16 Aralık 2016 Cuma

Evde Keyif Çatmak

Okullu iki çocuklu bir memur olarak yıllık iznimin her gününü, uzun yaz tatilini kurtarmak adına milim milim planlasam da bu sene hesaplarım şaştı. Temmuz ortasında izinden çağrılıp, bir süre yıllık izin kullanamayınca, sene sonuna 31 Aralık itibarıyla yanacak epey bir iznim kaldı. 

Ben 'evde nasıl keyif çatılır' konusu üzerine biraz kafa yordum ve bir liste hazırladım. Önce çayımı, üzerine kahvemi, üzerine bozamı sonra da salebimi içerim diyordum. Biraz uyur, biraz uzanır, biraz da otururum diyordum. Biraz dizi, biraz sabah programı izler, üzerine Türk filmi patlatırım diyordum. Bilgisayarımı açar, yanıma telefonumu koyar, karşıma da televizyonu alıp bir lezzet üçlüsü kurarım diyordum. Biraz Özgür Bacaksız, biraz Barış Bıçakçı, biraz da Melisa Kesmez okurum diyordum. Hatta bir çılgınlık yapar belki bir sinemaya bile giderim diyordum. Bloglarda özgürce gezer, arkadaşlarımı yorum yağmuruna tutar, yazı üstüne yazı yayınlarım diyordum. 
İlk gün sabah çocukları zifiri karanlıkta okula yolcu ettikten sonra gün ışıyana kadar uzanayım desem de uyku tutmadı. Kalktım hızlı bir kahvaltı sonrası hemen kızımın akşam yemeği siparişini hazırlamaya koyuldum. Zira bu hafta izinliyim deyince elime 5 günlük yemek listesi tutuşturmuştu :) O gün dışarıda ablamla buluşup iznime güzel bir başlangıç yaptım. Akşam ise çocukların aksırık, tıksırık, öksürük ve burun silme sesleri ile geçti. 
Hazır evdeyken, çocuklar da hastayken ve hava da buz gibiyken sabileri okula yollamak bir Türk anasına yakışır mı? Tabi ki de çocuklarımı ertesi gün okula göndermedim. O gün ıhlamur, tavuk suyu çorba, meyve ve bol bol serum fizyolojik ile geçti. Çocukların keyfine diyecek yoktu doğrusu epey de toparlanmışlardı. 

Ertesi gün de okula gitmediler. Yalnız bu defa evde iki enerjisini atamamış okul çocuğunu zapt etmek zor oldu. Bir ara güvercinlere ekmek verdiler. Bir ara pencere kenarlarından kar toplamaya kalktılar Ankara ayazında (sigortalarımın attığı an). Kah coştular, kah koştular. Evde biraz ders çalışalım dedim verilen ödevleri zor bela yetiştirdik. Biri bir yanımda biri bir yanımda 'annea şu soruyu anlamadım, annea şuna bir bakar mısın' lar eşliğinde bir 4.sınıfa bir 3.sınıfa laf anlatmaktan akşamüstü kafam ağırlaştı. Neyse ki gün sonunda ertesi gün okula gitmek konusunda pek heveslilerdi :)

Sonraki gün tam istediğim gibiydi. Sabahtan akşama bilgisayarın başında. Televizyon karşımda, telefon elimde. Gelsin kahveler gitsin çaylar. Ne çabuk da akşam oldu, ocağa yemeği zor attım :)

Bugün sabah çocukları okula yolladıktan sonra bir uyumuşum sormayın. On buçuğa kadar uyuyarak sanırım rekor kırdım :) Velhasıl bu izin hayata biraz mola vermek adına bana çok iyi geldi. Evimde yalnız olmayı özlemişim. Günlerce böyle yaşayabilirmişim gibi geliyor şu an. Acaba diyorum sıkılır mıyım? 







26 yorum:

  1. Memuriyet beni de sıkıyor artık :( Tüm günümüz ölüyor gibi geliyor bana :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İş olsa da olmasa da emre amade hazır beklemek zorunda olmak sıkıyor evet. Bazen böyle düşününce nankörlük ediyor gibi hissediyorum kendimi. Bir işimiz olması güzel her şeye rağmen :)

      Sil
  2. bence zamanı geldıgınde hemde cok sıkılacaksınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir, belki yaz olsa sıkılmazdım :)))

      Sil
  3. Bu molalar çalışma hayatı sırasında çok değerli. Hele de çocuklarımızı büyütürken. Sanırım öğretmen olduğum için şanslıydım bu konuda. Sömestr tatili, yaz tatili...Sağlıkla güzel günlerde büyütün çocuklarınızı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay evet çok değerli. Nasıl mutluydum nasıl. Bir de çocuklu olunca insan evde yalnız hiç kalamıyormuş onu fark ettim. Bana bir ilk oldu bu deneyim :)

      Sil
  4. oH, NEYSE son günü bari kurtarmışsın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok şükür canım son iki gün keyfime diyecek yoktu :))))

      Sil
  5. Aslında evde durmak belli bir süre sonra sıkıyor biz çalışmak üzere yaratılmışız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O süreyi henüz tutturamadım ben. Acaba bana ne kadar süre lazım :)

      Sil
  6. Çok geçmiş olsun, soğuklar, ayaz tam hastalık havası. Sonunda mola yapabilmişsin sevindim:) yok yok sıkılmazsın bence hele çocuklu evde bu mümkün değil:)))tadını çıkart bence. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle 3, 5 günle zaten mümkün değil sıkılmam. Tadını çıkardım ama çok çabuk geçiyor zaman :))

      Sil
  7. 25. kitap çekilişime beklerim
    http://mugeninlistesi.blogspot.com.tr/2016/12/cekilis-sonucu-ve-25-kitap-cekilisi.html

    YanıtlaSil
  8. çok tatlııııı her şeeey. en komiği de yemek pişirme listesiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma hele çarşamba ve cuma menüsü nasıl zor :))) Bana da komik geldi, kızım çok iştahlı :))))

      Sil
  9. "Can bpğazdan gelir" :))) Çok tatlıydı :)))

    Bu evde oturunca sıkılma mevzusuna katılmıyorum. İnsan sıkılmıyor. Hatta yapacak işleri yetiştiremiyor. Öncelikle çocuklarla olunca yapacak binlerce şey var. Hiç bir şey yoksa, onalrla sohbet edip, öylece beraber sıkılmak bile güzel. Çalışırken vakit olmayan en önemli şey bu bence.

    İnsan planlanmış ve düzenlenmiş bir yaşayış içinde olmazsa, ilk anlarda bir süre oraya buraya saldırıp savrulabiliyor. Ama sonra işler yavaş yavaş kişinin özünde istediklerine yontuluyor. Annem 37'sinde emekli olunca dikiş dikmeye başlamıştı misal. Pardesü dikmeye kadar vardırdı işi. Bir dolu gezdiler babamla. Zaman çok olunca daha ekonomik gezilerin de yolu açılıyor. Sezon da, mekan da emrine amade. En uygununu buluyorsun elbette.

    İşin bizden çaldığı şey, teknolojinin de ilerlemesi ile tüm zamanımız. Özellikle özel sektör, zaman ve mekandan bağımsız sürekli hazır olma beklentisi içinde. Elimizde akıllı telefonlari bıt bıt mail yazmakla meşgulüz. Kafa başka, beden başka yerde. İşimiz az da olsa, modumuz düşük de olsa günün belirli saatleri işte olmak zorundayız. Oysa insan ömrü sınırlı. Elimizdeki en kırılgan ve tükenebilir, sürdürülebilirliği ve yenilenebilirliği olmayan en önemli kaynak zaman. Fütursuzca heba ettiğimiz zamanımız yani.

    Bu sebeple, pek de güzel yapmışsın. Her anının keyfini sürmüşsün. Dahası, sürekli olanı, tüm vaktinin patronu olacağın günlerin pek yakında, senin dilediğin şekliyle hayatına hakim olamsı dileğimle... sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hep evde olsaydım mutlaka bir plan dahilinde olurdum yine. Örneğin çocuklar etüte gitmez okuldan eve gelirlerdi. Benim annem de 41 yaşında emekli olmuş ama 6 çocuk olduğundan hep işi başından aşkındı evde. Yine de çok sosyal bir kadındır hala. Şehir hayatı ve teknoloji tam bir zaman öğütücü gerçekten.
      Tüm vaktimin patronu olduğumuz günler gelecek mi :))) O günlere o zaman :)))

      Sil
  10. Belli bir süre geçtikten sonra sanki sıkılırmışım gibi geliyor bana...
    Ama böyle bir izine 1 haftalığına hem de şu zamanlarda hiç hayır demeyeceğim kesin :)))
    Sevgiler ve iyi keyifler ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıkılabilirim ama belki :))) Hele ki yaz günlerinde hiç sıkılmam gibi geliyor bana, bir iki de eş dost konu komşu :))) Neyse du bakalım şu yılbaşı biletlerine bişey çıkacak mı :)))

      Sil
  11. Yaa o yemek listesi nedir? Aman Allahım ne tatlı :)
    Çok sevindim bu tatil işine, arada gerçekten lazım böyle şeyler...
    Mutlu Yıllar şimdiden bu arada, öperimm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Yemek listesi epey ağır bir de menüleri çok güzel tutturmuş o komik geldi bana :))) Turşuyu bile unutmamış :)

      Sil
  12. Her anın keyfini çıkar. Bir süre sonra çok sıkıcı olabiliyor. Sevgiler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın, süre kısıtlı olunca daha bir kıymetli oluyor sanki :)

      Sil
  13. Evde olmak gibisi yok. İnsanlar şaşırıyor bana ama böyle çok daha iyi hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evde olmayı ben de çok sevdim. Maddi kaygılarım olması tercih ederdim kesinlikle :)

      Sil

haydi söyle :)