25 Ekim 2016 Salı

Feride

Salı, Ekim 25, 2016 18
Feride masalarımızı siler, odamızı temizler. Sabahları çok güler yüzlüdür. Hiç aksatmadan herkese ayrı ayrı günaydın der. Kış aylarında işi daha zordur çünkü karlı yağmurlu havalarda odalar daha çabuk kirlenir. Feride izin alınca tuvaletteki kağıtlar biter. Dökülen çaylar, kırılan bardaklar elimizden öper. 

Feride' nin iki tane yeğeni var. Benim çocukların yaşındalar. Bana sık sık sorar, ödevlerini yapıyorlar mı, okumayı söktüler mi, kitap okuyorlar mı? Feride' nin yeğenleri önemli. Çocukların babası (Feride' nin abisi) vefat etti. Anneleri ise çocuklarını bırakıp, gitti. Feride ve yaşlı annesi çocuklara bakıyorlar.  

İlk başta babaanne ve iki çocuk köydelerdi. Feride ise diğer kardeşlerinde kalıyordu. Bana hep söylerdi, sığıntı olmak çok zor. Eşyalarım hep bavulda. Sonra bir ev aldı, annesini ve yeğenlerini yanına getirdi. Zorluklarla dolu yaşantısı ama hep pozitif hep güler yüzlü.

Feride güzel görünmeyi sever. Akşam dörtte mavi önlüğünü çıkardı mı bambaşka biri olur. Herkesin giyim tarzına, saç boyasına dikkat eder. İltifat eder bizlere.  Feride yardımları doğallıkla kabul eder. Elinde poşet oda oda şekersiz çay içenlerin şekerlerini toplamasına herkes alışmıştır. Yeğenlerinin eğitim, kırtasiye, giysi masraflarına herkes elinden geldiğince destek olmaya çalışır. 

Hayat ona bir sevimsiz sürpriz yapmış, O bir orantılı cüce(nanozomi). Sanırım abisi de aynı durumdaymış. Genetik olduğunu bildiği için yeğenleri de nanozomi olacak diye çok korktu. Onları doktora götürdü. Neyse ki çocuklarda bir şey çıkmadı. 

Son zamanlarda asi oldular iyice, hiç sözümü dinlemiyorlar diyor. Annesiz babasız bu çocuklara yetebilecek miyim diye çok endişeli. Gönül işlerine çok hevesli ama ben evlenemem diyor. Bu çocuklar ne olur ben evlenirsem. Oysa ki öz anneleri eşi vefat edince, öz çocuklarını bırakıp başka bir adamla evlenmiş ve şimdi yeni çocukları var. Anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. Hiç arıyor mu diye sordum bir keresinde hiç aramıyormuş. 

Feride' ye bir kısmet çıktı. Ağzı kulaklarında anlatırken. Görüşmeye gitti, çocuktan hoşlandı. Ama hayal benimkisi diyor. Olmaz bu iş diyor. Bazen benim hayatım hep böyle mi olacak kendi ailemi kuramayacak mıyım diye hayıflanıyor. Çok düşünceli, kara kara düşünüyor.

Uzun uzun düşündü, sonunda evlenmeye karar verdi. Nasıl olacak dedim. Annesi ve çocuklar abisine taşınacakmış. Ama evleri çok yakınmış, benim bir elim hep onların üzerinde olacak dedi.

Gelin oldu Feride 8 Ekim' de. Hala balayında kendileri, işe dönmedi henüz. Merakla bekliyorum dönmesini, mutluluklar Feride' cim. Hayatının bundan sonrası umarım hayallerinin çok ötesinde olur.

21 Ekim 2016 Cuma

Euridice'nin Elleri

Cuma, Ekim 21, 2016 4
EURIDICE'NİN ELLERİ | ANKARA DT
1 perde | 1 saat 15 dakika
Yazan : PEDRO BLOCH | Çeviren : LÜTFİ AY - TARIK LEVENDOĞLU | Yöneten : YURDAER OK

KONU: Oyun; “aynı çatı altında yaşamalarına rağmen birbirlerini tanıyamayan insanların bencillikleri, beşeri zaafları ve anlayışsızlıklarının, evlilikleri nasıl iflasa sürüklediğini” anlatmaktadır.

OYUNCULAR:
UĞUR ÇAVUŞOĞLU


Bu sene sezon açılışını geçen yıl olduğu gibi tek perdelik bir oda tiyatrosu temsili ile yaptım. Oda Tiyatrosu, 60 kişilik seyircisi küçük sahnesiyle kendimi tiyatronun çok yakınında hissetmemi sağlıyor. Oyunun lezzeti hala zihnimde. Uğur Çavuşoğlu oyunun seyirci ile temas eden bölümlerinde mütevazi, samimi ve sıcaktı. Ses tonu çok çok etkileyici, gerçek anlamda profesyonel bir sanatçıydı dün akşam izlediğim. 
                         


Oyunun adı nasıl okunuyor: Öridikenin Elleri (Tavares' ten öğrendim)
Oyunun kısa konusu; Kahramanımız Gumersindo Tavares’in beklentilerini, sıkıntılarını eşi ve ailesi göremez. Eşinin bitmek bilmeyen sanatsal organizasyonları, çocuklarının hobileri, kayınvalide ve kayınpeder ile aynı evde olma durumu, yaşadığı hayat onu inanılmaz bir şekilde rahatsız etmektedir. O da karşısına çıkan kolay bir çözümle sorununa çare aramıştır.

Hikayesine bir mağdur gibi başlıyor ama satır aralarında ruhundaki bencilliği ayırt edebiliyorsunuz. Örneğin hiçbir kitabı basılmamış bir yazar olmasına rağmen kıskanıldığını düşünmesi. Ailesini terk ettiği 7 yıl boyunca aslında neler çektiğini anlatması. Çocuklarının başarılarını kendisine maletmesi. Gizli bir narsizm içinde.
Fakat 7 yıl sonra geri döndüğünde bıraktığı gibi midir her şey? Neler kaçırmıştır? 

Oyuna, hakkında okuduğum yorumlar nedeni ile düşük bir beklentiyle gittim. Ama okuduklarımın aksine 1 saat 15 dakika boyunca saate bakmadım. Akıcı bir metin, profesyonel bir sanatçı, olgun bir yorum izledim. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Uğur Çavuşuğlu' na hayran kalacaksınız.

8 Ekim 2016 Cumartesi

Romantik

Cumartesi, Ekim 08, 2016 13
'Seni anlatabilmek seni' diye başlar bir şair şiirine. Oysa ben bilmiyorum nasıl anlatabilirim seni. Belki bu yüzdendir bugüne kadar yazdıklarımı yırtmam. Tarifsizliktir seni sevmek biraz...
En olmadık zamanlarda gelir çökersin yüreğime, zamansızlıktır seni sevmek biraz...
Bir bulvar kahvesinde, bir çay vakti ilk yudum telaşındır, yağmurda telaşla kaçışan komik insanları gördüğümde bir tebessümdür ya da ne bileyim bir alkol keyfi sonrası büründüğün tatlı sevimliliktir seni sevmek biraz...
Gereklilik kipindeki yaşamın dayattıklarına karşı, istersen tevekkül diyelim, istersen isyan, seni sevmek biraz...
Günlerdir yüreğimde sakladığım sana, bu yalnızlıkta, umut diye seslenebilmektir seni sevmek biraz...
Endişedir, korkudur bir sabah ezanı vakti seni sevmek biraz...
Kalabalıklar arasında yakalandığımda, kimsenin fark etmediği nihan bir hüzündür seni sevmek biraz...
Gelip takıldığında düşüncelerime, her şeyi bırakıp, gelecek zamanlı cümlelerle düşünmektir seni sevmek biraz...
Bir köşede suskun oturan bir çocuğun gözlerinde aramaktır seni sevmek biraz...
Ve daha anlatamadığım-ki sen de biliyorsun kötü bir anlatıcıyım ben-pek çok şeydir seni sevmek...
Seni sevmek güzel şey!
Tarihi olmayan bu yazıyı eşimin bana tam 20 yıl önce tanıştığımız yıl olan 1996 yılında verdiğini düşünüyorum. Israrlarım üzerine duygularını anlatan ilk ve tek yazıyı, yıllarca gözüm gibi sakladım, arada açıp okudum. Ve evlilik yıl dönümümüz olan bu tarihte blogun tozlu sayfalarında yerini almasını istedim. 

Yıllarca oturduğumuz kafelerde eline bir kağıt kalem alıp iki cümle karalasa, olay yeri inceleme gibi hemen tarihi not edip çantama attım sonra :) Bir tarihsiz yazı daha:
Seni mi anlatmak zor, sensizliği mi anlatmak bilmiyorum.
Belki bir dost gülüşünün sıcaklığında saklıdır sensizliğin tanımı, belki de bir bulvar kahvesinde bir bardak çayla yenilen simidin tatsızlığında.
Belki ellerinin sıcaklığında saklıdır seni anlatmak belki de sarı sıcak bir gün batımının güzelliğine doyamamak gibidir.
Belki de seni anlatmak bir mısra dizmektir senin yokluğuna ya da seni bulmaktır bir şairin mısralarında.
Hangisi daha kolay acaba. Aslında her sevgi hem isyanı hem tevekkülü taşır içinde. Bu yürek de öyle... 
Sevildiğini bilmek gerçekten çok önemli ama sevildiğini hissetmek, duyumsayabilmek çok çok güzel. Sevgi dolu birlikteliklere, mutlu evliliklere, sevgi içinde büyüyen çocuklara...

4 Ekim 2016 Salı

Bugünlerde

Salı, Ekim 04, 2016 22
Geçen yıl olduğu gibi Elif voleybolla, Eren satrançla ilgileniyor. Hobilerin sürekliliği benim için önemli. Her şeyden az az bilmektense, bir şeyi hakkıyla yapmak daha iyi diye düşünüyorum. Bu nedenle bizim evde hobi değiştirmek belli kurallara tabi. Sene başında belirledikleri branşa okullar kapanana kadar devam etmeleri gerekiyor. Bu sene sevindirici olan ise geçen yıl ilgilendikleri alanlara devam etmeyi tercih etmeleri...
Artık çocukların sinemaya gitmek istemeleri, bir ebeveynin mecburen animasyon bir çizgi film izlemesini gerektirmiyor. Çünkü artık sinemaya yalnız girebiliyorlar. Bu arada bizlere de biraz vakit kalıyor. Çocuklar küçükken avmler ve oyun alanları bizler için harika bir alternatifti. Şimdilerde ise bir işimiz olmadığı sürece tercih etmediğimiz mekanlar. Ve bu durumdan oldukça memnunum :)
Okullar açıldı, ilk veli toplantıları yapıldı. Öğretmenlerin durumuna üzüldüm çünkü çok tedirgindiler. Kaynak kitap almaya, okulda etüt sınıfı açmaya korkuyorlar. Etüt sınıflarında ders işlemek yasakmış. Sınıf kütüphanesi için gönderdiğimiz kitapları, yasak yayın kapsamında olmasın diye kontrol etmeleri gereken bir listeleri var. Onlara hak veriyorum çünkü kamuda herkes tedirgin. Ama onlar bunca korkmuşken nasıl özgür düşünceli hür iradeli cesur çocuklar yetiştirebilecekler...
Tüm çocuklarımıza başarılı, eğlenceli, sağlıklı bir eğitim yılı diliyorum.