28 Nisan 2011 Perşembe

acemi sürücüye öneriler

Perşembe, Nisan 28, 2011 29
araba kullanmayı öğrenmek normalde zamana yayılmaması gereken, direksiyona geçtin mi mümkünse bir daha inmeden tamamlanacak bir süreç... çünkü tamamen yaptığın km ile ilgili yani ne kadar çok kullanırsan o kadar çabuk öğrenirsin... kadınlar yemek yapmaya erkekler araba kullanmaya yeteneklidir gibi bir teoriyi kesinlikle kabul etmiyorum. isteyen azmeder, çalışır, öğrenir... ben çocukların okul döneminde, kurslar, dersaneler ve diğer aktiviteler başladığında eşime bağımlı kalmak istemiyorum ve bu işi iyi yapmak istiyorum...
DEVAMINI OKU

23 Nisan 2011 Cumartesi

23 nisan- urfalı hacı mehmet restorant

Cumartesi, Nisan 23, 2011 9
ışıklı spor ayakkabılarının bu kadar sevileceğini tahmin etmemiştim. 2 gündür ayaklarından çıkarmaksızın giyiyorlar. öyle ki yatarken görebilecekleri bir yere koyuyorlar ve uyanır uyanmaz tekrar ayaklarında... ankara da çocuk dostu (aslında ebeveyn dostu daha doğru bir tabir olacak:) mekanları yeni yeni keşfediyoruz. bunlardan biri de urfalı hacı mehmet restoran... 3 katlı bir mekan ve alt katı sadece çocuklara ayrılmış. oturduğunuz masadan kamera sistemiyle çocukları takip edebiliyorsunuz. dikkatimi çeken ilgilenen abla sayısının fazlalığıydı. top havuzu, mini sinema salonu, jetonlu oyuncakları, bebek bakım odası, çocuk tuvaleti var. bebekler için de yürüteçten sallanan beşiğe kadar epeyce bir donanımlılar. personel de ilgili ve güleryüzlüydü.




13 yaşına kadar doğum günlerinde hediye göndereceklerini söyleyerek, çocukların isimlerini ve doğum tarihlerini aldılar. çıkarken de bu magnetli çerçeveleri hediye ettiler.
biz sayelerinde rahat rahat kahvaltı yaptık, çocuklar da çok eğlendiler...

20 Nisan 2011 Çarşamba

çocuk gelişiminde dönemler 2

Çarşamba, Nisan 20, 2011 11
anne olduktan sonra öğrendiğim şeylerden biri, bazı standartları olsa da aslında her çocuğun kendine özgü bir gelişim sergilediği... nasıl persantil eğrilerine göre 2 yaşındaki bir çocuğun 9-15 kg olması normal ise, çok sakin, uyumlu bir çocuk ile hareketli, sınır tanımaz bir çocuğu da karşılaştırmamak gerekiyor. ebeveynlerin rolünü elbette ki yadsıyamayız ama bazı çocuklar disipline edilmeye, alışkanlık kazandırılmaya daha yatkın oluyorlar. nasıl ki bir anne 2 aylık bebeğe uyku eğitimi vermeye başlayabiliyorsa, başka bir diğeri 2 dk huzurlu olsun da ben her şeyi denemeye razıyım diyebiliyor. daha çok çocuğun yönlendirdiğini düşünüyorum bu süreci. yani demem o ki her 4 yaş çocuğu bir değil ama bir çoğununun bazı ortak özellikleri var.

4 yaş çocuğu hareketlidir; bu konuda okuduğum ve beni en çok rahatlatan paragraf şu oldu:
"Bu yaşta ışık hızıyla hareket ederler. Merdivenleri koşarak çıkarlar, bisiklet ile fırlarlar, evin bir ucundan diğer ucuna tabana kuvvet koşarlar. Üç yaşındaki nispeten daha sakin çocuğunuz, bir fişeğe dönüşür. Ara sıra davranışları (gürültülü, sert, kavgacı) size yeni yürümeye başladığı çalkantılı dönemdeki davranışları hatırlatabilir. Fakat korkmayın. Bu zor dönem genellikle kısa sürelidir ve beşinci doğum günlerine ulaştıklarında sakin, aklı başında ve kendine güven duygusuyla dolu olacaklardır." bu hareketli hale bir de dengesizlik eşlik ediyor malesef... enerji ve sakarlık birleşince ise küçük kazalar, düşmeler, ufak tefek yaralanmalar kaçınılmaz oluyor.

4 yaş çocuğunun tehlikeli bir hayal gücü vardır; bunu aldığımız kelebek kanatlarıyla gerçekten uçamayınca yaşadığı hayal kırıklığından anladım. yeterince hızlı koşamadığı için uçamadığını düşünüyordu ve belki fırsatı olsa bunu ciddi ciddi deneyebilecek cesareti vardı. 4 yaşındaki çocuk tehlikeli şeyleri yapabilecek yeteneği olduğunu düşünüp, bunları uygulamaya geçirebilecek bir potansiyel taşımaktadır bana göre. anne bak düşmedim, bak burada yürüyebiliyorum, scooterla yokuştan çok hızlı inebilirim, ben daha hızlıyım, ben en yükseğe çıkabilirim gibi cümleleri sıklıkla duyabiliyorum. bunun yanı sıra sihir ülkesine yolculuklardan, winxlerin yaptıkları sihirlerden bahsettiğinde nasıl bir tepki vereceğimi bilemiyorum. "anne keşke ben de sihir yapabilseydim, o zaman kaydırak derdim hemen bir kaydırağım olurdu" diyor mesela. gerçek dünyadan kopup, hayal dünyasında yaşamasından çekiniyorum sanırım biraz. "evet, ne güzel olurdu" deyip "ama gerçek hayatta böyle şeyler olmaz" diye eklemekten alamıyorum kendimi. aslında hayal dünyalarını ve yaratıcılılarını mümkün olduğunca beslemek gerekiyormuş bu yaşlarda...

4 yaş çocuğu enerjik, hayalperest, maceracı, cesaretli ve kendine güvenlidir. bu nedenle yine ebeveynler olarak dikkatli olmamız gereken bir dönem olduğunu düşünüyorum.

4 yaş çocuğu şakacıdır; espri yapmanın ve güldürmenin keyfini tattığı için sürekli komiklik yapmaya çalışıyorlar. bizlere komik gelmese de kendi yaptıkları kelime oyunlarına kahkahalarla gülebiliyorlar. bu durum bazen sinir bozucu boyutlara da varabiliyor. sinirli bir şekilde uyarıda bulunurken, gülmeye ve güldürmeye çalıştığı zamanlarda daha da çileden çıkıyorum malesef.

4 yaş çocuğu inatçıdır ve karşı gelir; istediği gibi hareket eder ve engellendiğinde sinirlenip, kabalaşabilir. bizde en büyük sorun "yapma, dur" ları duymaması ve davranışını sürdürmesi. tehlikeli, uygunsuz ya da istenilmeyen bir şekilde davrandığında onu nasıl durduracağımı bazen kestiremiyorum. benim tepkim aşırı olduğunda genellikle bu tepkinin iadesini ziyadesiyle alıyorum. çoğu annenin repliği olan "sözümü hiç dinlemiyor" ne demekmiş yaşadığımız çatışmalarla çok iyi anladım.

4 yaş çocuğu çok konuşur, çok sorar; hiç "anne" kelimesini duymaktan fenalık geçireceğimi düşünmemiştim. sürekli konuşuyor, soruyor ve onu birebir dinlememizi, sorularını cevaplandırmamızı istiyor. benim başkalarıyla konuşmamı özellikle engelliyor. örneğin babasıyla konuşurken mutlaka bir şekilde araya girip, sohbeti kendi üzerine çeviriyor. ne, niçin, nasıl, ya olmazsa, peki şöyle olursa gibi ucu bucağı olmayan sorular yöneltiyor.

öneriler:
-uyumadan yüksek sesle kitap okuma rutini oluşturalım.
-liderin yaptığını yap oyununu oynayalım.
-birlikte hayvanları besleyelim ve bitki yetiştirelim.
-farklı kültür ve ırkları tanıtarak, farklılıklara saygı duyması gerektiğini anlatalım.
-kurallara uymayı ve sıra beklemeyi pekiştiren oyunlar oynayalım.


bunu biliyor muydunuz:
4 yaşında çocukların çoğu öğlen uykusunu bırakıyorlarmış.
basit toplama ve çıkarma işlemlerini yapabiliyorlarmış.


4 ve 2,5 yaşlarında iki çocukla yaşam; zor ama önceki yıllar kadar değil. birbirleriyle az da olsa arkadaşlık edip, kısa süreli de olsa birlikte oyun oynayabiliyorlar. uyku, tuvalet, yemek yeme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak artık daha kolay. bu durum biz yetişkinlerin kendilerine daha fazla zaman ayırabilmesine olanak sağlıyor. hayatımız renkli, eğlenceli, hızlı ve yorucu. çoğu zaman sabrımızı korumakta zorlansak da yine de idare edebiliyoruz. ailece 1,2 günlük gezilere gitmeye hala cesaret edemiyoruz ama o günler de gelecek, bekliyoruz...

8 Nisan 2011 Cuma

çocuk gelişiminde dönemler 1

Cuma, Nisan 08, 2011 7
sadece ergenlik ve orta yaşın buhranlı zamanlar olduğunu sanırdım. zaten anne olmadan öğrenilemeyecek, hamileliğin pembe hayallerinde yeri olmayan gerçeklerdenmiş çocuk gelişiminde dönemler... tam büyüdü artık, zor dönemleri atlattık daha rahat oluruz, dediğimiz anda karşımıza çıkar ağlama krizleri, sinir harpleri, ayak diremeler... 2 yaş sendromu ne zaman biter sorusuna ise karamsar bir şekilde "4 yaş sendromu başladığında" diye cevap verebilirim. ohh bitti şükür dediğiniz anda ise yerinde duramayan, hiperaktifmiki dedirten, laf söz dinlemeyen, dili papuç gibi her lafa bir cevapla sınırlarınızı test eden, enerji bombası 4 yaş çocuğuyla başbaşa kalırsınız. benim bu dönemde öğrendiklerim ve uyguladıklarım:

2,5 yaş dönemi:

-bir şeyi yapmamakta ısrar ediyorsa: asla mantıklı gerekçe ve açıklamalarla onu ikna etmeye çalışmayın. ancak laf kalabalığı, çok ilgi çekici bir soru sorma ya da olay anlatma, kuşa bakma, komiklik yapma vb şekillerde dikkatini başka yöne çekerek farkettirmeden istediğinizi yaptırabilirsiniz.

-bir şeyi yapmakta ısrar ediyorsa; yapma demeyin çünkü etkili olmaz. uyarmış bulundunuz ama hala yapmaya devam ediyorsa asla sert bir tepki vermeyin çünkü krize davetiye çıkarmış olursunuz. gene ilk durumdaki sorun çözme yöntemini kullanmak işe yarayabilir.

-ısrarla birşey istiyorsa; -hayır deyip sebebini anlatmaya çalışmak büyük olasılıkla gene zaman kaybı olacaktır. -tamam, oldu, peki ile başlayan olumlu bir cümle kurmak, arkasından gene ilk durumdaki dikkat dağıtma yöntemini devreye sokmak ise sizi olası bir buhrandan kurtarabilir.

-birşey yapmakta zorluk çıkarıyorsa; örneğin arabaya binmek, giyinmek, banyoya girmek, içeri girmek gibi... sınırlı sayıda(2-3) alternatif sunun: banyoya hangi oyuncağınla girmek istersin, hangi eşofmanını giymek istersin, içeri girerken zıplayalımlı koşalım mı gibi. bu yöntemin bir çok kez işe yaradığını gördüm.

-herşeye rağmen ağlıyor, elindekileri fırlatıyor, kendini yerlere atıyorsa; görmezden gelme ve zaman tanıma işe yarayabilir. bu durumu sonlandırana kadar başka bir şeyle ilgilenmek, sustuğunda ise onunla ilgilenmek bu davranışın pekişmesini engelleyebilir.

2,5 yaş dönemi anne babaların en yaratıcı olmaları gereken dönem bence çünkü hala az bir çabayla bir şeyleri unutturabiliyor ve dikkatlerini başka bir yöne çekebiliyorsunuz.

sonraki yazımızda da 4 yaşa göz atalım :)

4 Nisan 2011 Pazartesi

merhaba blog alemi

Pazartesi, Nisan 04, 2011 6
merhaba blog alemi
blogger ın bu kadar uzun süre kapalı kalacağını düşünmemiştim... bir süre hareketsiz mutlak bir sessizlik içinde bekledikten sonra dayanamayıp açık kapılar aramaya başladım. dns ayarları ilk uğrak yerimdi. işyerinde dns ayarlarını değiştirme girişimim olumsuz sonuçlandı, server engeli vardı. evde ise kablonet ve kablomodem olduğu için dns ayarlarını değiştiremedim. bir süre araştırdıktan sonra ultrasurf diye bir programın varlığından haberdar oldum. evde işe yaradı ama explorer ı çok yavaşlattı. programı hemen işyerine getirip, buradaki süper hızlı jet internetten faydalanmayı düşündüm. ancak yüce server, programa izin vermediği gibi bilgisayarım çökme tehlikesine maruz kaldı, yetmiyormuş gibi bilgi işlemcilerle de papaz oldum. ultrasurf ün bir de firefox da çalışabilen bir yaması olduğunu öğrenmem o günlere denk geldi. hemen kurdum, evet evet çalıştı. evden nispeten hızlı ve sorunsuz bir şekilde bloglara girebilmeye başladım. bu durum 2 hafta kadar sürdü. son durumum ise şöyle: kumanda paneline erişim sorunsuz, blogu görüntüleme başarısız. yorumları yayınlayabiliyor ancak yapılan yorumlara cevap yazamıyorum. yeni post girebiliyorum ama resim ekleyemiyorum ve görüntüleyemiyorum... ben bu durumdan çok sıkıldım, bloglar açılsın artık... bir çok arkadaşımın güncelleme yapmaya devam ettiğini görüyorum. benim bilmediğim başka bir çözüm var mı, önerilerinizi bekliyorum...