28 Mayıs 2014 Çarşamba

okuma bayramı

Çarşamba, Mayıs 28, 2014 8
artık okuma bayramı mı yıl sonu gösterisi mi adını siz koyun, 1. sınıfın sonunda bir programı vardı kızımın. sormayın bu sene çok yoğunduk, programdan programa toplantıdan toplantıya koştuk. yok eren' in toplantısı, yok elif' in 23 nisanı, yok eren' in mezuniyeti, yok elif' in okuma bayramı, yok elif' in etüt toplantısı - gelişim toplantısı, yok eren' in sergisi, yok elif' in şiir dinletisi helak olduk valla... "çok önemli bir toplantıya girmek üzereyim ya da davetli olduğum bir organizasyondayım" diye de az hava atmadım laf aramızda. bir de yıl sonu piknikleri var atlatacağımız ve eren' in mezuniyeti tabi... sanki anaokulunu değil oxfordu bitiriyorlar, cüppe giymeler kep atmalar falan. hiç eşe dosta akrabaya gerek yok, çocuklardan başka türlü sosyalleşmeye fırsat kalmıyor zaten... çocuğun varsa sosyalleşmek adına sırtın yere gelmez. çocuk parkları, restoranlar, kreş, okul her yer sizin gibi biricik paşalarını, biricik prenseslerini dünyalarının merkezine koymuş, aslan babalar-kaplan analarla doludur.
neyse kazasız belasız okuma bayramını da atlattık çok şükür... okulun kapanmasına kaldı 2 hafta. benim iznim 30 gün, önümüzde aslanlar gibi 90 gün okul tatili var. 
çalışan annelerin sorunu okul dönemiyle de bitmiyormuş yani... şubat ve yaz tatillerini hesaba katmamışız. şimdi hangi matematiksel denklem çözecek bu problemi merak içindeyim. 

24 Mayıs 2014 Cumartesi

narnia günlükleri

Cumartesi, Mayıs 24, 2014 0

mutlaka hepimiz duymuş hatta bir şekilde izlemişizdir narnia günlüklerini. yazarı clive staples lewis tarafından 1950'lerin başlarında çocuklar için yazılmış yedi kitaplık bir fantastik roman. radyo, televizyon, tiyatro ve sinema uyarlamaları olmuş.


biz ankara devlet tiyatrolarında gittik. uzun zamandır sergilenen bir eser olmasına rağmen ancak bu sene görme imkanımız olabildi. 7-17 yaş izleyici kitlesine hitap ediyordu ama elif de eren de hiç sıkılmadan keyifle izlediler. zaten canlı orkestra olayı beni mest ediyor. hele kalabalık oyuncu kadrosu, kostümlerle birleşince ağzım açık izledim tüm oyunu...  
narnia günlükleri bir hayal ülkesi olan narnia' da geçiyor. burada ağaçlar yürüyebiliyor, hayvanlar konuşabiliyor, zaman olgusu farklı... oraya tesadüfen bir dolabın içinden geçerek ulaşan 4 kardeşin kötülere karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor.
Aslan, cadı ve dolap,
Gizemli, neşeli, sihirli bir masal.

Konuşur burada hayvanlar,
Yürür ağaçlar.
İnanılmaz olaylar burada.
Bu sihirli ülke Narnia,
Kaplıydı sonsuz kar ve buzla.
Hükmetmek için kötü bir cadı
Değneği ile bunu yaptı.
Ama sonra kral aslan geldi,
Her şey sonunda yoluna girdi.
Bütün kötü büyü bozuldu,
Aslan kükredi, cadı uçtu.
bu sene o kadar az tiyatroya gidebildik ki bu konuda çok üzgünüm. elif' in okuldan geç çıkması nedeniyle hafta içi 8 de başlayan oyunlara gidemedik. hafta sonlarını da bir türlü ayarlayamadık malesef... mayıs ayının bitimi ile devlet tiyatroları tatile giriyor. ben de seneye daha çok oyun görmeyi umut ediyorum. tiyatroyu çok seviyorum.

20 Mayıs 2014 Salı

13 mayısı unutma !

Salı, Mayıs 20, 2014 6
-özel sektör işçilerinin, devlet işçilerinden farklı bir sınıf olduğunu;
-işçi sınıfı deyince aklımıza özel sektör işçilerinin gelmesi gerektiğini;
-özelleşen tesislerin, daha kaliteli değil aksine çalışanlar açısından daha olumsuz şartlara sahip olduğunu;
-iş güvenliğinin üretimin önünde görülmesi gerekirken, ülkemizde tersinin geçerli olduğunu,
-para kazanma hırsının vicdanın ne kadar önüne geçebildiğini, insan hayatını önemsizleştirdiğini, 
-patron ile devlet el ele göz göze ise, bundan halkın zararlı çıktığını, suçları buz gibi göz önünde olanların değil bir kaç günah keçisinin yargılandığını, 
-en sevdiklerinin bir anda istatistiksel verilere, sayılara dönüşebildiğini,
-maddi yoksunluk içerisinde olanlar için, simit sat onurlu yaşa sloganının duygusal bir yaklaşım olduğunu, evdekiler aç beklerken simit yerine pastayı tercih ettiler diye kimsenin suçlanmaması gerektiğini, insanların bırak onurlarını canlarını hiçe sayabildiklerini beraberce gördük.
resmi rakamlara göre 301 madencimiz göz göre göre yaşama veda ederken, hafızalarda; 
-15 gün önce mecliste tartışılmaya değer bulmadan reddedilen soru önergesi,
-yasını yüksek sesle tuttuğu için azarlanan bir eş,
-maden işçiliğinin fitratında ölüm olduğu iddiası,
-yaralı kurtulan bir madencinin kirli çizmeleri ve saf yüreği,
-yan yana yan yan dizilmiş onca çukur,
-tatlı ölüm, güzel ölüm tanımlamaları,
-olayı eleştirenlere inen tekmeler,
-yüreği yanan acı içinde bekleyen çaresiz soma halkı,
-tepkisini yüksek sesle dile getirenlere osmanlı tokadı,
-madencilerin haklarını savunmak için gelen avukatlara linç girişimi,
-tehditle mitinglere gidip oy veren işçiler,
-yüreğimizdeki yangın ve öfke kaldı...

13 mayısı unutma ! 

6 Mayıs 2014 Salı

bisiklet sürmeyi öğretmek

Salı, Mayıs 06, 2014 15
iki tekerlekli bisiklet uzun zamandır hayatımızda olmasına rağmen, kısıtlı büyük şehir şartlarında kullanım imkanımız çok az. evimizin çevresinde uygun bir alan yok. özel olarak bu aktivite için dışarı çıkmamız gerekiyor. çocuklardan da bu konuda talep olmayınca, iki senedir atıl vaziyette duruyordu bisikletimiz. 
elif' in yakın arkadaşları iki tekerlekli bisiklet kullanmayı öğrendikçe onda da bir heves oluştu, öğrenmek istiyor. yıllar önce ablam öğretmişti bana ama ben nasıl öğreteceğimi bilmediğimden ilk denemelerimiz çok başarısız oldu.  elim bisikletin selesinde yavaş yavaş ilerleyerek gitmesini sağlamak, bana can sıkıcı kol ve bel ağrıları kattı sadece... aman düşmesin diye hiç bırakmadan koşmak iyi bir yöntem değilmiş bunu anladım.
sonra tesadüfen bir arkadaşımız elif' e on dakikada bisiklet kullanmayı öğretti. hem de hiç yerinden kımıldamadan :) bu yöntemi paylaşmak istiyorum belki faydası olur herkese....

1-bisikletin selesini en alt düzeye indirin. çocuğun ayakları yere rahat bir şekilde bassın ki düşeceği zaman ayaklarını yere koyarak kendini güvenceye alabilsin. 
2-ilk aşamada pedal çevirmesin. arkasından hızla itin ve düşeceğini hissederse ayaklarını yere basıp durmasını söyleyin. yavaş yavaş gitmesi ona bir şey katmıyor. (tabi ki onu bırakacağınızı baştan söyleyin yoksa güvenini kaybedebilirsiniz)
3-bu şekilde deneyerek dengede nasıl kalması gerektiğini büyük ölçüde çözüyorlar.
4-çalışmalar sürerken sadece direk olarak karşıya bakmasını tembihleyin. tekerleğe bakarlarsa dengeyi sağlamak zor. 
5-sonra seleyi biraz yükseltip, fren mekanizmasını öğretin. durmak istersen frene basmalısın şeklinde. 
6-artık dengesini sağlayabildiğini düşünüyorsanız, arkasından hızla ittikten sonra hemen hızlı hızlı karşıya bakarak pedal çevirmesini, durmak isterse frene basmasını söyleyin.
7-artık çocuğunuzun bisiklet sürmesini keyifle izleyip, fotoğraf çekebilirsiniz :)
bu aşamadan sonra bisiklet kullanmayı geliştirmek sadece çocuğun elinde, hızlı gitmeyi, yavaş gitmeyi, dönmeyi kısa sürede çözüyorlar. tabi ki hiç düşmeden öğrenmeleri imkansız. kızımın bacakları epey morardı.
süreci tamamlamak bazı çocuklar için 1,2 saat olurken bazıları için 3,4 günü bulabiliyor. ve bir kez öğrendikten sonra hep bisiklet kullanmak istiyorlar. elif öyle keyif alıyor ki eminim kendini dünyanın hakimi gibi hissediyor :) 

eren başlarda konuya ilgisizken şimdilerde öğrenmek istediğini dile getiriyor. artık sıra eren' de :)