18 Mart 2013 Pazartesi

bremen mızıkacıları

Pazartesi, Mart 18, 2013 16
 
  
pazar günü ankara devlet opera balesinin bremen mızıkacıları isimli müzikli çocuk oyununa gittik. çocukların kreşten arkadaşlarıyla organize ettiğimiz için iki kat keyif aldıklarını düşünüyorum. oyun çok güzeldi. 2 perde olmasına  rağmen süreler güzel ayarlanmıştı. dekorlara bayıldım, çocuk oyuncular öyle başarılıydı ki ne ara eğitim almışlar ne ara çalışmışlar ne ara oyun sahneleyecek kıvama gelmişler hayret ettim :) 

leyla gencer sahnesinde sadece çocuk oyunları sergileniyor bu nedenle bekleme salonundaki figürler de çok eğlenceli. araba pazarına yakın bir yerde, yalnız arabamızı otoparkın en sonuna koyduğumuz için çıkışta 20 dakika kadar beklemek zorunda kaldık, gitmeyi düşünenlerin aklında olsun...






7 Mart 2013 Perşembe

yeni gelen mime merhaba

Perşembe, Mart 07, 2013 6
sevgili sibel, kendini dinleyende mimlemiş beni. ben de fazla bekletmeden cevaplamak istiyorum :)

1-En son kime yalan söyledin, neden?
yalan derken zararsız, masum şeyler geliyor aklıma. mesela "nasılsın" sorusuna iyi olmasam da "iyiyim" derim. yemek istemediğim ikramlarda, "tokum" diyebilirim ya da çocukları doğruya yönlendirmek için biraz şaşırtmaca, biraz abartma yöntemlerini kullanabilirim. bazen de yanlış cevap verebilirim; mesela illa ki 9 buçukta yatmak isteyen elif' e saatin 9 buçuk olduğunu söylemek gibi :) 

2-Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun.
daha konuşkan, daha neşeli, daha güler yüzlü olabilmeyi isterdim.

3-En son severek okuduğunuz kitap hangisi?
"bin muhteşem güneş"i sevdim. şu an okuduğum "o muhteşem hayatınız" da gayet iyi gidiyor. 

4-Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?
biraz daha serbest zamanlı bir işi tercih ederdim. çocukların okul zamanı yaklaştığından beri aklımda hep "keşke öğretmen olsaymışım" düşüncesi var.

5-Mutlu musun?
evet! kolay mutlu olabilen bir insanım. 

6-Öleceğini bilsen, ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?
ben bunu çok düşündüm ve halihazırdaki yaşamıma devam ederim diye karar verdim. evimde ailemle rutin yaşantıma devam ederek.

7-Favori şarkıcın ve şarkısı?
candan erçetin, sertap erener, sezen aksu, teoman, şebnem ferah, cem karaca, barış manço, ahmet kaya, volkan konak, kazım koyuncu, erkin koray, mfö, halil sezai, mehmet erdem ilk etapta aklıma gelenler, ayırt edemiyorum, şarkılara girmeyim hiç :)

8-Her bölümünü heyecanla takip ettiğin dizin var mı?
şu anda Fringe izliyorum. 4.sezonu bitirmek üzereyiz, bitince boşluğa düşmekten çekiniyorum, dizi önerilerine açığım :)

9-Keşke...?
keşke sadece çocukların eğitimi konusunda kullanabileceğim sınırsız bir bütçem olsaydı...

10-Kötü alışkanlıkların var mı?
kötü alışkanlığım yok ama alışkanlık haline getirmek istediklerim var. düzenli kitap okumak, spor yapmak. sağlıklı beslenmek gibi... 

11-Sence ideal eş nasıl olmalı?
en büyük aşklar bile evlilik, çocuklar ve yılların geçmesiyle durağanlaşıyor; ideal eş bu hayat rutini içinde sevildiğini ve önemli olduğunu hissettirebilendir. 

aklına geldiğim için mutlu oldum, teşekkürler sibel' cim  :) bu mimi vakti olan ve cevaplamak isteyenlere yolluyorum!

1 Mart 2013 Cuma

#kardessart mı

Cuma, Mart 01, 2013 36
sanırım son günlerde oldukça popüler bir tartışma konusu bu; "kardeşin şart olup olmadığı" ben kendi adıma hemen cevap vermek istiyorum: "tabi ki şart değil" hatta bir çocuk yapmak bile şart değil! çocuksuz evliliği tercih eden azımsanmayacak bir kesim var.  

tek çocuğu olanlar zaten ikincinin ne demek olduğunu aşağı yukarı biliyorlar değil mi? upuzun emzirme seansları, uykusuz geceler, hatta aylar, gaz sancıları, ek gıdaya geçme zorlukları, 2 yaş sendromu, kim bakacak sorunsalı, sosyal ortam kısıtlaması, eş ile ilişkilerin askıya alınması ve tüm bunların mükafatı olarak sadece miski amber cennet kokusu, yumuk yumuk kıvır kıvır minicik eller ayaklar, bir canlıyı doyurabilmenin manevi tatmini, ilk bilinçsiz gülücüğü videoya kaydedebilmenin heyecanı, farklı cinsiyette bir yavruya sahip olabilme ihtimali, uyurken onu izlemeyi en çok oscarlı filmi izlemeye tercih edebilmek, soluk alıp verişiyle huzur bulmak, onu dünyanın en güzel bebeği sanmak, bir insan yavrusunu bedeninde büyütüp dünyaya salmak, bir mucizenin gerçekleşmesine aracı olmak, bir mucizenin büyümesinin en yakın gözlemcisi olmak... dünyanın en paha biçilemez, hiç bir şeyle boy ölçüşemez tecrübesi annelik! en zengininden en yoksuluna kadar her dişinin eksikliğinden üzüntü duyacağı bu deneyimi, şartları müsait olan (annenin çalışması, yardımcı olabilecek birilerinin olması, maddi koşullar, uyumlu bir çift olmak, psikolojik olarak hazır olmak hem mantıken hem duygusal olarak istemek) herkes ikinci kez tecrübe etmek ister...

çocukların iletişim halinde olmaları, birbirlerine bir şeyler öğretmeleri, birbirlerini gözetmeleri-kollamaları, komşu teyze balon verirken kardeşleri için de istemeleri, paylaşmaları, oyun arkadaşı olmaları, aralarında sizin anlayamadığınız bazı espriler oluşturup kahkahalara boğulmaları, gerektiğinde birbirlerini teselli edebilmeleri, gerektiğinde işbirliği içinde olmaları, tek olmadıklarını kardeş olduklarını bilmeleri, kardeş olmanın avantajları kadar dezavantajlarıyla da tanışık büyümeleri, hayatın her zaman adil olmadığını ve bazen hakkını almak için mücadele etmek gerektiğini doğal ortamında öğrenmeleri; onları yaşama karşı daha donanımlı kılıyor, yaşam becerilerini geliştiriyor bence...

ancak ikinci çocuk yine de birinci için yapılmamalı diye düşünüyorum. öncelikli olarak "kardeşi olmasını" değil "iki çocuklu ebeveyn olmayı" istemek gerekiyor. kendinizi iki çocuklu olarak hayal edin; küçüğü emzirirken aynı anda büyüğü ayağınızda salladığınızı, kollarınızı açtığınızda size doğru koşan iki çift ışıl ışıl göz gördüğünüzü, masum kıskançlık anlarını yönettiğinizi, nasıl olup da aynı tariften iki bambaşka tatlı ortaya çıkarabildiğinizi ve eğer bu hayal sizi gülümsetebiliyorsa lütfen devam edin diyorum:) 
son olarak tabi ki kardeş şart değil ama çok çok çok güzel...