bağ kurmaya gönülsüz, asi tavırlı, kurallardan ve sınırlanmaktan hoşlanmayan, arkadaş canlısı, bir grubun liderliğini üstlenebilen, özgürlük savaşçısı, dobra, fikirlerinden vazgeçmeyen, sabit bir görüşü benimseyen, düzenli bir hayatı sevmeyen, ailesinden çabuk kopabilen veya tam tersi ailesinden hiç ayrılmayan, karşı cinsle sadece arkadaşlık kurabilen, ilgi çekebilen, farklı giyinen ve düşünen, geleneksellikten uzak duran, aşırı modern, abartıyı sevmeyen, kontrol edemeyeceği durumlar karşısında hemen uzaklaşabilen, ani hareketlere açık olan, tasarımcı, yetenekli, baskı görmesi halinde bilinmeyen yönleri ortaya çıkabilen, yenilikçi, espri ve mizah konusunda yetenekli olmayan, bulunduğu alanda kitleleri sürükleyecek ve farklı bir düzen getirebilecek kadar özgürlük yanlısı olabilen, dünya vatandaşı, kişisel haklara saygı duyan, herkese eşit özgürlükten hoşlanan, tarafsızlık yeteneği olan, geçmişinden pek hoşlanmayan, geleneksel değer yargıları olmayan, katı ahlak kurallarına boyun eğmeyen, duygularını belli etmeyen, konuşmaktan hoşlanmayan, ne olursa olsun tam olarak mutlu olduğunu hissetmeyen, dürüstçe düşündüklerini söyleyebilen, yerleşik düzende yaşamaktan hoşlanmayan, farklı insanlarla bir arada olmaktan hoşlanan, sıra dışı insanlardan hoşlanan. Yetenekli olduğu alanlar: Bilim ve Buluş Dünyası, Alternatif sağlık teknikleri, Yargıç, pilot, Bilgi işlemci, Psikolog, Mimarlık, Matematikçi, Fizikçi, Buluşçu, Modacı, Desinatör, Filozof, Astrolog, Reformist, Atom Mühendisi, Astronot, Kozmik Bilimci, Gruplarla alakalı tüm işler, Sanatçı
Balık Burcu Çocuğu
Hüzünlü bir prenses ve prens kimliğindedir. Düşleriyle beslenen ve büyüyen bir çocuktur. İnanılmaz bir hayal dünyası vardır. Sezgileri son derece güçlü, insanlar hakkında verdiği yargılar doğru çıkan, gizli saklı hareket eden, siz daha neyin ne olduğunu anlamadan sizi minik oyunlarla kandırabilen, çok cana yakın ve sıcak tavırları olan, duygularını yüceltebilen ve öyle yaşayabilen, güzelliği dikkat çeken, gizemli duruşu olan, duyguları kolayca değişebilen, bir anı diğerine pek uymayan, aşırı duygusal, bağımlılıklarına çok düşkün olan, çabuk ağlayan, karar vermekte zorlanan, aktiflikten hoşlanmayan, uyumayı seven(en rahat uyuyan bebekler ve çocuklardır, ileriki hayatlarında da uykuyu çok severler), hayallerini gerçekmiş gibi anlatan ve yaşamaktan hoşlanan, inanılmaz öyküler anlatan ve başkalarını da bunlara inandırabilen, karşısındaki söylemeden onun derdini, hislerini çözebilen, hemence kaynaşabilen, uyum sağlamasını bilen, kendini üzecek bir şeyler bulabilen, bulunduğu ortamdaki her şarta boyun eğebilen, bir tepkisi diğerinin tam tersi olan ve bunlar arasındaki geçişi kolayca yapabilen, zengin bir iç dünyası olan, hareketlilikten hoşlanmayan, korunmaktan hoşlanan, aşırı ilgi ve sevgi bekleyen, insanlardan çabuk etkilenen, durup dururken trajik bir şey yaratabilen, başkalarına kolayca inanan ve sonra üzülen, hayal kırıklığı yaşadığında uzun süre toparlanamayan. Yetenekli olduğu alanlar: Psikolog, Ruhsal Danışman, Senaryo yazarı, Sanatçı, kahin, Medyum, Astrolog, Dekorasyon konusunda uzman, Sinema Sanatçısı, Doktor, Şair, Müzisyen, Dernek yöneticisi, Dert dinleyen, Reklam ve Tanıtım, Hayır işleri yapan, Ressam, Din Görevlisi, İç Mimari, Barış için ara bulucu.

17 Eylül 2017 Pazar

9 Yaş Tekrar

Pazar, Eylül 17, 2017 14
Canım oğlum, sürpriz yumurtam, karabiberim;

Taze bilgilerin ışığında her zaman en güvenli yolların yolcusu oğlum. Bir yıl öncesinden yolunu ışıklandıran ablanın izinden attığın her adımda farklı güzellikleri bize gösterdiğin için sana teşekkür ediyorum.

İyilikte, doğrulukta, dürüstlükte, çalışkanlıkta hep ulaşmaya hatta geçmeye çalıştığın bir ablanın seni çok geliştirdiğini düşündüm içten içe. Kendini göstermeyi seviyorsun, bunun için sınırlarını geliştiriyorsun.
Sabırlı ve azimlisin. İleride hedeflediğin bir çok şeyi gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. 2,5 yıl istikrarlı bir şekilde satranç oynadın, çalıştın, dereceler elde ettin, ulusal, yerel bir çok turnuvaya katıldın. Sonra basketbol ilgi alanına girdi ve bu sene basketbol kursuna başladın. İlgi duyduğun her şeyin hakkını veriyorsun, başarmak için çalışmayı seviyorsun.

Temkinlisin, ailemize çok bağlısın. Babana, bana, ablana çok düşkünsün. Birimize bir şey olsa çok önemsiyorsun, sıkıca sarılıyorsun bize. Teması, öpülmeyi, koklanmayı çok seviyorsun. Sağlığına önem veriyor, sağlıklı beslenmeye çalışıyorsun. Sağlıklı olanı sevmeyi istiyorsun.

Elif' i çıldırtmak, bağırtmak, sinirlendirmek, gıcık etmek en büyük hobin :) Mütemadiyen çıldıran bir Elif' e maruz kalıyoruz, senin ise hiç sesin duyulmuyor. Elif olmadan nasıl sıkıcı bir hayatın olacağını ve onu çok sevdiğini sıkça dile getiriyorsun. Bunun dışında güzel, anlamlı bir iletişiminiz var.

9 yaşını bitiriyorsun bugün. Evin akıllı, uslu, güvenilir, anlayışlı çocuğu iyi ki aramıza katıldın, seni çok seviyorum, yeni yaşın kutlu olsun ! 

9 yaş Elif tık.


11 Eylül 2017 Pazartesi

Yumurta Meselesi

Pazartesi, Eylül 11, 2017 8
Tepe köydeki teyzemin evine giderken çok yorulmuş, su kenarında bir söğüt gölgesi ararken görmüştüm ilk kez. Gerisinde çok ağır bir yükü sürüklüyor, ağır ağır ilerliyordu. Yaklaştım ama ne taşıdığı şeyi seçebildim ne de yüzünü. Yoluma devam ederken hala aklımdaydı, kimdi neyin nesiydi.

İşim sattığım yumurtaların parasını teyzeme götürmekti. Kendisi artık yaşlanmış salı günleri pazara gelemez olmuştu. Hele ki bu Ağustos sıcağında. Annem demişti sevaptır yavrum diye. Bu yüzden Pazartesileri akşamüstü köye gidiş günümdü. Köyümüz kasabaya yaklaşık 6 km ama hep yokuş yukarı. Sonunda denizle buluşan nefes kesici bir vadi manzarası eşlik ederdi yoluma.
 Köye vardığımda teyzemi bahçede beni bekler bulurdum. Yüzünde yorgun bir gülümseme ile karşılardı beni. Parayı sayarak alır, yarısını geri verirdi, senin payın annene vermeyi de unutma diyerekten. Bu işi sevdiğimi bilir folluktaki son yumurtaları toplama görevini bana bırakırdı. Uyumaya çalışırken sabahki yorucu yürüyüşü ve kaç yumurtam olduğunu, kaç lira kazanacağımı hesap ederdim. 
Gün doğmaya 2 saat kala teyzem elinde kahvaltı çıkını ile gelir, uyandırırdı beni. İçi saman dolu şeleğe özenle istiflediği yumurtaları zayi etmeden pazara ulaştırmanın sorumluluğunu almış olmak beni hem gururlandırır hem endişelendirirdi. 

Sırtımda şelek yola düzülüp güneşin tam olarak yolun neresindeyken doğacağını hesapladım. Kahvaltı molasını tam da orada verecektim. Nereden bilirdim zebani gibi karşıma dikileceğini. Dev gibi cüssesi, yaralı çirkin yüzüyle karşı karşıya kalınca korktum. Yumurtaları çalacak sandım ama derdi o değilmiş. Benden süt istedi. Çıkınımdan teyzemin taze kaynattığı sütü çıkarıp verdim, içti büyük bir açlıkla. Kalan son bir kaç yudumu ise yere döktü. Eğilip yerden kaldırdığı bir bedeni bacağından sırtlayıp çeke çeke götürmeye devam etti.

Arkasından bakakaldım, korkudan şaşkınlıktan yerimden bir milim kımıldayamamıştım. Neydi sütün anlamı, neden bir kısmını o bedenin üzerine dökmüştü, neden yanıktı yüzü, dağlarda ne arıyordu? Üzerinden tam on yıl geçti etkisi hala dün gibi. Rüya mıydı, hayal miydi, gerçek miydi bilemedim hiç. Bir kaç arkadaşıma üstü kapalı anlattım, dalga geçtiler. İşte teyzemin yumurtalarını satmayı o gün bıraktım. 

4 Eylül 2017 Pazartesi

2017 Yazı

Pazartesi, Eylül 04, 2017 20
Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında Altınoluk' taydık :) Tabi tamamında değil ama Haziran sonuna, Eylül başına kıyısından köşesinden yetişerek orada toplamda biz 5 hafta geçirdik, çocuklar ise 6 hafta geçirdiler.

Anneannemiz, dedemiz, kuzenlerimiz, teyzelerimiz hatta en son bir kaç günlüğüne babaannemiz, halamız ile güzel anılar biriktirdik. Altınoluk bizim ikinci evimiz, ikinci adresimiz artık.
Her sene olduğu gibi havuz, deniz, aquapark, tekne turu, naturland, Akçay, Altınoluk, Ören Burhaniye gezileri, sabahları yaptığımız sonu denizle buluşan 5 km lik doğa yürüyüşleri rutindi. Farklı olan ve hafızalarımızda en çok iz bırakan, bize tatil içinde tatil yaşatan ise Taylıeli Köyü, Bozcaada, Çanakkale, Gelibolu gezilerimizdi.  
Çanakkale' yi çok sevdim. Çok yaşanılabilir buldum. İleride bir şehir değişikliği düşünürsem ilk aklıma gelecek yerlerden biri olacak.
Tabletler maalesef okulların kapanması ile hayatımızın vazgeçilmezi oldular. Çocukları suçlayamıyorum çünkü sanırım ben de telefon bağımlısıyım :( 
Ancaak :) Neyse ki hala kitap evlerinde keyifli vakit geçiriyor ve bol bol kitap okuyoruz. Ve neyse ki okulların açılmasına az bir zaman kaldı. 
 
Çocuklarla bu yaz geçen yıllardan daha fazla çatışma yaşadık. Çünkü kendi kararlarını kendi almak isteyen ve büyüme sancıları çeken bir sütlü çikolatamız ile çevresindeki tüm abileri kendine rol model alan ve tüm olumsuz yönlerini kapan bir bitterimiz var :) 
Bu yıla kadar şehitlikleri görmeyi ertelemiş çocukların biraz daha büyümelerini beklemiştik. Doğru yapmışız, hem duygusal hem fiziksel olarak gayet tatminkar bir gezi oldu. Bozcaada' nın tam olarak hakkını veremedik diye düşünüyorum. Pazar kuruluydu, müze kapalıydı, çok sıcak olduğu için kaleyi ve sokak aralarını çok iyi gezemedik. Ama dondurma ve kurabiyelerine bayıldık :) 
Güzel bir yaz tatili geçirdik şimdi ise maalesef işlerimize dönme ve okul hazırlıklarına başlama vakti :)
Bu sene Eren 4.sınıf, Elif ise 5.sınıf. Elif' in orta okula geçmesi ve yeni okulu beni heyecanlandırıyor. Umarım tüm çocuklar, veliler ve öğretmenler için güzel bir eğitim-öğretim yılı olur.
DEVAMINI OKU

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Çocuğuma Kaç Yaşında Akıllı Telefon Almalıyım?

Pazartesi, Ağustos 07, 2017 16
Kızım bu sene 5.sınıfa başlıyor. Artık onu okula elimizle bırakıp elimizle aldığımız günler geride kaldı. Bu sene ilk kez okul servisi ile tanışacağız. Hatta evden bizden sonra çıkıp, eve bizden önce gelmesi söz konusu.

Endişeli anne kimliğim hemen çalışmaya başlıyor; ya servis gecikirse ya da gelmezse, servisi kaçırır mı, eşyalarını toparlayıp evden çıkmayı becerebilir mi, servis kaza yaparsa ne olacak, anahtarıyla kapıyı açabilecek mi? İçimdeki sakin anne ise sıkıntı yok, serin kal, yapar diyor :) Tabi yine babaannemiz ile aynı apartmanda olmanın rahatlığı var.

Akıllı telefonlara olan mesafeli bakışımızla hafif bir flörtleşme başlıyor. Ondan her an haber alabilme olanağı gerçekten çok cazip. Orta öğretimde öğretmen olan iki ablam da artık internet paketsiz akıllı bir telefonu kullanabileceğini söylüyor. 

Uzman görüşleri için bir araştırma yapıyorum. 2013-2014 yıllarında yazılan makaleler 15-16 yaşı gösteriyor. Oysa yeni tarihli olanlar 11-12 yaşından önce alınmamalıdır diyor. Teknolojinin son yıllarda nasıl büyük bir hızla topluma nüfus ettiği anlaşılıyor buradan. Her geçen yıl uzmanların teknoloji ile tanışma yaşını biraz daha öne çektiklerini görüyorum. Tabi her durumda ihtiyacın hasıl olması ilk kriter. Yani çocuk bağımsızlaşmaya başlamış ise artık tek başına okula gidip gelmesi gerekiyor ve iletişim gerekliyse evet alınmalı. 

Sonunda kararımız bu sene kızıma sadece iletişim amaçlı akılsız-tuşlu bir telefon almak oldu. Zaten daha önce kendisiyle liseye geçince akıllı telefon alacağımız konusunda anlaşmıştık. Yalnız akılsız-tuşlu telefon bulmak o kadar da kolay bir iş değil, hiçbir teknoloji markette satılmıyor. İkinci ellerden ya da eş dosttan bulabiliyorsunuz. Bu nedenle hala elinizde çalışır durumda tuşlu telefonunuz varsa iyi saklamanızı tavsiye ediyorum. Gün gelip de birini çok sevindirebilirsiniz.
henüz dünyayı sanal olarak kucaklamaya hazır değiliz:)
Kızım; 'Ya ben bu telefonu çantamdan bile çıkartmam, ezik miyim ben, oyuncak mı bu anne' gibi sorular sorsa da, biz bu sorunu şimdilik çözdük gibi. En azından bu sene için öyle umuyorum :)

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Temmuz Bitmeden

Pazartesi, Temmuz 31, 2017 10
Koca bir ayın bitmesine saatler kaldı. Bu yaz rehavetinden sıyrılmak ne kadar da zor oysa. Yaz dediğin nedir ki; parlayan bir güneş, beyaz bulutlar, bolca deniz, geniş zamanlar ve biraz tembellikten başka...

Yaz dediğin karpuz ve kızartma kokusudur en çok, eline kitabını alıp başka dünyalara dalmaktır. Deniz kenarında midye, haşlanmış mısır yemektir. Yüzmektir, ki kendini doğayla en bütünleşik hissettiğin, tabiata karıştığın andır bu. Geç saatlerde komşulardan gelen okey taşlarının sesidir. İskeleden atlamak, bisiklete binmektir.
Bir akşamüstü güneş batarken doğan aya, elinde buz gibi bir bira ve bir yaz şarkısıyla eşlik etmektir. Balkon yıkamaktır her gün. Seni telaşa düşüren tek şey vardır yazları; o da güneş batmadan son bir kez daha yüzmenin telaşı.

Yazları gazeteni ekrandan değil gerçek gazete kağıtlarından okursun. Kahvaltıların hep pazar kahvaltıları gibidir. Çocuklar evi sadece yemek-duş ve uyku için kullanırlar pek ortada görünmezler yazları. Dinlenirsin, ruhun dinlenir..

İki haftacık bir tatil yapıp geldik ve saatlerimizi Ağustos' a kurduk. 

Not.Görsel internetten alınmıştır.
DEVAMINI OKU

23 Haziran 2017 Cuma

Temmuz' da Yine Geliriz

Cuma, Haziran 23, 2017 18
Bu sene okulların 9 Haziran' da kapanıp, 18 Eylül' de açılacağını öğrenince moralim bozuldu tatil hesabı falan yapmadım. Her sene ölçüp biçip ince ince planlarken, bu kez akışına bıraktım. Nasıl olsa ağzımla kuş tutsam izinle, yaz okuluyla, şunla bunla bu zamanı dolduramam. Hadi bakalım bir de böyle deneyelim.

Çocuklar ilk hafta etüte devam ettiler. Devam ettiler ama zorla, ay keşke evde olsak, hiç bir arkadaşımız gelmiyor, neden biz gidiyoruz, tatil oldu hala etüte gidiyoruz, bin bir şikayet. İkinci hafta ikisini evde bırakayım dedim. Babaanneleri aynı binada olunca gözüm arkada kalmıyor. Tabi ellerine tabletleri ve sınırsız interneti verince bir bitkiden farksız oluyorlar. Arada suyunu, besinini ver, kendi haline bırak. Tüm kış boyunca tablet yüzü görmeyen çocuklar, çölde su bulmuş gibi oldular.  

Ama bu kadar da serbestlik olmaz diyerek, makul miktarda günlük ödev, okuma listesi, test vermeyi ihmal etmedim tabi. Yalnız ayarı iyi tutturamadım sanırım, sabahları iş servisim daha hareket etmeden ödevlerini bitiriyorlardı. Sonrası malum. Gün içinde de haberleşebilmek için massenger' ı kullandık.
(ilk şaşkınlığım-her adımınızı yazabilirsiniz demiştin:)
İlk akşam saat beş buçuk gibi eve gelip iki müptela bulunca sordum: sizi tabletten kurtarayım mı yavrum? İkisi de bu soruyu bekliyormuş, pek sevindiler. Hiç bıkmayız sanıyorduk ama bıktık dediler. Ertesi güne kadar tabletleri kaldırdım. 
saatlere dikkat çekerim:)
5 günün sonunda kızım bir instagram hesabına admin olmuş. Oğlum five nights at freddy's in 2.sini bitirmiş. Şimdilik başarılarımız bu kadar. Akşamları da biraz bahçeye salıyorum, patendir, baskettir, topdur 1 saat hava alıp geliyorlar.

Baktım bu işin maliyeti yaz okuluyla boy ölçüşemez. Biraz fındık - fıstık - dondurma - bir kap yemekle halloluyor. Eğer böyle giderse bu yaz köşe olurum dedim, nabızlarını yokladım. Tatilden dönünce biraz daha kalırsınız dimi kardeş kardeş evde yavrum? diye sordum. Yok evde sıkılırlarmış, tablette gözleri bozulurmuş, yaz okulunda spor yapacaklarmış falan. Baktım birden doğrucu davut kesildiler, aferin yavrum dedim, aferin böyle akıllı olun siz :))) 
(atarlıyım giderliyim ama yufka yürekliyim
sen yine de cevabı çabuk yaz anne:)
Bayram ile birlikte iki hafta buralarda yokuz, hepinizin bayramını şimdiden kutluyorum. Dönüşte iki çocuğun bitmeyen yaz tatili temalı yazılarımız ile tekrar yayında olacağız :) 

Temmuz' da yine geliriz...



20 Haziran 2017 Salı

Çocuksuz Yaşam

Salı, Haziran 20, 2017 12
Küçüklüğümden beri iflah olmaz bir çocuk severim. 13-14 yaşlarında mahallenin çocuklarını eve getirip yıkayıp - uyutmuşluğum, yedirip - doyurmuşluğum çoktur. Annemle gittiğim misafirliklerde bebek varsa en çok benim kucağımda rahat eder, onu bir tek ben seve seve oyalayabilirim. Velhasıl çocuk sahibi olmak eskiden beri yaşamayı çok istediğim bir deneyimdi. Çocuk sevmemek, çocuksuz bir hayatı seçmek ise aklımın-dimağımın alamayacağı bir düşünceydi.

Çocuksuz hayatı seçenleri anlamaya başlamam çocuklarımın 9' lu yaşlarına denk geliyor. Onlar büyüyüp ben orta yaşın keyfini sürmeye başlayınca biraz gözlerim açıldı. Çevremde evli-mutlu-çocuksuz çiftler artmaya başladığında ise bu konuyu daha derin düşünmeye başladım. 
Yaşadığımız modern çağda, üreme içgüdüsünü ve 'her kadın bu duyguyu tatmalı' klişesini bir yana koyarsak, çocuk sahibi olmak; üzerinde uzun uzun düşünülüp karar verilmesi gereken, bütçe-zaman-enerji planlaması gerektiren önemli bir projeden farksız. 

Çocuk yetiştirirken verilen maddi-manevi büyük çabalar sonucunda ebeveyn olarak hedefimiz ayakları üzerinde durabilen birer yetişkin ortaya çıkarmak yani projenin geri dönüşü tamamen manevi bir doyuma dayanıyor. 

Hayatını böyle bir çabayla ve sonsuz endişelerle geçirmek yerine; tatillerini okulların açık olduğu döneme denk getirmek, çocuksuz otelleri tercih etmek, +13 mekanlarda sadece kendi sorumluluğunu taşıyarak eğlenmek istemek gayet tabi bir tercih olabilirdi. Bebek ağlaması sesi, aylar süren uykusuz geceler, kardeş kavgalarından uzak bağımsız ve dingin bir hayat saygı duyulası bir tercihti. 
Zaten dünya nüfusu inanılmaz bir hızla artıyor, içilebilir su kaynakları tükeniyorken, savaşlar, açlık bu kadar artmış, insanlardan kalben uzaklaşmaya başlamışken, Suriyeli çocuklar, terk edilen bebekler gözlerimizin önündeyken bile isteye dünyaya bir çocuk daha getirmek ne kadar mantıklı olabilirdi.

Kreş parası, özel okul parası, etüt parası, kurs parası, küçük bir servet değerindeki oyuncakları, her sene büyüyen ayaklarıyla birer para öğütücüsü olan çocukların hayatımızdan bir an için uzaklaştığını düşünelim. Hayalini kurduğumuz tatiller, yurt dışı gezileri, almayı planladığımız her şeye çok daha kolay ulaşabilirdik. Ayrıca örnek olmak zorunda olduğumuz çocuklarımız yoksa yaşam tarzımızda daha özgür tercihler yapabilirdik.
Düşünerek, hissederek, planlayarak çocuksuz hayatı seçen yetişkinlerin; yaygın kanının aksine çoğu insandan daha derin hisseden, daha naif, daha duygusal insanlar olduklarını düşünüyorum. Hele bizimki gibi çocuk aşığı bir toplumda onca baskıya ve sorgulamaya rağmen bu kararı alabilmek hiç de kolay değil. 

Bence artık evlenince çocuk sahibi olmanın, acıkınca yemek yemek kadar doğal bir süreç olmadığını hepimizin kabullenmesi gerekiyor. Anne olan kadının daha üstün, olmayanların ise eksik olduğu düşüncesi her gün daha çoğumuz tarafından sorgulanıyor. Anneliği tek başına bir meslek ya da bir sıfat olarak görenlerin sayısı giderek azalıyor. 

Yakın gelecekte çevremizde evlenmek istemeyen, evlenip de çocuk yapmamayı tercih eden, çocuksuz olup kedi-köpek beslemek isteyen insanları daha çok göreceğimizi düşünüyor, şimdiden hepsini saygıyla selamlıyorum :)


Tüm zorluklarına rağmen, çocuklu hayatı seçenleri yani kırmızı hapı yutanları ise sevgiyle kucaklıyorum :)))


Not: Görseller Pascal Campion

12 Haziran 2017 Pazartesi

Hayat

Pazartesi, Haziran 12, 2017 16
Teyzemi, annemin hayatta olan son kardeşini sonsuzluğa uğurladık. 92 yaşında 1 aydır yoğun bakımdaki yorgun bedeniyle (çoklu organ yetmezliği yani yaşlılık teşhisi ile) vedalaşırken, çocukluk hatıralarımda teyzeciğim ile yeniden buluştum.
Vesile ile memlekete bir günlük buruk bir ziyaret. 
20 yıldır görmediğim çocukluğumun kasabasına değil de bambaşka bir yere gitmişim hissi. 
Her yer o kadar değişmiş ki. Özellikle kıyı yolu. Bir deniz kenarı kasabasıydı bıraktığım, gördüğüm ise sanki denize kenarı olmayan bir yer. Denizi doldurup yol yapmak maliyet açısından harika bir fikir olabilir ama yerleşim yerlerini denizden çok uzaklaştırmış, mahvetmiş ve tüm özelliğini yitirmiş eski mahallem.
Köy yolu, mezarlık. 
Küçüklüğümde her köye çıkışımızda durup dualar edenler, bugün kaybettiklerimiz. 
Uzun yıllardır görmediğim kuzenlerim, kuzenlerimin çocukları, ağlamaklı gözlerle sarılışımız. 
Hep daha iyi vesilelerle buluşma dilekleri.
Ve iki günlük yolculuktan sonra sabah karmakarışık bir ruh hali ile gelip, yazdıklarım. 
Anı defterine ilave olan kırık dökük bir kaç fotoğraf.
DEVAMINI OKU