24 Ocak 2014 Cuma

ilk karne

Cuma, Ocak 24, 2014 12
bana anneliği tattıran, tüm ilkleri yaşatan, ilk göz ağrım, pamuk helvam, prensesim... tahmin ediyorum bu blogu senin de okuyacağın günler çok yakın. bu nedenle bilmeni istiyorum ki yaşadığın heyecanı seninle birlikte sonuna kadar hissediyorum...
karnenin tüm mini mini birler gibi 100' lerle, "çok iyi" lerle dolu olması diğer anneler gibi beni de gururlandırsa da karne notunun ölçemeyeceği değerlerle büyümeni isterim...
ışıltın pırıltın hiç sönmesin bir tanem, kalbin hep böyle güzel düşünsün, adımların seni hep dürüstlüğe, doğruluğa yürütsün, isyankar yanın beni zorlasa da biraz, zamanı geldiğinde duruşun hep haklıdan yana olsun...  
nice yaşam tecrübelerinden "pekiyi" lerle çıkman dileğiyle, annen ihtiyaç duyduğun sürece yanında olacak...

14 Ocak 2014 Salı

performans ödevlerimiz

Salı, Ocak 14, 2014 18
okul yaşantısı hayatımıza girdiğinde korktuğum iki şey vardı; biri el yazısı diğeri performans-proje ödevleri... 1. sınıf itibariyle yaşantımıza girdiler maalesef... 
el yazısını ilk veli toplantısında sordu bir veli, bu yazının ileride bir faydasını görecek miyiz diye... öğretmen net cevapladı "hayır, zaten bir-iki seneye kendiliğinden düz yazıya geçiyorlar" diyerek.. peki daha zor olduğu aşikarken, el yazısında bu ısrarın ne mantığı var anlamıyorum.  
performans ve proje ödevlerine ise çok tepkiliydim. velileri zora koşmaktan başka bir işe yaramadığını, çocukların kendi başlarına yapabileceği ödevler olmadığını, konu ve materyal araştırma görevinin sadece büyüklere kaldığını düşünerek... hatta ben yapmam diyordum ama bu uygulanamıyor, çünkü çocuk üzülecek, çocuğu cezalandırmış oluyorsun bir bakıma...bu ödevlerin aile katılım ödevleri olduğu konusunda bir kabulleniş yaşadım sonra... ödevler verildi el mecbur yaptık biz de...
1.sınıf matematik performans ödevimiz, renkler bir örüntü oluşturuyor.
 1.sınıf hayat bilgisi performans ödevimizin kapağı, atatürk albümü. 
1.sınıf türkçe performans ödevimiz: şiir ezberleme... okulun salonunda tüm sınıf sırayla okudu şiirlerini, elif "atatürk çocukları" isimli şiiri okudu ve veliler olarak izledik... 
performans ödevleri bunlardı. bir de proje ödevi var nisan ayında vereceğimiz...

bu arada sınıflarında bir yılbaşı kutlaması yaptılar, ne kadar mutlu oluyor çocuklar böyle etkinliklerde :)
ve eren' ler de ana sınıfında mesleklerle ilgili bir ödev hazırladılar. herkes olmak istediği meslekle ilgili bir afiş hazırladı. eren balıkçı olmak istiyor, neyse bir kişi de oto tamircisi olmak istemiş de onca doktorun mühendisin yanında yalnız kalmadık :)
günler geçip gidiyor, çocuklarımız büyüyor... tüm çocuklar sağlık içinde ve mutlulukla büyüsünler :)

11 Ocak 2014 Cumartesi

nostalji müzesi

Cumartesi, Ocak 11, 2014 2
teknolojinin son 20 yılda ne kadar ilerlediğine inanmak mümkün değil...bir zamanlar yaşantımızın doğal parçası olan pek çok ürünü şu an hiç bir yerde göremiyoruz. çocuklarımız bunların ne işe yaradığını hiç bilemeyecek belki ama beni epey eskilere götüren ve hatıralarımızda kalan bu ürünleri paylaşmak istedim.

disket, atari ve kocaman bilgisayarların yerini hafıza kartları, cd' ler, minicik tabletler ve dizüstü bilgisayarlar aldı.
 fotoğraf çektirmek ve onları bastırmak heyecanla çıkmalarını beklemek eskilerde kaldı. şimdi dijital fotoğraf makineleri ve akıllı telefonlar var.
plak ve pikap zamanlarına biz de yetişemedik belki ama çocukluk günlerimde evimizde olduğunu hatılıyorum...
jetonlu telefon kartlı telefon çok eski değil henüz üniversitedeyken çoğumuzun hayatındaydı. şu an ise hepimizde cep telefonları var...
video ve video çalar... maddi durumu daha iyi olan bir kaç kişinin evinde vardı çocukluğumda, bunların yerini de dvd oynatıcılar aldı...
telgrafı ise sadece bir kaç düğünde tebrik mesajlarında hatırlayabiliyoruz şimdi....
ev telefonları bile unutulmaya yüz tuttu hele ki çevirmeli olanlar nostaljik bir film karesi gibi. sony walkman ben lisedeyken prestij göstergesiydi. ananem parasını vermiş maltepe pazarından almıştım bir tane :) şimdi ise mp3 çalarlar var...
bu radyonun aynısından vardı bizde. elektrikler kesilince mum ışığında dinlediğimiz günleri unutmuyorum. uzaktan kumandasız televizyonlar yerini kocaman lcd, led ekranlı hatta 3 boyutlu, internete bağlanabilen akıllı televizyonlara bıraktı.
kaset ve teyp nostalji denizinde küçük birer ışıltı olarak kaldı...
her pazar evimizde olan ve tüm gün süren çamaşır yıkama seanslarının yerini tam otomatik tam kurutmalı çamaşır makineleri aldı...
daktilo kullanılan yer var mıdır hala? ama ben memuriyetimin ilk yıllarında bir kaç matbu evrak doldurmak için kullanmıştım.  
tetris ne çok severdim. bunlardan bende bir tane olsa ömür boyu hiç canım sıkılmaz zannederdim. 
şimdi ise tüm bunlar nostalji müzesinde...

6 Ocak 2014 Pazartesi

termal atlet

Pazartesi, Ocak 06, 2014 17
kızım çok hareketli ve çok terleyen bir çocuk. biraz hareket sonrası sırtına baktığımda atletinin ıslak ve sırtının buz gibi olması beni çok üzüyor. kreş ortamı ilkokula göre çok daha korunaklıydı.... dışarı çok sık çıkmıyorlar ayrıca öğretmenleri ter durumunu kontrol edip, çamaşır değişimi yapabiliyor ya da sırtlarına havlu koyabiliyordu. oysa ilkokulda ne kadar söylesem de 10 dk' lık tenefüslerde montsuz dışarıya çıkıyor, koşuyor terliyor... 40 dk ders-10 dk tenefüs, bir içeri-bir dışarı, sıcak-soğuk... geçen kışı hastalıksız ve ilaçsız atlatabilmemize rağmen bu kış kızım 2 kere hasta oldu ve iki kere antibiyotik kullanmak zorunda kaldı...
termal atleti bir arkadaşımdan duyup nette araştırdım. çok az bilgiye ve çok az markaya ulaşabildim. kullanıcı yorumlarını okuduğumda, denemeye karar verdim. hangi markadan almam gerektiği konusunda ise kararsızdım çünkü fiyatları bana oldukça yüksek geldi. dışarıda içi polar ya da miflon gibi tüylü ve çok kalın atletleri termal atlet diye satıyorlardı. en sonunda cuppro da karar kıldım. sanırım m&s' dan alanlar da memnunlar. kesinlikle ince bir yapıya sahip, soğuk havalarda sıcak, sıcak havalarda ise serin tutarak bir ısı ayarlaması yaptığı söyleniyor. kendi tecrübelerimden bahsetmem gerekirse; kızımın çok çok aktif olduğu dönem sorası sırtına baktığımda sırtında ıslaklık yoktu ama biraz serindi, atleti ise hafif nemliydi... normal atletle böyle bir aktivite sonrası sırtını kontrol etmiş olsaydım eminim sırtı sırılsıklam ve atleti sıksam su çıkacak derecede olurdu...
termal atletleri genellikle kış sporu yapanlar tercih ediyormuş. ben atlet şeklinde değil kısa kollu tişört şeklinde olanlardan aldım ve sadece kış döneminde kullanmayı düşünüyorum. sık hastalanma sorunumuza çözüm olabilecek mi şimdilik emin değilim ama normal atletlere göre bana şu an daha sağlıklı görünüyorlar... hareketli ve sırtı çabuk terleyen bir çocuğunuz varsa aklınızda bulunsun derim...