8 Aralık 2015 Salı

Modern Köle

Mandıra Filozofunu izlediğimde çok etkilensem de öyle bir cennet koyda bir başıma bir ömür geçiremeyeceğimin farkındaydım. Ben şehir insanıydım, şehir hayatını, kalabalıkları seviyordum. Peki ya yaptığı efsane tatil hesabı? Sanırım beni en çok düşündüren bu oldu. Benim kaç günüm kalmıştı acaba gönlümce yaşayabileceğim?

Yılın 30 günü hariç her sabah 7 buçukta evden dört kişilik ailemiz dışarı çıkıyor ve her akşam 6 buçukta hurra eve giriyordu hep beraber. Yemekti, ödevdi, temizlik, çamaşır biraz yoruluyordum elbette ama keyfimiz gıcırdı. Sebeplerim vardı. Bir kere annemlerin yazlığında bile olsa her yaz ailecek tatil yapabiliyorduk. İhtiyacımız olan giysileri alabiliyorduk. Çocuklarımızı devlet okuluna gönderiyorduk belki ama bizi çok zorlasa da hobi geliştirmelerine olanak sağlayacak hafta sonu kurslarına gönderebiliyorduk. Biraz eski de olsa arabamız vardı çok şükür. Evimiz yoktu belki ama ufak tefek birikimlerle ileride o da olacaktı inşallah. Aç değil açıkta değildik. Bu kış gününde sıcak evimizde aşımız kaynıyordu ocakta.

Peki birbirinden hiç bir farkı olmayan günlerde aylarca, yıllarca aynı standartlarda yaşamaya çalışırken elde ettiğimiz fayda(maaş) ve katlandığımız maliyeti(hayatımız) karşılaştırdığımda karşıma çıkan tablo adil miydi? Hayatımı aldığım memuriyet aylığına endekslemiş, emeklilik hayalleriyle süslemiş ayağımda bir prangayla mı yaşıyordum yoksa? Farklı bir tatil planı için kredi çekmeye, bir ev satın alabilmek için hayatımın on yılına ipotek koydurmaya mecburdum. Efkan Şeşen' in bu şarkısı çok zaman duygularıma tercüman olmuştur:

çocukluğum henüz sıcak 
inananın sonrası yok 
sabah akşam çalışırım 
bakmayın tantanaya çok 
umutlar bir kasada 
sıkışmış bir masada 
dokuz altı yollarında oy 
bir ömür geçer buralarda 
sanki yarın dünden uzak 
bitmeyen bir ızdırap oy 
dokuz altı yollarında 
bir zincir boğazımda 
sıkar sıkar gevşetemem 
ağlayamam 

ayda yılda bir kaçamak 
kaçsak bile yaşama bak 
dokuz altı yollarında 
gülmek yasak 

savrulmuşuz odalara 
bahara ve dağlara hasret 
şu gördüğün döner koltuk 
sanki ömür törpüleyen rulet

Modern kölelik gönüllülük esasına dayanıyor. Mülkiyet arzusu ve sahip olma isteğiyle başa çıkamadığımız sürece farklı bir seçeneğimiz de görünmüyor.


görsel: claudia rogge

9 yorum:

  1. şu iyimserliğin beni öldürecek :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çevremde çoğu kişi aynı şeyi söylüyor :)

      Sil
  2. Hemen her gün düşündüğüm bir şey bu..hele ki trafikteyken..
    katılıyorum sözlerinize

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazen gerçekten çıkış yok mu yoksa var da biz mi göremiyoruz diye düşünüyorum.

      Sil
  3. Ben hep şöyle diyorum,360 gün çalışıp 5 gün tatil yapıyoruz.O yaptığımız tatilleri taksite böldürüp bir sonraki seneye kadar ödüyoruz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bahsettiğin gibi o kadar çok arkadaşım var ki... ben de farklı bir tatil planlasam aynını yapmak durumundayım.

      Sil
  4. Seçeneğimiz bar bence. Daha doğal ve sakin bir hayat tercih edebilirsek, dünyalık şeylerin önemsizliğinş içselleştirebilirsek Hersey daha da kolaylaşır bence önce sehre yığılmaktan vaGecmeliyiZ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok haklısın aslında ama uygulamak ne kadar zor. 'almadım' diye bir blog okudum. 1 yıl boyunca satın almadan yaşamış bir bayan istanbul' un göbeğinde. isteyince bazı şeyler başarılabiliyormuş diye düşündüm.

      Sil
    2. Isteyınce oluyor da tabıkı daha zor. Mesela hazırı dururken oturup yamuk mumuk bırseyler dıkıp gıymek nefsımıze de agır geliyor. Ben de bır yerde okudum gecen. Bız daha krız nedır bılmeyen ınsanlarız, gerçek krızın nasıl olduğunu tahmın bıle edemiyoruz bu rahatlıklıgımızdan bu rehavetımızden bahsedıyordu. Egıtım konusunda da benzer dusunuyprum nedne devlet benım cocugumu meslek edındırmek ıcın yeterlı degılse bunu ben ele almıyorum. Sglık konusunda da devlet ve doktorlar hıcbırzaman bana gerçekten yardım edecek bırı olarak bakmıyor kı herkes ısını yapıyor ama sağlık ve egıtımde yapılan sey ıs olmamalı ask olmalı sevgı olmalı.... Kac kışı bunu askla yaparkı kac kışı çocuklar gerçekten kendını tanısın dıye omrunu verırkı ya da kac doktor ınsanlar hasta olmasın dıye onlem ağırlıklı kafa patlatır kı ılac verıp göndermek dururken.... Anne olmak gunumuzde belkı daha zor ama ısteyınce o da oluyor bence. Soylemesı kolay ıns böyle radıkal görünen aslında doğamızda bulunan böyle bır hayatı yasayabılırız bız de

      Sil

haydi söyle :)