26 Mart 2011 Cumartesi

fotoğraflarla günlerimiz

Cumartesi, Mart 26, 2011 8
bugünlerde salonun ortasında duran bir çadırımız var.
elif kreşteki meslekler partisinde itfaiyeci oldu. balerin, aşçı, bilgisayarcı, tiyatrocu, sanatçı, hemşire, asker, polis ve ağırlıklı olarak da doktor olmayı tercih etmişti çocuklar.
hemşire itfaiyeciye şurup içirirken :)
elif le elyaf yastıkları tiftikledik... kayyu nun yaprak yığınına atlaması geldi aklına neyseki faaliyete geçirmedi bu düşüncesini...
kreşten bir kare :) çocuklarımın aynı sınıfta olmasalar bile birlikte olduklarını bilmek, bana fazladan bir güven hissi veriyor nedense...
ciğerparelerim, birbirlerine sevgi gösterilerinde bulunmaları beni mest ediyor :)
bugünlerde gündemimiz;
elif in bekleyen ortopedist randevusu, eren in bekleyen hepatit a aşısı...
eren in elif üzerindeki hissedilir kıskançlığı...
gece odalarında tek başlarına uyuma çalışmaları...
kapıda bekleyen bahar ve yaz hayalleri :)

23 Mart 2011 Çarşamba

adres değişikliğini bildirmeyene ceza

Çarşamba, Mart 23, 2011 6
İkametgahlarını değiştiren vatandaşlar, 20 iş günü içinde nüfus müdürlüklerine başvurarak yeni adreslerini kayıt ettirmezlerse 329 lira para cezası ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Ayrıca, çocuğunu istediği okula kayıt ettirmek veya icradan kurtulmak gibi gerekçelerle gerçeğe aykırı adres beyanında bulunanlara ise 660 lira para cezası veriliyor.AA muhabirinin belirlemelerine göre, Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği uyarınca, ikametgahlarını değiştiren vatandaşların, 20 iş günü içinde ilçe nüfus müdürlüklerine başvurarak, yeni adreslerini kayıt ettirmeleri gerekiyor.Önceden muhtarlıklara bildirimde bulunmak yeterli olurken, artık bu bildirim doğrudan ilçe nüfus müdürlüklerine yapılıyor. Süresi içinde bu bildirimi yapmayan vatandaşlara, bu yıl için 329 lira para cezası tahakkuk ettiriliyor. Adreslere tebliğ edilen bu ceza, 15 gün içinde ödenirse yüzde 25 indirim yapılıyor. Daha geç ödenmesi halinde ise 4 taksit uygulanıyor. Trafik cezalarında olduğu gibi, vatandaşlar bu ceza için mahkemelere itirazda bulunabiliyor.Diyelim ki bir evden taşındınız ve yeni taşındığınız ev içinde adres bildiriminde bulunma ihtiyacı hissetmediniz. Bu durumda da eğer eski evinize taşınan biri kendisi için adres beyanında bulunursa, cezalı duruma düşmekten kurtulamıyorsunuz.Sizin eski evinize taşınan kişi, kendisi için adres beyanında bulunduğunda, bu ev hala sizin üzerinize kayıtlı gibi göründüğü için, ilçe müdürlüklerindeki sistem bu beyanı “incelenecekler” listesine atıyor ve adres otomatik olarak emniyet güçlerine bildiriliyor. Jandarma veya emniyet, bu adreste tahkikat yapıyor. Kimin oturduğunu belirliyor. Tahkikatta kimin oturduğu belirlenirse onun üzerine adres kayıt ediliyor. Bu adresten ayrılan kişiye ise yeni taşındığı adres için taşındıktan sonra 20 iş günü içinde kayıt yaptırmamışsa, ceza tahhakuk ettiriliyor.Adres kayıtlarının nüfus ilçe müdürlüklerine yapılması gerektiğini bilmediği için binlerce vatandaş, bu yıl için 329 lira olarak belirlenen ceza
uygulaması ile karşı karşıya kalıyor.Nüfus müdürlüğü yetkililerinden verilen bilgiye göre, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara da 660 lira ceza uygulanıyor. Özellikle çocuklarını mahallelerindeki, semtlerindeki değil, istedikleri okula göndermek isteyenler, bu okulun çevresindeki konutları adres göstererek kayıt olmak istiyor. Bu adresin boş olup olmadığına bakılıyor ve başkası adına kayıtlı ise bu kişilere, emniyetçe yapılan inceleme sonucunda 660 lira ceza uygulanıyor.Bazı vatandaşlarında icradan kurtulmak için yanlış beyan vererek tescil yaptırma girişiminde bulunduğu belirtiliyor.Verilen bilgiye göre, adres beyanında bulunmak için nüfus müdürlüğüne gittiğinizde, eğer o adreste kimse kayıtlı değilse, herhangi bir ek belge istenmeden, nüfus kayıt bilgilerine göre adres kaydınız yapılabiliyor. Eğer o adreste başkası kayıtlı görünüyorsa, elektrik, su, doğalgaz faturası, noter onaylı kira sözleşmesi gibi, kişinin adına kayıtlı belgeler isteniyor.Ankara Subayevleri’nde 3 ay önce yeni aldığı eve taşınan Hakan Sevim de 20 iş günü içinde adres kaydı yaptırmaması nedeniyle 329 liralık cezanın şokunu yaşıyor. Subayevleri mahallesinde bir evde kiracı olarak oturduğunu, daha sonra aynı mahallede bir ev satın aldığını belirten Sevim, şu bilgiyi verdi:“Kiracı olduğum evden, kontrat gereği geçen yıl Ekim ayında ayrıldım. Yeni aldığım evin inşaatı bitmediği için eşyaları depoya koydum, Aralık’a kadar annemlerle oturdum. Ocak’ta yeni evime taşındım.
Elektrik, doğalgaz ve su aboneliğimi tapu belgesine göre yaptırdım ve bir sorun çıkmadı. Eski evi kiralayan kişi, Aralık’ta nüfus müdürlüğüne kayıt yaptırmış. Polis gelip tespit yapmış ve benim kayıtlarım o adresten düşmüş. Ben araba alıp satma işi ile uğraşıyorum. Belgeler için adres gerekti. Adres kaydımı yaptırmaya gittiğimde, 329 lira ceza ödemem gerektiğini söylediler. Bu konuda daha önce bize bilgi verilmedi. Bildirimde bulunduğum için ceza ödüyorum.”Yetkililer, adrese dayalı hizmet almak isteyenlerin mutlaka nüfus ilçe müdürlüklerine, 20 gün içinde adres beyanında bulunması gerektiğini belirtirken, aksi takdirde cezalı duruma düşecekleri konusunda vatandaşları uyardılar.Milliyet-24.03.2010

biz ihmal ettik 329 tl ceza yedik... bu cezai durum kamuoyunda ya çok fazla duyurulmadı ya biz duymadık. seçim öncesinde bir çok seçmen listelerde adı olmadığı için nüfus müdürlüklerine gidecek ve bu süprizle karşılacak. bilen bilmeyene, duyan duymayana anlatsın, taşınan yakınlarınız varsa hatırlatmakta fayda var...

20 Mart 2011 Pazar

ben yazarken...

Pazar, Mart 20, 2011 9
akan bir su gibi dökülsün harfler, sakin, ılık ılık ve sürekli... oluşsun kelimelerle bezenmiş anlamlı cümleler... bir araya gelip, dansederek anlatsınlar beni, mırıldansınlar usulca...

hiç düşünmeden klavyenin başına geçip de yazdığım yazıları çok severim. içimden çıkıp gelen yazma isteğimin, beni yormadan sancısız bir şekilde paragraflara dönüşmesi, eşsiz bir haz yaşatır bana... bazen de siler yazar, okuyup beğenmezken, bazı kelimeleri kaldırıp da benzerlerini kullanırken kendimi matematik problemi çözer gibi hissederim.

kendimi söylemek istediğim asıldan uzaklaşırken yakalarsam, bir uyarı gönderirim hemen en hızlısından ya da beğenmişsem yeni geldiğim yeri, asıl konuyu kaydırırmaya çalışırım o yöne, hissettirmeden kendime bile...

kalkıp su içme, tuvalete gitme ya da beni esastan ayıracak herhangi bir konu hasıl olmuşsa, ikiye ayrılır ruhum ve bedenim. ruhum kalır yerinde devam eder yazmaya, bedenim ise düşer dünyevi gerekliliklerin ardına, biran önce dönmeye çalışarak tekrar ruhumun yanına....

eğer var ise yazmam gereken belirli bir konu, alır beni bir korku. balonun içine üflenen hava gibiyimdir o anlarda, uçması esmesi gereken ama hapsedilen bir yapay kalıba... zaten bir yolunu bulup da patlatmaya çalışırım o balonu mutlaka...

bazen yazmak istiyorumdur şiddetle ama olmuyordur bir kaç fotoğraf ve bir iki kırık dökük cümleden fazlası... o zaman ne yapsam ne yazsam ben değilimdir de başkasıdır...


işte bunlar olur ben yazarken, yazmaya çalışırken ve yazamazken...

16 Mart 2011 Çarşamba

profesyonel yaşam özeleştirisi ve alınan kararlar

Çarşamba, Mart 16, 2011 2
1-küçük detayları atlama... yapay olmamak adına nezaket kurallarını es geçme. hatta biraz yapay olmayı göze al ve daha nazik ol. insanlara daha fazla önem ver.
2-profesyonel ortamlarda insanlar hakkında konuşma, yorum yapma... düşüncelerini paylaşırken daha kontrollü ol. kimin yanında ne söylediğini unutma. güveneceğin insanları iyi belirle ve skalanı dar tut.
3-iş ortamında ön planda olan şeyin her zaman iş olduğunu hatırla. (şu an olduğu gibi işyerinde blogunla ilgilenme) blog yazarlığının hobi olduğunu ve iş saatlerinde aslolanın iş olması gerektiğini unutma.
4-bir iş yerinde insanların işlerine hakim olması gerektiğini, saygı görmenin kabul görmenin yolunun sadece bilgi sahibi olmaktan geçtiğini bil. bunu sağlamak için çalış. işine önem ver ve gayret göster. umursamaz davranma.
5-açıkgöz ol. unutmamaya çalış. yaptığın işleri unutuyorsan not al. tek yönlü düşünme. işyerinde problem çözme yeteneğini geliştirmeye çalış.
6-arkadaşlarının hakkını ver. onları koruman gerektiğinde koru. kimseyi şikayet etme, şikayetçi tavırla konuşma, uyarman gereken biri varsa direk o kişiyle konuş.
7-uzayda yaşıyormuş gibi davranma. her sabah geldiğinde gazetelere bir göz at. insanlarla konuşurken yorum yapabilecek alt yapın olsun. hayat sadece anne-çocuk bloglarından ibaret değil.
8-kariyerin için belirlediğin bir hedef varsa, bunun için yapman gerekenleri düşün, planla ve uygula. aklının bir köşesinde ve gelecekle ilgili düşüncelerinde bunun bir yeri hep olsun.
9-başarılarının tadını çıkar ama ayakların yerden kesilmesin ve havalara girme. övgüyle karşılaşınca mütevazi davran ve bu övgüyü ekip arkadaşlarınla paylaş.
10-amirlerinle ilişkilerinde sorun yaşasan bile, işine asla küsme, aksine daha da sarıl.

13 Mart 2011 Pazar

aşk tesadüfleri sever

Pazar, Mart 13, 2011 6
filme gidişimiz büyük bir planlama gerektirdi. bir hafta öncesinden ablamın müsait olduğu güne randevu aldık. kardeşimin de destek kuvvet olarak hazır bulunması gerekiyordu, onu da ayarladık. ablamın evine en yakın avm deki filmin seanslarını tespit ettik. çocukları en problemsiz geçirebilecekleri üç saatte onlara bırakarak sinemaya gittik. en son 2006 yılında "babam ve oğlum" a gittiğimizi düşünürsek, bizim için sinemaya gidebilmek gerçek bir başarıydı.

film ankara da geçtiği için bizim açımızdan anlamlıydı. ankara da çekilen dizileri filmleri hep sempatik bulmuşumdur zaten. kendimden çok şey buldum. fotoğrafçılıkla ilgili oluşu, filmin başrol oyuncularının doğum tarihlerinin benim yaşıma çok yakın oluşu, lisede yumurta savaşı yapmış olmam, turbo sakızını çok sevmem ve tabi duygusal bir aşk hikayesini anlatması iyi ki bu filmi seçmişim dedirtti bana. filmle birlikte aşkımızın mazisine de kısa bir yolculuk yaptık eşimle. seçilen şarkılar, atmosfer ve olayların örgüsü çok güzel örtüşüyordu bence. yalnız "istanbul un kızkulesi varsa bizim de atakulemiz var" göndermesi bana biraz komik geldi...

filmden hoşuma giden replikler :
altan erkekli nin sözleri;
"çerçeven belli demiştim ya önemli olan çerçeve değil oğlum, o çerçevenin içine hangi resmi koyduğun..."
sonra mehmet günsur un sözleri;
"ankaralılar için istanbul başkasının çocuğu gibidir. gülünce seversin, ağlayınca bırakıp kaçmak istersin…”
ve filmin sloganı;
"bazen ilk görüşte bilirsin; o insan senin kaderindir. bazen bir ömür ararsın, bulunmaz..."

12 Mart 2011 Cumartesi

prima unicef kampanyası

Cumartesi, Mart 12, 2011 0


"Bugün, dünyanın dört bir ucundan 40 ülkeden 170 milyon kadın ve bebek, ölümcül ama kolay önlenebilir bir hastalık olan Anne ve Yenidoğan Tetanosu (AYT)’na karşı koruma bekliyor. “Sessiz katil” olarak da bilinen AYT, Türkiye’de tamamen önlenmiştir ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamlarına göre dünyada her yıl 59.000 yenidoğanın ölümüne yol açmaktadır. İşin aslı, AYT’nin kolayca önlenebilir olmasıdır; yani tek bir kişinin bile bu hastalıktan ölmesi çok acıdır. Ancak tetanosa yakalanan kadınlar ve bebekleri genellikle o kadar ücra yerlerde yaşamaktadır ki, temel sağlık hizmetleri bile götürülememektedir.

Bu kapsamda P&G, globalde Pampers® markasıyla, UNICEF işbirliğinde çok önemli bir projeyi üstleniyor. 2006 yılından bu yana Pampers®, 1 paket = 1 aşı kampanyasıyla, anne ve Yenidoğan Tetanosu’na (AYT) maruz kalan kadınları ve bebeklerini aşılatmaya destek oluyor. Bu büyük kampanya kapsamında bugüne kadar 100 milyon anneye ve bebeklerine ulaşılarak bu hastalıktan korunmalarına yardımcı olundu.

Şimdi biz de P&G Türkiye olarak Prima markamız ile bu sessiz hastalığa zayıf durumda olanlara yardım elimizi uzatmaya başlıyoruz.

1 paket = 1 aşı kampanyası ile Prima, her Prima®-UNICEF paketi için 1 yenidoğan aşısı değerinde UNICEF’e bağışta bulunacak. Bu sayede TÜRKİYE’NİN DUYARLI ANNE ve BABALARI annelerin ve bebeklerinin hayatta kalmalarına destek olacak. Bu kapsamda, yenilenen yüzleriyle Prima®-UNICEF paketleri ilk olarak Carrefour’larda yer alacak.

Şimdiden kampanyaya destek olacak tüm anne ve babalara teşekkürlerimizi sunuyoruz."

mim

Cumartesi, Mart 12, 2011 0
sevgili sitare tarafından mimlenmişim,teşekkür edip,soruları cevaplamaya başlıyorum ;

hayalinizdeki meslek nedir ?
-esnek zamanlı ve daha çok kazanabileceğim bir meslek, ne olabilir fikri olan var mı:)

kışın sürmeyi en sevdiğiniz parfüm ?
-issey miyake.

çay mı,kahve mi?kaç şekerli/sütlü,sütsüz?
-şekersiz çay ve caffe crown karamelli severim.

en önemli makyaj hileniz?
-makyaj yapmıyorum.

tam şu anda kucağınıza bir cin düşseydi ve üç dilek hakkınız olduğunu söyleseydi,ne olurdu?
-sevdiklerimin hep sağlıklı olmasını
-sevdiklerimin hep sağlıklı olmasını ve
-sevdiklerimin hep sağlıklı olmasını dilerdim.

kahvaltı,öğle yemeği,akşam yemeği ve tatlı. bu öğünlerden ömrünüz boyunca yalnız bir tanesini seçmek zorunda kalsanız,hangisi olurdu?
-tartışmasız akşam yemeği ve tatlı :)

eğer hello kitty olsaydınız , kurdelanız ne renk olurdu?
-beyaz.

eğer ömrünüz boyunca bir tane takı takma seçeneğiniz olsaydı bu ne olurdu?
-küpe.

sahip olmak istediğiniz bir yetenek?
-müzikal bir yeteneğim olsun isterdim.

bitince almaya devam edeceğiniz bir kozmetik ürünü?
-nemlendirici.

eğer geleceği görme şansınız olsaydı,görmek istermiydiniz? evetse tam olarak neyi görmek isterdiniz?
-isteyebilirdim. eşimle mutlu ve sağlıklı birer yaşlı olduğumuzu.

gizli ünlü aşkınız kim? (fotoğraf koyun!)
-superman...

neden blog tutmaya başladınız?
-yazmayı hep sevdim. bloglarla tanışınca da hemen bir blog açtım. blogger ın yasaklandığı son 10 gündür de blogların aslında hayatımda ne çok yer kapladığını anladım... rahatça bloglar arasında gezeceğim günleri iple çekiyorum. evet isteyince bir boşluk bulup kıyıdan bacadan bir şekilde giriliyor ama bu aynı şey değil...
bloggerdaki bu sorunun en kısa zamanda çözüme kavuşmasını istiyorum. bu süre zarfında işyerinden bloggera erişim imkanım yok. eğer akşamları çocuklar uyuduktan sonra hala enerjim kalırsa, buralarda olacağım....

1 Mart 2011 Salı

çocukluğumun komik anıları

Salı, Mart 01, 2011 4
-Kırmızı başlıklı kız masalından çok etkilenmiştim. Masaldaki kurdun elmadan çıkan kurtla aynı olduğunu zanneder, elmamdan kurt çıkarsa feryat figan kaçardım.

-Sarı saçlı, sakar ve çok düşen bir çocuktum. "Sarıdır sarkar düşeceğim diye korkar (ayva) " bilmecesini "ben, ben!" diye yanıtlardım.

-İlkokula başlayana kadar yalancı emzik emdim. İlkokulun ilk günlerinde kalemimi bilerek sıranın altına atar, onu almak bahanesiyle cebimdeki emziği emerdim.

-Yemekten sonra söylenen "sofrayı kuran kaldırsın" sözündeki "kuran" ın, duvarda asılı duran Kuran-ı Kerim olduğunu zannederdim.

-Kedi gibiydim, banyo yaptırmak için 4 kişi gerekirdi, 3 ü tutar 1 i yıkardı.

-Bir gece rüyamda kör olmuştum. Uyandım ve ışıkları yaktım ama her yer hala zifiri karanlıktı. Çığlık çığlığa annemleri uyandırdım, meğer elektrikler kesilmiş.

-Ablam çapak konusunda, uyuyunca uyku böceklerinin gelip gözleri çapakla kapatmaya başladığını, eğer çok uyursam gözlerimi tamamen kapatacaklarını söylemişti. Günlerce korkudan uyuyamamıştım.

-Kardeşime "ben senin ablan değilim, içime kötü ruh girdi" diyerek ödünü koparırdım. Sonra bu oyuna kendim de inanır, içime ruh girdiğini sanırdım.

Kendi çocukluğumla ilgili aklıma gelen ve komik bulduğum anılarımı yazdım. Düşündükçe daha da çıkar belki... Zaten sadece çocuk olmak yeterli değil midir komik olmak için. Uçsuz bucaksız bir saflıkla sorulan sorular, yanlış anlamalar, yanlış anlatmalar, hemen kanmalar... Ne kolaydır bir çocuk yüreğini aldatmak, ne çabuk inanırlar en olmadık şeylere, hemen üzülür, hemen sevinirler, çokça şaşırır, bolca güldürürler...

Bugün içimdeki çocuk oyun oynuyor çocuklarımla, birlikte yerde yuvarlanıp, şarkı söylüyorlar. Anılarımdan çıkıp bana gülümsediğinde, seviniyorum onu henüz kaybetmemiş olduğuma... Çocuk yanınızın, hep yanıbaşınızda olmasını diliyorum...

fotoğraf