8 Ekim 2016 Cumartesi

Romantik

'Seni anlatabilmek seni' diye başlar bir şair şiirine. Oysa ben bilmiyorum nasıl anlatabilirim seni. Belki bu yüzdendir bugüne kadar yazdıklarımı yırtmam. Tarifsizliktir seni sevmek biraz...
En olmadık zamanlarda gelir çökersin yüreğime, zamansızlıktır seni sevmek biraz...
Bir bulvar kahvesinde, bir çay vakti ilk yudum telaşındır, yağmurda telaşla kaçışan komik insanları gördüğümde bir tebessümdür ya da ne bileyim bir alkol keyfi sonrası büründüğün tatlı sevimliliktir seni sevmek biraz...
Gereklilik kipindeki yaşamın dayattıklarına karşı, istersen tevekkül diyelim, istersen isyan, seni sevmek biraz...
Günlerdir yüreğimde sakladığım sana, bu yalnızlıkta, umut diye seslenebilmektir seni sevmek biraz...
Endişedir, korkudur bir sabah ezanı vakti seni sevmek biraz...
Kalabalıklar arasında yakalandığımda, kimsenin fark etmediği nihan bir hüzündür seni sevmek biraz...
Gelip takıldığında düşüncelerime, her şeyi bırakıp, gelecek zamanlı cümlelerle düşünmektir seni sevmek biraz...
Bir köşede suskun oturan bir çocuğun gözlerinde aramaktır seni sevmek biraz...
Ve daha anlatamadığım-ki sen de biliyorsun kötü bir anlatıcıyım ben-pek çok şeydir seni sevmek...
Seni sevmek güzel şey!
Tarihi olmayan bu yazıyı eşimin bana tam 20 yıl önce tanıştığımız yıl olan 1996 yılında verdiğini düşünüyorum. Israrlarım üzerine duygularını anlatan ilk ve tek yazıyı, yıllarca gözüm gibi sakladım, arada açıp okudum. Ve evlilik yıl dönümümüz olan bu tarihte blogun tozlu sayfalarında yerini almasını istedim. 

Yıllarca oturduğumuz kafelerde eline bir kağıt kalem alıp iki cümle karalasa, olay yeri inceleme gibi hemen tarihi not edip çantama attım sonra :) Bir tarihsiz yazı daha:
Seni mi anlatmak zor, sensizliği mi anlatmak bilmiyorum.
Belki bir dost gülüşünün sıcaklığında saklıdır sensizliğin tanımı, belki de bir bulvar kahvesinde bir bardak çayla yenilen simidin tatsızlığında.
Belki ellerinin sıcaklığında saklıdır seni anlatmak belki de sarı sıcak bir gün batımının güzelliğine doyamamak gibidir.
Belki de seni anlatmak bir mısra dizmektir senin yokluğuna ya da seni bulmaktır bir şairin mısralarında.
Hangisi daha kolay acaba. Aslında her sevgi hem isyanı hem tevekkülü taşır içinde. Bu yürek de öyle... 
Sevildiğini bilmek gerçekten çok önemli ama sevildiğini hissetmek, duyumsayabilmek çok çok güzel. Sevgi dolu birlikteliklere, mutlu evliliklere, sevgi içinde büyüyen çocuklara...

13 yorum:

  1. Çok şanslısınız.Daim olsun mutluluğunuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii bu yazılar 18-20 yıl önceye ait :)))

      Sil
  2. Ayyy gözlerim doldu hemen. Nice mutlu yaşlara olsun hep beraber...

    YanıtlaSil
  3. Angaraya sonbahar gelmiş annaşıldı :)

    YanıtlaSil
  4. Harika... Bunların yıllar öncesinden süzülüp buraya akması da harika... Demlenen sevgiler, aile olmak, sevgili kalmak, çocuklarla çoğalmak :) Mutluluklar diliyorum.

    YanıtlaSil
  5. Çoookkk güüüzeeelllll :)
    Mutluluğunuz daim olsun canım benim ♥

    YanıtlaSil
  6. Ne kadar güzel, yıldönümüzün kutlu olsun, nice nice yıllara hep böyle güzel kutlayın inşallah. Gerçek aşklar, gerçek sevgiler böyledir işte. Şimdi televizyon ekranlarında güya "eleeentiirik almadım" (çünkü adamın parası, pulu çok olsa alacaktı daha elektrik diyemiyor) aşık olanlar utansın. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Müjde Hanım :)

      Sil
  7. Yüzümde oluşan tebessüm gitmiyor bir türlü...O lal laaaa....

    YanıtlaSil

haydi söyle :)