4 Kasım 2016 Cuma

Ödev Gerekli mi?

İlköğretim çağında iki çocuğu olan bir anne olarak son zamanlarda gözüme en çok ödev konusu çarpıyor. Bazı veliler ödevlerin gereksizliğini, bazıları sadece öğretmen-öğrenci arasında kalması çocuk ile aileler arasında bir çatışma konusuna dönüştürülmemesini, bazıları dozunda ve nitelikli verildiği zaman gerekli olduğunu düşünüyor.
Herkes saatlerce ödev yapmanın, sayfalarca yazı yazmanın, çocuğun kendi başına altından kalkamayacağı düzeyde proje ödevi tarzında (ki neyse ki kaldırıldı) ödevlerin, ezbere yönelik ödevlerin anlamsızlığı ve işe yaramayacağı konusunda aynı fikirde.

Ödev gereksiz diyenlerin argümanları: Ev ödevi olmasın, çocuklar okulda öğrenebildiklerini öğrensin, fazlasını istiyorsa ve kendisi talep ediyorsa çabalasın, zaten günümüz çocukları neredeyse günlerinin tamamını okulda geçiriyorlar, evde kaldıkları süre içerisinde bari özgür ve serbest kalsınlar. Ayrıca bu ödevlerin çocukların akademik başarısına da katkısı tartışılır.
Ödev verilsin ama veli karışmasın: Ev ödevinin sorumluluğu sadece çocukta olsun. Ödevi yaptırma sorumluluğu ise öğretmende olsun. Çocuk ödevlerini yapmazsa sonuçlarına katlansın. Veli, öğretmen rolünü üstlenmesin. Çocuğuyla sadece ebeveynlik ilişkilerini yürütsün.

Ödev gerekli diyelerin argümanları: Ev ödevleri, anne babaların çocuklarının akademik olarak hangi seviyede olduklarını anlamalarını sağlar. Tekrar etmek, bilginin kalıcılığı için önemlidir. Ödevler çocuklara sorumluluk aşılar ve bağımsız olarak çalışmayı öğretir.
Gözlemlerim: Öğretmene daha fazla ödev verilsin diyen veliler gördüm. Çocukların dersleri ile birebir masaya oturup ilgilenen ya da tamamen bu işi çocuğa bırakanları gördüm. Öğretmenim ödev vermedi diye açıp tek satır kitap okumayan çocuklar gördüm. (Çok yakından:)

Ev ödevi verilmediğinde çocuklarımızın o zamanı nasıl geçireceklerini de düşünmek gerekiyor. Tablet, telefon, televizyon sarmalında mı kalacaklar yoksa spor, sanat, araştırma gibi alternatifleri sunabilecek miyiz?

Düşüncelerim: Kitaptakileri deftere birebir yazma, kitap özeti çıkarma ve şiir ezberleme ödevlerini anlamıyorum, anlamadığım için sevmiyorum. Neyse ki böyle ödevlere çok az maruz kalıyoruz. Öğrenilen bilgiyi pekiştirmeye yönelik, çocukları yormayan ödevleri ve kitap okuma alışkanlığı kazandırmayı amaçlayan ödevleri seviyorum.

Sorularım: Veliler ödev sorumluluğunun neresinde olmalı? Nitelikli ve kararında ödev nasıl olur? Ödev her gün verilmeli midir? Ödev konusunda çocuklar ne düşünüyor?

23 yorum:

  1. ödev konusu tam bir muamma.. iş işte, eğitim okulda olmalı. cocuklara yüklenen bu görev alışkanlık kazandırmak yerine daha fazla trajediye donusuyor bence.. ebeveynler cocuk ezık kalmasın, ogretmenın gozune gırmek ıcın cocugu kullanmaya donusuyor. velide ogrencide yıpranıyor. valla ben acıkcası eve gelen odevı cocuga bırakıyorum. beraber zorlama omadan yapmaya çalışıyoruz. yapıyorsa yapıyor, yapmıyorsa yapmasın. ilk okumayı o ogreecek o yazacak gibi bir skor yarısına cocugumu heba edeme acıkcası.

    www.obiranne.net

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısınız. Bu rekabetçi eğitim sisteminde veli olarak nasıl bir tavırda olmamız gerektiğini şaşırıyoruz. Çocuklarımızı istemeden bir yarışın içine itiyoruz. Sadece ödev de değil kurslar, sınavlar da etkili oluyor. Hepimiz çocuklarımız için en güzeli bulmayı çalışıyoruz. Kolaylıklar diliyorum. Blogunuza da artık daha sık uğrayacağım :)

      Sil
  2. Bu konuyla ilgili daha önce bende bir yazı yazmıştım.
    Çocuğun her şeye ihtiyacı vardır, yani oynamaya, arkadaşları veya ailesi ile vakit geçirmeye sosyal aktiviteler de bulunmaya. Fakat okul ödevleri nedeniyle çocuklar bunlardan çok mahrum bırakılıyor bence. Evet ödev verilsin ama çocuğu bunaltacak, çocuğu okuldan soğutacak derecede çok ödev verilmemeli bence, çünkü sadece çocuklar değil, yetişkin insandan dahi devamlı olarak onu bunaltan şeyler yapmasını istemek o insanı bir süre sonra çileden çıkarır. Yaptığı işten nefret eder. Eğer çocuğa ödev veriliyorsa bile çok fazla verilmemeli ve kendi yapabilecekleri ödevler olmalı bence, bazı yabancı ülkelerde özellikle de ilk okul dönemlerinde çocuk okulda ne öğreniyorsa o yani evde ödev verilmiyor ve çok başarılı öğrenciler oluyor. Finlandiya, eğitim sistemin çok kaliteli bir sistem. Bizim ülkemize de kaliteli bir eğitim sistemi gelmeli bir an önce.

    Umarım bu yazıyı öğretmenlerimiz de okur ve gerekenleri yaparlar. Güzel bir yazı olmuş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum sana Gökhan. Her şeyin kararında olması, çocuklarımızın çocukluklarını unutmadan eğitim alabilmeleri lazım.

      Sil
  3. Eren : Ödevi ipad den versinler !!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Morpa veya Okulistik üyeliğiniz varsa gayet olası bir talep :)))

      Sil
  4. Duygularıma tercüman olmuşsun.
    Neymiş efendim kitap deftere geçirilecekmiş... E o zaman biz o kitabı neden aldık, okuyamıyormuyuz oradan, yasak mı...

    Birde proje ödevleri var, resmen bizim yapmamız beklenen... Hiç karışmıyorum şahsen, ama öğretmen geri gönderiyordu inatla...
    Olmamışmış...

    En sonunda dayanamadım gittim okula geçen sene... Bu çocuğun nasıl bir proje hazırlamasını bekliyorsunuz diye... Kadın eni konu tarif ediyor, dinledim sabırla...
    Bunu 10 yaşında bir çocuk mu yapacak dedim, yardım alabilir dedi :))
    Lütfen bana ödev vermeyin öğretmenim diyince de kızdı :)

    SEvgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle ödevler ben ilkokuldayken ne çok verilirdi şimdi sanki daha azaldı. Genelde deftere fotokopi yapıştırıyorlar ki bence gayet mantıklı. Proje ödevi çok anlamsız aileler yapıyor neyse o da kaldırıldı. Ama sen öğretmene tepkiyi güzel koymuşsun :)))))

      Sil
    2. Öğretmene tepki nefis :)

      Sil
  5. Ödevler dahil tüm okul sistemi, tüm eğitim sistemine karşıyım, kepaze, rezalet bir sistem. Analar, babalar çocuklarını evde okutsa bundan 10 kez daha iyi olur. Finlandiya'da çok daha iyiymiş duydum kadarıyla. Pekçok çağdaş ülkede kırların içinde okullar varmış, çocuklar canı isteyince, dersten sıkılınca izin almadan dışarı çıkıyormuş, hayvanlarla haşır neşirlermiş.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Müjde Hanım keşke farklı bir alternatifim olabilseydi. Ama bu sistemin içinden kendine maddi-manevi yetebilecek yetişkinler çıkarmaya mecburum maalesef. Özel okul gibi bir şansımız da yok. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Tabi her şeyden önemlisi çocuklarımızın mutlu sağlıklı bireyler olabilmesi...

      Sil
    2. Hiç üzülmeyin biz üç kardeş üçümüz de hep devlet okullarında okuduk, sıksık şehir değiştirdik üstelik, bizim zamanımızda yoktu zaten öyle özel okul, servis filan karda, çamurda bataçıka yürürdüm Ayrancı ilkokuluna..kızkardeşim daha şanslıydı Üsküdar'da ilkokula başladı okul yakındı ve yollar asfalttı, 60'lı yıllarda ben ilkokuldayken Ankara Ayrancı köy gibiydi okul yolumuz topraktı hiç unutmam ve çok uzundu, üç otobüs durağı yol giderdik:) şimdi yıllar sonra mis gibi olmuş tabii nereden nereye laf lafı açtı yani hiç takmayın özel okulmuş, devlet okuluymuş, anne, baba, çocuğun kendisinde de azim olunca özel okul mezunlarını sollarlar merak etmeyin:)

      Sil
  6. Bütün gün sevmediğim bir işi yapıyorum, eve geldiğimde ayaklarını uzatıp istediğim şeyleri mi yapmak isterken, eve iş götürüp , iş yapmamı istiyorlar...bu sözler okulu ve ödevleri sevmeyen bir çocuğa ait:)
    Haklı...okullar açılalı iki ay olmamışken işledikleri konular yüzü geçti...Fen, sosyal, matematik, Türkçe vs. vs...onlarca konu işlenmiş, biri sindirilmeden diğeri...ezber, ezber, ezber... hepsinden üçer kere,vize, yazılı, vize, yazılı ve vize , yazılı...hepsinden notlar, birinciler, sonuncular...hiç bir şeye vakit yok, müfredat gibi her şey hızlı ve çabuk gitmeli, bütün gün okulda kafalara sokulamayan şeyler evde sokulmaya çalışmalı...
    Bu arada eve iş getirmek ister miydin? :)
    Bloğuna artık çok zor giriyorum, sorun benim bilgisayarımda...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşecim 4.sınıf bana da müfredat olarak ağır geldi. Şimdi bunları öğreneceklerse ileri sınıflarda atomu parçalayacaklar sanırım. Sınavlarla ilk kez bu yıl tanıştık gerçekten stresli çocuklar için. Ama başka ne yapabiliriz konusunda tıkanıyorum. Çocukları çok yormadan sistemin içerisinde kalarak yolumuza devam etmekten başka çıkış göremiyorum :(

      Sil
  7. Oğlum 10 yaşında ve hiç ödev sorunumuz olmadı. Çok şükür bilinçli bir öğretmen ile ilkokulu tamamladık. Okulda öğretemeyen öğretmen çok ödev verirmiş bunu bir eğitimciden duymuştum. Ödev tamamen öğretmen ve çocuk arasında olmalı. Bizim öğretmenimiz özellikle tembihlerdi sakın evde ödev kontrolü yapıp yanlışları düzeltmeyin okulda ben kontrol edip kimin konuyu anlayıp kimin anlamadığını gözlemliyorum derdi. Daha ne denir ki :)
    www.gulsahonen.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oğlunuz da sorumluluk sahibi bir öğrenciydi daha önceki yazılarınızdan hatırladığım kadarıyla :) Ama öğretmenin de rolü gerçekten büyük. Bu mesajı veren öğretmeni de alnından öpmek gerek :)

      Sil
  8. Daha bize geçen gün öğretmenden sms geldi. Lütfen ödevleri kontrol ederken gerekli özeni gösterin ciddi hatalar var.
    Pekii hocam bu hataları sizin görmeniz gerekmiyor mu zaten? Öğrencideki eksiklikleri anlamanız için verilmiyor mu bu ödevler?
    NEymiş efendim bizim bir çocuğu kontrol etmemiz kendisinin 30 çocuğu kontrol etmesinden kolaymış.
    Gülşah hn ile bizim öğretmenimiz arasındaki farka bakar mısınız?
    Yani veli istese de istemese de kendini bir şekilde ödevin içinde buluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstiyorlar ki ödevleri beraberce hatasız yapalım :) Evet ister istemez ödev sarmalına çekiliyoruz. Bu sene etüt benim için kurtarıcı da seneye kızım 5 oluca ne yapcaz bakalım.

      Sil
  9. "Ödev son derece gereksiz bir yük" diyenlerdenim ben. Özellikle şehir yaşamında, hele de özel okula gidiyorsa çocuklar gerçekten zamanları yok. Ailenin ödeve eşlik etmek durumunda kalması da bu anlamda yüksek bir beklenti. Bu çocukların çocuk olmaya ihtiyaçları var. Oyun kurmaya, fiziksel olarak harekete, iletişim kurmaya. Okuma yazma ve basit dört işlem mantığı yeterli olmalı ilkokul süresince. Bu şekilde bakınca da çocuğun at koştururcasına her eyi öğrenmesi gereksiz. Bu durumda da ödeve yani tekrar etmeye, daha fazla soru çözmeye, tüm gün okulda işlediklerini bir de evde tekrar tekrar işlemeye ihtiyaçları yok. Evde aile ile vakit geçirmeye, evin günlük işleyişinin bir parçası olmaya, yemek yapmaya, evi toplamaya yardım etmeye, beraber oyun oynamaya ihtiyaçları var. Bu şekilde zamanını kendine bırakabilen çocuk eminim kitap da okumaya, bulmaca da çözmeye, ilgisini çeken bir konuyu araştırmaya veya hobi edinmeye fırsat bulabilir.

    Bizler yoğun ödev ile büyümüş bir nesil olarak, iş hayatında bile birinin bize işi söylemesine ihtiyaç duyan bir nesiliz genel olarak. Proaktif olmak bizim nesilde elle gösterilen ve özenilen bir özellik oldu. Üstelik hobisi olan çok az insan tanıyorum. Bizler kitap okumayı hobi olarak cv'lerimize ekleyen bir nesiliz. Ne zavallı bir durum oysa. Çünkü biz "aman çocuğum sen oku yeter ki, ben yemeği de hazırlarım, evi de toplarım" denilerek büyüdük. Bari çocuklarımız saatlerce okulda yontulduktan sonra, evde rahat kalıp hayatın teorik olmayan, yaşayan kısmını da öğrenebilseler, kendilerini keşfedebilseler. Sadece ödevsizlik değil bunun çözümü belki, ama büyük bir parçası bence.

    Uzun uzun yazmış oldum, ama ödevi anlamlandıramıyor, dahası oldukça zararlı buluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar da güzel anlatmışsın olması gerekenleri. Bizler hobi olarak tv izlemek, kitap okumak derdik gerçekten. Peki ödevsizlik mümkün mü? Okuldan sonra gittikleri etüt merkezinden ödevlerini bitirmiş, kontrol edilmiş olarak alıyoruz çocuklarımızı. Akşamları evde ödev sorun olmuyor bu nedenler aramızda. Fb da okuduğum ve beğendiğim bir yazı var. Teoglardan, Lys lerden güzel puanlar alıp çay demlemeyi bilmeyen nesiller yetiştiriyoruz diyor. Hayatın pratik kısmı onlar için eksik kalacak :(

      Sil
  10. Ne güzel bir konuya değinmişsiniz. Mesleğini yapamayan bir biyolog olarak, bir süre liselilere biyoloji, ilkokul ve ortaokullara fen bilgisi öğretmenliği yaptım. Hala özel ders veriyorum.

    Benim nacizane fikrim ödevin gerekli olduğu. Tabii ödev var - ödev var. Ne yazık ki sistem çok ağır olmasına rağmen çocukların sorumlu oldukları konuları azaltmıyor. Bu nedenle çocuk yığınla bilgiye maruz kalıyor ve bunlardan sorumlu tutularak ileride çeşitli sınavlarla yarıştırılıyor.

    Çocuklar kesinlikle haklı çok ağırlık altında kalıyorlar. Ben öğrencilerime minik - mümkünse yazısız (sayfalarca yazmak işkence gibi geliyor haklı olarak) - günlük ders çalışma alışkanlığını edinmelerine yetecek kadar ödev veriyorum. Doldurmalı soruları doldurmak zorunda değiller. Biliyorlarsa bana sözle ifade ediyorlar. Buradaki ödevlerin amacının çocuğa küçük yaştan itibaren düzenli ve sistemli bir şekilde çalışabilme yetisi kazandırmak olması gerektiğini düşünüyorum.

    Lise sonlarda sırf çok zeki diye (ki gerçekten zekiydi), hiç ders çalışmayan bir öğrencim vardı. Ne yazık ki zekasını kullanıp güzel notlar alabildiği için hiç bu alışkanlığı edinmemiş. Boğaziçi üniversitesini burslu kazanacak bir kapasitesi vardı ama sistemli çalışma alışkanlığı olmadığı için kapasitesinin kat kat altında bir puan almıştı.

    Velinin rolü ise yok. Olmamalı. Ödevler çocuğa ait, veliye değil. En azından ben velilerimden rica ediyorum ödevlerde çocuğun anlamadığı soruyu bile açıklamamalarını. Çünkü ona bakıp en azından konunun neresinde eksiği var, neyi anlamamış onu tahlil edebiliyorum.

    Ne yazık ki sistem bu şekilde. Umarım güzel bir öğretmene denk gelirsiniz. Oldukça uzun yazmışım. Tabii bu söylediklerim eğitimin sistemimizden kaynaklanıyor.
    Gönül isterdi ki öğrenciler gereksiz bilgilerden arındırılmış bir müfredata kavuşsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çpk teşekkür ediyorum ayrıntılı cevabınız için. Başarının anahtarı disiplin ve çalışmak diye düşünüyorum. Çok zeki olup sizin de bahsettiğiniz örnekte olduğu gibi çalışma alışkanlığı olmadığı için potansiyellerinin çok altında kalan çocuklar var. Ödev ise bu çalışma alışkanlığının kazanılması konusunda doğru ve nitelikli kullanıldığında gerçekten etkili oluyor. Güzel dilekleriniz için ayrıca teşekkürler...

      Sil
  11. Yeni bir bloger olarak blogunuzu yeni keşfettim.Ben de uzunca bir süre liselerde ve bir süre dersanelerde öğretmenlik yapıp ,emekli oldum. Hatta erken denebilecek bir yaşta. Dersaneciliğin tadı kaçtı, bıraktım ben de.Tabii ödev konusunu görünce yazmadan olmaz. Ödev gereklidir, hem derse hazırlık için hem de konunun anlaşılıp anlaşılmadığını belirlemek için. Ancak ölçüyü kaçırmamak lazım.

    YanıtlaSil

haydi söyle :)