23 Ekim 2013 Çarşamba

birinci sınıf

3 sene öncesini hatırlıyorum, ilk kreşli olduğumuz zamanları. akşamları eve gidip iki küçük çocukla ilgilendiğimiz, onları yedirmeye, giydirmeye, uyutmaya çalıştığımız, çoğunlukla onlarla birlikte uyuyakaldığımız, kendi başlarına oynayamadıkları, sık sık hastalandıkları, gece uykularımızın paramparça olduğu; ek olarak ev işleri yemek, çamaşır, temizlik ile ilgilendiğimiz, akşamların yetmediği günleri... aynı trafiği sabahları tersine yaşardık, evden ağlama ya da arıza olmadan çıkmışsak şükreder, çocukları salimen kreşe teslim ettiğimizde derin bir oh çekerdik... hafta sonu yaklaştıkça strese girer, pazartesileri iple çekerdik...

bana bunları hatırlatan okul döneminin başlamasıyla yaşadığımız yoğunluk... akşamları eve bir saat daha geç dönüyoruz ve sadece yemek, oyun, uyku değil; ödevler, beslenme çantası, okul hazırlığı da girdi hayatımıza... eve girer girmez jet hızıyla üzerimi değiştirip mutfağa koşuyorum, ön hazırlıkları olsa da yemek faslının bitmesi 8' i buluyor. hemen elif' in çantasına hızlı bir bakış ile o gün yaptıklarına, ödevlerine, eksik gedik eşyalarına göz gezdiriyorum. sonra ödev yapma süreci başlıyor. artık gündüz uykuları hayatımızdan çıktığı için elif' in gözleri saat 8 gibi mahmurlaşmaya başlıyor. ayrıca elif ödev yaparken eren' i sessizce oyalamak gerekiyor. sonrasında uyku öncesi rutinleri ve çocuklar uyuduktan sonra hala yapılmayı bekleyen işler... 

çocuğu okula başlayıp da vakti yetmeyenleri yeni anlıyorum. aslında beni uyarmışlardı birinci sınıf çok zor diye... "bunlar iyi günleriniz büyüdükçe işler zorlaşacak" diyen felaket tellallarından sanıp, kulak asmamıştım. oysa ki kreş döneminin güvenli, rahat günlerini arıyorum şu sıralar. ödev yaparken terleyen, yorulan parmaklar, kaybolan kalemler silgiler, düşen çeneler, bir harf yazıp mola isteyen küçük bir surat eşliğinde her akşam evimizde. bir de her gün beslenme çantası hazırlamak, suluk yıkayıp tekrar doldurmak şimdiden düşünmek istemesem de aklıma geliyor seneye eren' in de okula başlamasıyla
birlikte ikiye katlanacak olan işler. zor olan bir düzen tutturabilmek galiba. buna da alışacağız, bu günler de geçecek ve biz de biraz daha rahatlayacağız inşallah.... 


11 yorum:

  1. Sizdeki Eren okula başlayınca bizdeki Eren gibi olursa bittin sen Nihan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. valla bilmiyorum, bununla bittim zaten seneye nolcak bakalım :)

      Sil
  2. Selam ben geldim.
    Gelecek sene bizi bekleyen durumları çok güzel anlatmışsın. Bizim Elif hn da seneye okullu olacak. Bu seneden başlayayım dedim harflere. yok yazamıyor kız. seneye naparız bilmem.
    Bizim kreşte de hergün matara yıkama faslı var. harbi gıcık bir durum. En güzeli küçük şişe su değil mi acaba?
    Kolaylıklar dilerim cnm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım gelir gelmez ziyaret ettim zaten blogunu, habere çok sevindim ayrıca :))) küçük su şişesini düşündüm ama ne biliym işte tupperdan dan suluk aldım, çelik termoslar ağır diye devam ediyoruz bakalım şimdilik, teşekkürler canım seneye kolaylık olur mutlaka harf çalışmaları :)

      Sil
  3. Allah kolaylık versin, bu dönem çok güzel, ben ilkokul dördüncü sınıftan sonrasından korkuyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hadi yaa, doğru ergenlik olayı var o zaman bir de, benim de en korktuğum dönem...

      Sil
  4. Oğlum 3.sınıf öğrencisi ve inan ben hala kreş günlerini özlüyorum, şimdi aklım hep onda kalıyor. Eve gelip beni aradığında dünya duruluyor sanki, bahsettiğin gibi salona geçişim en erken 8 oluyor ki ödev kontrolümüz başlıyor... Ve zaman böyle akıp gidiyor. Yine de her anın tadını çıkarmak lazım sanırım, sevgiyle kalın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3.sınıfta evde kalabiliyor olması çok güzel ben de ilk 4 te etüt düşünüyorum, sonrasında evde kalabilir gibi geliyor... evet her anın tadını çıkarmak gerekiyor bence de :)

      Sil
  5. Selam Nihan, 2 yıl önce yazdığın yazılara bakıyorum. Malum ben senin geçtiğin yollardan 2 yıl ara ile takipteyim seni :)

    Bu yıl Ela ilkokula başladı. Güzel başladık. Aynı koşturmaca var bizim evde de. Sadece ödev konusunu takmıyorum. Yaptığı kadar, yaptığı zaman. Yemek de artık o akşam ne olursa. Bazen kahvaltı, bazen sadece çorba ya da en kolayı makarna veya balık.

    Sabahları Ege henüz hiçbir yere gitmediği halde, babası ile beraber ablasını okula, beni işe bıraktığından birlikte çıkmamız gerekiyor. Sabah koşturmacaları çok yorucu. Stresli. Bazen koyveriyorum, o zamanlar rahat :) En azından bağrış çığrış olmadan çıkmış oluyoruz.

    Sonra döndüm yeni yazılarını okudum da, geçiyor bu günler değil mi? Başka günlük koşturmalara bırakıyor yerini. Aslında gündem/ülke/kaygı/siyaset gibi sevimsiz konular olmasa, bu günlük dertler çok da sevimli.

    Neyse, özlemişim seni ve çocukları. Bir merhaba demek istedim :)

    Tarçın'la Zeytin'in annesi ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. blogunu artık okuyamıyorum, wordpressten sonra sanırım. sayfan görüntülenemiyor. 1.sınıf zor ama emin ol düzen kurulduktan sonra her şey halloluyor, sevgiler :)))

      Sil
    2. www.annegozuyle.wordpress.com adresinde yazıyorum artık. Diğer blog, blogspot gazabına uğradıktan sonra toparlayamadım :(

      Düzeni kuruyoruz yavaş yavaş bakalım :) sevgiler...

      Sil

haydi söyle :)