asansör

18 katlı bir binanın 10.katında çalışıyorum. asansörün yoğun olduğu saatlerde asansöre binmeyi pek sevmem. akşamları bu nedenle merdivenleri kullanırım. küçücük bir alanda, sıkışık vaziyette, her katta durarak, insanlarla gözgöze gelmekten imtina eden, fiziksel olarak çok yakın ama zihinsel olarak diyar diyar uzak insanların bu yolculuğuna kazara dahil olmuşsam nefesim daralır, saniyeler dakikalara uzar, vücut ısım yükselir... aynı zamanda hassas terazi vazifesi gören bu teknoloji harikası, kapasite sınırını aşmışsa, acı bir grev çığlığıyla durur, son binen inmelidir racon gereği. bu da yolculuğu biraz daha uzatır...

sabahları ise mesai başlangıcından yarım saat önce işyerinde olduğum için asansörü çağırmamla gelmesi bir olur. hoş bir müzikle, boş olarak karşılar beni. 10. katın düğmesine basmamla 10 sn içerisinde hiç duraksamadan odamın kapısına getirir. bu hız karşısında hayret ve hayranlık duyarım... aşağıda bıraktığım apayrı bir dünyadır, yukarıda ise farklı mutluluk ve keder taşıyan bedenlerle dolacak odaların olduğu ayrı bir dünya vardır. bir çeşit ışınlanma süreci yaşadığımı düşünürüm.

ancak ben bu hissiyatla asansöre binmiş iken yolculuğum bir gafil tarafından sekteye uğratılmışsa, ineceği kat mühimdir son derece... eğer ki 11 ve sonrasında inecekse çok kabahati yoktur amma ben inmeden inmekse niyeti sitemkar bakışlarıma maruz kalır zavallı...

işte 4 asansör çağrılara koordinasyon içerisinde, gayet sistemli, eşgüdümlü, en hızlı ve en ekonomik olacak şekilde cevap verir, iner çıkar gün boyu... çağrı yoksa her biri belli bir aralıkta bekler ki en kısa zamanda ulaşabilsinler yerlerine... içlerinde taşırlar telaşı, hüznü, muhabbeti, bazen bir ezgi doldurur sessizliği, bazen korkutucu bir elektrik kesintisi...
Share on Google Plus

Anne Kaleminden

Yazmak hayatımın her döneminde kendimi ifade edebildiğim en iyi yöntem oldu ve şimdi çalışan iki çocuklu bir annenin arta kalan zamanlarında biriktirdiklerini yazarak paylaşmaya çalışıyorum.

11 yorum:

  1. Bir asansörde ne ilhamlar verebiliyormuş insana demek ki.İlahi Nihan pek keyiflendirdin beni..
    Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. sabah işyerine yarım saat erken gelmek canını sıkmıyor mu?

    YanıtlaSil
  3. asansörleri severim ben ama bizimkiler daha az katlı binaların asansörleri olduğundan belki de, bu aracı kullananlar mutlaka selamlaşırlar. akşam ya da sabah... özellikle sabahları günaydınlaşmak keyif veriyor ;)

    YanıtlaSil
  4. gönül gül gül :) ben yazarken ne yazıyorum ben böyle dedim bir ara :)))

    nilhan asansör yüzünden erken gelmiyorum, eşim önce bizi bıraktığı için mecburen erken geliyorum :))) imkanım olsa yarım saat uyumayı tercih ederdim muhtemelen...

    sibel gerçekten selamlaşır mı? bizde genellikle sadece tanıdıklar selamlaşıyor... belki küçük bina olmasından bir aşinalık oluyordur insanlar arasında :)

    YanıtlaSil
  5. evet, sanırım küçük olmasından sebep, genelde ya günaydın denir ya da asansörden inerken iyi çalışmalar, gel sen de bizim asansörü kullan :))))

    YanıtlaSil
  6. Ben bazen gülme krizine girerim asansörde, çok feci. Mesela adam, burnunu hırffff diye çekmiş çok komik bir ses çıkmış, Allaaah dur durabilirsen

    YanıtlaSil
  7. sibel geliym valla iyiymiş sizinki :)))

    deniz komiklikler de oluyor bazen ben de durduramam kendimi o durumlarda :))))

    YanıtlaSil
  8. remziye :)) teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  9. Çok hoşsun.
    Geçenlerde bir prof avrupada insanların asansör önünde selamlaşıp isimlerini öğrendiğini tanıştığını anlatıyordu bakmaktan çekinen insanlar olmamak içinmiş.

    YanıtlaSil
  10. ebru ilginçmiş, asansör önü insanlarla tanışmak için ideal bir yer olabilir :)

    YanıtlaSil

haydi söyle :)