25 Mayıs 2012 Cuma

eğitici çocuk siteleri

Cuma, Mayıs 25, 2012 14
teknoloji çağının çocuklarını ekranlardan ne kadar uzak tutmaya çalışsak da tamamen engel olamıyoruz. yine de izlediklerinin ve oynadıkları oyunların eğitici olmasına özen gösterebiliriz. yani belirlenen zamanlarda uygun yazılımları bizim kontrolümüzde kullanmalarıyla dijital çağın olumsuzluklarını avantaja dönüştürebileceğimize inanıyorum. çocuklarla birlikte keyif alarak kullandığımız bazı çocuk sitelerinden bahsetmek istiyorum:

morpa çocuk: ücretli üyelik isteyen bir site olsa da geçtiğimiz günlerde bazı bloglarda 1 yıllık ücretsiz üyelik dağıtılması sayesinde tanıştık morpa çocuk ile. şu an gözde sitemiz burası. profesyonel animasyonlar, videolar, oyunlar, alıştırmalar eşliğinde okul öncesi çocukların sayısal ve sözel becerilerini geliştiren eğlenceli bir site
nickelodeon : nickelodeon kanalının çizgi film kahramanlarının oyunlarının, videolarının, boyamalarının olduğu bir site.
çocukça: ilk keşfettiğim çocuk sitelerinden, hala da faydalanıyoruz. içerik açısından zengin, oyunları çok güzel.
müzikli alfabe: sayıları, şekilleri, alfabeyi, kavramları, renkleri öğreten eğlenceli bir site.
tuik çocuk istatistik: tuik tarafından hazırlanmış bir program. kendimiz hakkındaki istatistiklere ulaşmanın çok eğlenceli bir yolu.
kültür çocuk : kültür bakanlığı tarafından hazırlanmış bu site de göz atmaya değer.
trakid çocuk klübü: oyunlar ve animasyonlarla trafik eğitimi.
ilk yardım (türk kızılayı): hem büyüklere hem küçüklere animasyonlu ilk yardım eğitimi.
ttçocuk: oyun, video, evde yapılabilecek aktivitelerin yer aldığı kapsamlı bir site.
çöp adam oyunu : bir çöp adam çizmeye ve onun nasıl da hareketlenip, çizgi filme dönüştüğünü görmeye ne dersiniz ? talimatları takip et ve neler olacağını gör. iki versiyonu da çok eğlenceli.

ayrıca minenin matematik evi ve yeşimin yer ve zaman evi de bilgisayara kurulup oynanabilen çok güzel eğitici oyunlar.
2 cd den oluşan zambak okul öncesi eğitim seti hem içeriğindeki konular hem anlatım hem de görsel olarak elif ve eren in çok ilgilerini çekti. anaokulu öğretmenimizin yönlendirmesiyle temin etmiştik ve benim için iyi bir kurtarıcı oldu son günlerde.

tabi ki biraz teknoloji ama bizi bekleyen sıcak yaz günlerini evde ekran karşısında geçirmek yerine tercihim yine de hep parklardan bahçelerden yana :)

21 Mayıs 2012 Pazartesi

annem

Pazartesi, Mayıs 21, 2012 27
kim duyguları sel olmadan gözleri dolmadan anlatabilir ki annesini. hele ki anneliği tatmış, ucundan kıyısından bu seslenişin cefasını da sefasını da hissetmişseniz; büyüyünce anlarsın derken herkes size, büyüyüp de anladıysanız; canınız sıkıldığında sıkı can iyidir çıkmaz lafını, satacak bücürleri bulmuşsanız...

çalışan anne kuşağının öncülerindendir annem. 1982 yılında çocuklarına daha güzel birer gelecek kurmak düşüncesiyle, giresun dan ankara ya taşındıklarında, 43 yaşında ilkokul öğretmenliğinden emekli olmuş. 1,3,10,13,16 ve 17 yaşlarında 6 kız çocuğuyla bu büyük şehre adapte olmakta zorlandıklarını anlatılanlardan biliyorum.

babam ankara da okul müdürlüğü yapmış bir süre. daha sonra emekli olup, dershane öğretmenliğine devam etmiş. adalet anlayışı, haksızlığa tahammülsüzlüğü, paranın satın alamayacağı değerleri savunması, asabiyeti velhasıl devrin adamı olamayışı sebebiyle özel sektör eğitim anlayışını benimseyememiş ve tam emekliliğe kısa sürede geçmiş.

annem çoğu geleneksel türk ailesindeki gibi, çocuklarıyla otoriter sert baba arasında bir köprü oldu her zaman. bizim evde alınacak izinler önce anneye söylenir, sonra anne babaya çıtlatarak bir zemin oluşturur ve alınan tepkiye göre babadan istenir ya da istenmezdi. yaşanan olumsuzlukların çoğu babama hissetirilmeden atlatılırdı. şimdi düşünüyorum da babama yansıttığımız neredeyse tozpempe sorunsuz günleri organize etmek için annemin kırk parçaya bölünmesi gerekirdi.

eskiye dönüp baktığımda annemi hep mutfakta hatırlıyorum. şimdi düşünüyorum da genellikle bizimle yaşayan ananemle birlikte böylesine kalabalık bir aileye 3 öğün yemek hizmeti vermek ne kadar da zordur. özel günlerde kalabalık aile sofralarını hiç ihmal etmez annem. hele yılbaşı sofralarımız muhteşem olur. bu gelenek hep devam etti ailemizde...

annemde en hayran olduğum yan, hayatı zorlaştıran onca şeye rağmen hep neşeli olmasıdır. o kadar çocuğu ve zor bir kocayı idare eder, çoğu eğlence ve gezmeye katılırdı. mutfaktan gelen türk sanat müziği ezgileriyle büyüdük biz. annem söylemese de mutfaktaki radyo hep açık olur hala. son yıllarda yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen, bir çok gence taş çıkarak ölçüde bakımlı, konuşkan, neşelidir. iyi görünmeyi ve iltifat almayı da çok sever.

annem benim için duygusal bir sığınak, ezilmiş kadın yanımdır ve kaybı içimde susturmaya çalıştığım ağlayan bir çocuktur... onun için ne anlatsam az, ne söylesem eksik kalacaktır. belki de en iyi burada söyleyemediklerim anlatır annemi.

not: anneler gününden beri taslak olarak bekleyen bu yazıyı, hiç tamamlayamayacağım hissiyle, gecikmiş anneler günü mesajı olarak yayınlamaya karar verdim.

görsel: cecile veilhan

DEVAMINI OKU

15 Mayıs 2012 Salı

4+4+4 uygulanıyor

Salı, Mayıs 15, 2012 20
milli eğitim bakanlığının yayınladığı son genelge ile 12 yıllık zorunlu eğitime yönelik uygulama netleşti ama bizim kafalarımız allak bullak oldu. kızım 30 eylül 2012 tarihi itibariyle 67,5 aylık olacağı için 4 ay sonra ilkokula başlıyor. yeni düzenin eksilerini tartışaduralım ne yapacağımız konusunda da bir şeyler düşünmek zorundayız artık. öğrenciyken paralı eğitime hayır diye bağırdığım günler geliyor aklıma. oysa şu an keşke imkanım olsaydı da çocuklarımı iyi bir özel okula gönderebilseydim diye düşünüyorum.

en büyük belirsizlik 2006 doğumlu 1,5 milyon çocuk ile 2007 doğumlu 1,5 milyon çocuğun aynı yılda okula başlayacak olması... 4 ay içinde bu iki katı talebi karşılayabilecek derslik ve öğretmen ihtiyacının meb tarafından karşılanabileceğini düşünmek büyük bir iyimserlik.

meb in yayınladığı genelgede 37-66 ay arası çocukların anaokullarında ya da uygulama sınıflarında eğitim almalarının sağlanacağı yazıyor. yani okul öncesi eğitimin devamı ve desteklenmesi söz konusu, bu iyi haber. ama ilköğretim 1.sınıfta yaş aralıklarına göre sınıf oluşturulması ya da müfredatın, ders ve tenefüs saatlerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili herhangi bir maddeye yer verilmemiş. bunların da yönetmeliklerle düzenlenebileceğini ümit ederek iyimser düşünmeye devam etmek istiyorum.

aynı durumda olup da görüştüğüm arkadaşlarımın büyük çoğunluğu çocuklarını okula göndermeyi, az sayıda arkadaşım ise herşeyi göze alıp bir sene daha beklemeyi düşünüyor. bizim için devlet okulu mecburi istikamet olsa bile, hangi okul sorunu var. e-kayıt ile çıkan eve en yakın okul mu yoksa başarı referansı yüksek olan bir okul mu? iyi okul için uğraşıp sonunda bu çabanın tercih edilmeyen bir öğretmene toslayarak geri tepmesi de var. yani iyi okul mu yoksa iyi öğretmen mi sorusu geliyor. ve okul sonrası etüt mü yoksa bakıcı mı? çalışan aileler çocuklarını tüm gün olan devlet okullarına yazdırmaya çalışacaklar. bu okullarda 6 saatlik normal ders sonrası 2 saatlik etüt uygulaması var. gerçi büyük ihtimalle önümüzdeki eğitim döneminde yüksek kayıt sayısıyla talebe yetemeyecek olan devlet okulları, mecburiyetten ikili öğretime geçerek etüt siteminden vazgeçmek zorunda kalacak. çalışan anne babalar için büyük bir sorun oluşturacak bu eksikliğin ise ileriki zamanlarda özel etüt merkezleri alternatifi ile tamamlanacağını düşünüyorum.

eğitim oluruna bırakılmayacak kadar önemli bir konu olsa da belki de en iyi seçenektir. hala kafam oldukça karışık, ne yapacağımı bilemez halde en iyisi nasıl olur diye kara kara düşünüyorum...

8 Mayıs 2012 Salı

çok yönlü blogger ödülü :)

Salı, Mayıs 08, 2012 13
sevgili derya ve nasıl anne bu mimde beni de hatırlamışlar. öncelikle teşekkürlerimi gönderiyorum kendilerine :)

hakkımdaki 7 gerçeği açıklıyorum şimdi. geçmişimden, zihnimin az uğranan karanlık dehlizlerinden sizler için çıkardım :)

1-çocukken emzik bağımlısıydım. 7 yaşına kadar, hatta ilkokulda öğretmenim beni sıranın altında emzik emerken yakalayana kadar bu alışkanlığım devam etti.

2-kavramlarla aram iyi değildi. "kırmızı başlıklı kız"daki kurdu, elmadaki kurt; "sofrayı kuran kaldırsın"daki kuranı, kuran-ı kerim; "yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik"teki eylemi suda yüzme eylemi sanardım.

3-gayet iştahlı ve tombul bir çocuktum, hiç yeme sorunum olmadı hala da yok.

4-yarım konuşurdum. beni anlamak için dekoder gerekirdi. k,t,r,s,ç,l söyleyemediğim harflerden bazılarıydı. annem 1.sınıfa başlamadan bir gece önce sabaha kadar alıştırma yapıp, sabah kalktığımda normal konuştuğumu söylüyor.


5-hiç çok parlak bir öğrenci olmadım hep ortalarda, göze batmayan varlığı hissedilmeyen, sessiz bir çocuktum.

6-çok sakar ve dikkatsizdim. dizimden yaralar kabuklar eksik olmazdı. hareket kabiliyeti kazandığımdan itibaren düşme eğilimindeydim.

7-banyo konusunda tam bir kediydim. 3 kişi tutar 1 kişi yıkardı.

bu ödülü almayan blogger kalmadı sanırım ama henüz cevaplamayan ve yazmak isteyen varsa ben de onlara armağan ediyorum :))