Joko'nun Doğum Günü

JOKO'NUN DOĞUM GÜNÜ | ANKARA DT
1 perde | 1 saat 30 dakika
Yazan : ROLAND TOPOR | Çeviren : İCLAL MİNE KIRIKKANAT | Yöneten : İLHAM YAZAR

KONU
Concordia otelinde bir kongre düzenlenmekte, kongreciler bu kongreye katılmak için Joko’nun yaşadığı şehre akın etmektedir. Joko, bir sabah atık deposundaki işine gitmek için uyanır, sokağa çıkar, kongrecilerle tanışır. Sonra biraz daha tanışır. Sonra biraz daha tanışır. Sonra biraz daha ...

OYUNCULAR
DURUKAN ORDU-CEVAT DUMAN-EBRU NİL AYDIN-ZEYNEP EKİN ÖNER ÖZTÜRK-ZAFER GÜLLÜ-MEHMET AKAY-ALPER TAZEBAŞ-ULAŞ ERSOY-ERCAN EKER-ALPAY ATALAN-MURAT KESİM-BAŞAK VURAL-ARSAL MAZMANOĞLU-MEHMET ONUR KOCABAŞ-MİHRİBAN REZZAN SEYHAN-KORAY ALPER-BARBAROS EFE TÜRKAY
Joko' nun Doğum Günü İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesinde, Ankara' da ulaşımın en zor olduğu sahnelerden birinde gösteriliyor. Büyük Tiyatro önünden bir servis ile ulaşım sağlanabiliyor. Bu sahnede ilk 'Hayvan Çiftliği' ni izlemiştim. İnanılmaz etkilendiğim bir oyundu. Az duman, az dekor, sade kostümler, loş bir ışık düzeni, sahnelerle örtüşen müzikler, oyuncuların fiziksel performansı her iki oyunun da ortak özellikleri ve atmosferi inanılmaz etkileyici kılıyor.
Fransız yazar Roland Topor'un yazdığı, Mine Kırıkanat'ın çevirdiği oyunun yönetmenliğini, İlham Yazar yapıyor. Müzikler ise Ali Erel' e ait.
‘Joko’nun Doğum Günü’,  durup düşünülmesi, tekrar tekrar izlenilmesi gereken bir sistem sorgulaması. İnsanoğlunun kapitalizm karşısında direncinin nerede ve nasıl kırıldığını, halkın sırtından keyifle işlerini sürdürenlerle; her şeyin farkında olup, avantasına bakıp bunlara ses çıkarmayan insanların öyküsünü anlatıyor. Sonunda paranın esiri olup, kimliklerini kaybeden insanları, çok para aldıkları için sırtında taşıdıklarının nasıl üzerine yapışıp, sonra nasıl onlara yem olduklarını fark edemeyen insanların öyküsünü. 
Joko(Durukan Ordu), anne(Ebru Nil Aydın) ve kız kardeşi(Başak Vural) ile yaşayan ve su deposunda çalışan bir işçi. Su deposundaki işçilerin çalışma sahneleri, sanatsal yönden en çok aklımda kalacak sahnelerdi diyebilirim. Kongre üyelerinden Wanda (Zeynep Ekin Öner) performansıyla namına nam kattı. Öyle histerik bir karakterin üstesinden nasıl geldi, hayranlıkla izledim. Kongreci tiplemelerinin hepsi çok iyiydi. Doktor rolü ile Cevat Duman da inanılmazdı. Durukan Ordu zaten efsaneydi.
Sezonun en iyi oyunu diyebilirim. Ekip harika. Oyun metnini daha önce okuma şansım olmuştu, bu noktada yönetmenin farkını çok daha iyi ayırt edebiliyorsunuz. İlham Yazar kesinlikle ekstra bir alkışı hak ediyor. Bilet bulmak ne kadar zor olsa da vazgeçmeyin, denemeye devam edin. Tiyatrolu günler diliyorum.
Share on Google Plus

Anne Kaleminden

Yazmak hayatımın her döneminde kendimi ifade edebildiğim en iyi yöntem oldu ve şimdi çalışan iki çocuklu bir annenin arta kalan zamanlarında biriktirdiklerini yazarak paylaşmaya çalışıyorum.

9 yorum:

  1. Ne güzel tiyatroyla iç içesin..
    Keyiflerin daha daha bol olsun ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tiyatroyu gerçekten çok seviyorum :) Daha listem epey kabarık bakalım tamamlayabilecek miyim :)

      Sil
  2. Konuyu çok beğendim, tek biz değil, dünyanın her yerinde böyle maalesef...kapitalizme meydan okuyan tektük bir iki ülke var onlar da ne kadar başarıyorlar bilemiyorum. Bildiğim kapitalizm hiç iyi bir şey değil sadece parası olana iyi....:( Havalar buz dışarı çıkasım yok ama teyze yeğen belki gideriz. Kalemine sağlık. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu çok güzeldi Müjde Hanım valla tavsiye ediyorum, pişman olmazsınız ama yeri ters işte...

      Sil
  3. Ben de çok seviyorum ama yeterice oyuna gidemiyorum maalesef. Bilgi için teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi adıma keyifle yaptığım en güzel aktivite tiyatroya gitmek :) Zaman yaratmaya çalışıyorum bunun için :))

      Sil
  4. Merhabalar;

    Bloğunuzun "Blogger Gazetemiz"de tanıtılmasını isterseniz, alttaki linkten detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Sevgiler,

    http://www.hikayekalplikadin.com/2016/12/blogger-gazetemizde-yerinizi-alin.html

    YanıtlaSil

haydi söyle :)