Milyonlarca Kuştuk - Simurg Efsanesi

Her kim ki kıskançlık gölünde yüzer
Bilsin ki ulaşamaz o kaf dağına
Bülbül ki aşk denizlerinde gezer
Uçamaz ki başka güllerin narına

Her kim ki bencillik dağına tırmanır
Bilsin ki kaderi yalnız kalmaktır
Her kim ki hırs ovalarında saklanır
Avladım zanneder ama kendi avlanır

Her kim ki hakikat ormanında bekler
Bilsin ki hatasız çıkamaz yarına
Her kim ki inkar limanında demirler
Eremez hiçbir zaman gönlünün sırrına
Her kim ki ayrılık vadisinde durur
Bilsin ki ne ararsa kendinde bulur

Biz milyonlarca kuştuk kaf dağına kanat açtık
Acı çektik yaralandık bilmiyorduk aldandık
Kimimiz yollarda kaldık dünya malına kandık
Kimimiz sebat ettik yedi vadiyi aştık

Gönül bu durmaz uçar zaman mekan tanımaz
Uzun yol yolcusudur bulmadan aşkı durmaz
Gönül bu durmaz uçar uzak yakın tanımaz
Gönül yol yorgunudur yanmadan huzur bulmaz
Gönül durma uç yorulma uç yılma uç

Söz-Müzik: Candan Erçetin
SİMURG EFSANESİ

Simurg veya bir diğer ismiyle Zümrüdü Anka efsanevi bir kuştur. Pers mitolojisi kaynaklı olsa da zamanla diğer Doğu mitoloji ve efsanelerinde de yer edinmiştir. Sênmurw (Pehlevi) ve Sîna-Mrû (Pâzand) diğer isimlerindendir. Ayrıca zaman zaman sadece Anka kuşu olarak da anıldığı olmuştur. Türk mitolojisinde karşılığı Tuğrul kuşu'dur. (wikipedia)

Rivayete göre, kuşların hükümdarı olan Simurg, Bilgi Ağacı' nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği yanarak kül olması, sonra kendi küllerinden yeniden doğmasıdır. İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıymış ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuş. Tüm bu zaman boyunca, Simurg o kadar çok öğrenmiş ki tüm zamanların bilgisine sahip olmuş.

Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri...

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...

"Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle...

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş;
Balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır... (indigo dergisi-rüya yüksel)
candan erçetin' in de çok güzel bir şekilde şarkılaştırdığı anka kuşu' nun hikayesi gerçekten çok etkileyici metaforlarla dolu bir efsane. tekrar hatırlamak, içimizdeki gücü keşfetmek, yolumuza devam etmek için...
Share on Google Plus

Anne Kaleminden

Yazmak hayatımın her döneminde kendimi ifade edebildiğim en iyi yöntem oldu ve şimdi çalışan iki çocuklu bir annenin arta kalan zamanlarında biriktirdiklerini yazarak paylaşmaya çalışıyorum.

12 yorum:

  1. Çok güzel , bilgilendirici bir paylaşım olmuş. Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. İnsan bazen bildiklerini de yeniden hatırlamalıymış. Bunu hissettim. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  3. Anlattığınız öykü aslında Ferıuddin ATTAR'a ait Mantık'ül Tayr adlı tasavvuf kitabının özetidir. Tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  4. Hep düşünürün, hayvanlar aleminden alacağımız ne çok ders var...

    YanıtlaSil
  5. Yazının uzunluğu korkutsa da hikaye efsane olduğu için bir daha okuyayım dedim..okudum.

    Evet özü bu olsa gerek hayatta kalmanın ..yıllar evvel duymuştum şimdi yine okuyunca bu yaşımda ve yaşananların ardından nasıl da oturdu hersey yerine..

    Yaşadıklarımı gözden geçirerek görebiliyorum ki dertler sıkıntılar sevinçler ihtiras ve mutluluklar biri için değil birilerini bekleyerek değil bizzat kendimizin araması bulması zorluğu tadarak yaşaması gerektiğini ..paylaşım için teşekkürler .

    YanıtlaSil

haydi söyle :)