9 Şubat 2011 Çarşamba

zennube nin editinden hıncal uluç

sevgili zennube nin blogundaki yazıyı aynen kopyalayıp, yapıştırıyorum...

"Herkes köşe yazarı olmasın ama herkes blog yazarı olsun evet. Bir Hıncal Uluç
yorumu da benden, ama hala hıncımı alamadım

Ya dayanamayacağım ve şu
lanet yazıya bir Zennube editi çekeceğim izninizle

Perşembe sabahı, evde
kahvemi içip gazetemi okurken, sen perşembe sabahları evinde
misin? benim dedem senle yaşıt ama her sabah erkenden kalkıp hala işe gidiyor.
Hayatı boyunca hafta içi kahvesini içip gazete okuyabilmek gibi bir şansı
olmadı. Sen evinde kontesler gibi geriniyorsun yani. Seni gidi şanslı dede.
Fatoş geldi. Evdeki yardımcım.. Vayyy Aşk-ı
Memnulara, Asmalı Konaklara taş çıkarır lüks bir hayatınız var yani. Zenginsin
yani. Üst sınıfsın yani. Hey yeah dostum bu seni bilir kişi yapar durma devam
et. Fatma teyze ile ne işler pişirdiniz? Bir görelim.

"Hıncal Bey
haberiniz var mı, Defne Joy ölmüş.. Evinde ölü bulmuşlar" dedi..
Aaa olmadı ama çok ateşli bir sevişme sahnesine ön giriş gibi
başlamıştı yazı, nereden geldi şimdi bu ölüm haberi?
Defne Joy'la
tanışmayız. E ne güzel işte bırak Joyuda kendi özel
hayatınla başladığın yazına devam et.
Televizyon izleyen biri olmadığım
için, sokakta yanımdan geçse tanımam.. Nasıl yani televizyon
izlemiyorsun, iş yapmıyorsun, tümgün evde ne iş yapıyorsun?
Ama hele son
zamanlardaki ününü hemen her gün gazetelerin magazin sayfalarında okuyorum.
Acun'un, her programı olay olan, bence günümüzün 1 nolu yapımcısı Acun'un son
yarışması "Yok Böyle Dans"ın yıldızlarından.. Acunu
tanıyorsun ama. Onunla ilgili olmayan bir yazıda dilini uzatıp onu yalamadan da
geçemiyorsun yani. Acun yazdıklarımı destekle bak yalıyorum seni diyorsun
yani.
Yarışmayı kazanacağını kimse tahmin etmiyor, ama kimse de elenmesini
istemiyor. Öyle sempatik, öyle hayat doluymuş... Ama konumuz
yaladığın Acun değil ölmüş vefat etmiş bir insan. Seviliyormuşmuş vurgundan bu
kızcağıza karşı bir garezin olduğu söylenebilir mi?
Hatta Sevgili
Yüksel (Aytuğ) "Acun bu kız elenirse onu sunucu yap, kaybetme" diye öğüt de
veriyordu geçen hafta, Yakın Kumanda'da... Kızı tanımıyorum
dedin ama maşallah hakkında da herbişiyi biliyorsun. Sen de tanımıyorsan artık
yuhh. Ay ama pardon sen yüksek sınıf insanısın, yaşına rağmen de yaşıyorsun o
bir ölü di mi. hı hı evet.
İşte ölen, o daha iki gece evvel
seyircilerini coşturan hayat dolu kız.. Vayy şimdi
insanların o cici dediği kıza sen başka bir açılım getireceksin galiba. Senin
gibi sevmesinler istiyorsun bu kızı.
Hemen TV'ye davrandım..
Haberleri izliyorum.. Ekranın başında donup kaldığımı hatırlıyorum..
Arka
arkaya şoklar.. Nasıl ya yuhh. bir insan kendini bu kadar
yalancı çıkarır. Tanımam etmem, görsem tanımam, TV'de hiç görmedim diyorsun.
Madem senin için bu kadar önemsiz ve değersiz ne diye ödü bokunda TV'ye
sarılıyorsun ki.
Defne Joy'un ölü bulunduğu yer kendi evi değil. Bir
bekar erkeğin evi.. Ne var yani. Bekar adam insan değil mi?
Bekar insanlardan arkadaş olamaz mı? Senin bekar arkadaşların yok mu? Şöyle
torunun yaşında hı? Nedir seni bu kadar şok eden?
Bekar erkek, benim
küçük kuzenim, Sanem'in kardeşi Kerem.. Haaa şimdi anlıyorum
senin ödü bokunda modunu. Ölünün bulunduğu ev senin tanıdığının evi. Akraba
ilişkiler var yani. Ha şimdi anladım her şeyi. Eğer ölüm nedeni senin yeğen ya
da her ne halt bulunursa, cinayeti değersizleştirmek için kuruyorsun bu
cümleleri. Ya da herkes ölümün ecelden olduğunu düşünsün, ya da bekar erkek
olayına takılsın da kimse cinayet olasılığının üstüne gitmesin öyle mi? Ulan
dede, bu kadar tırs oluyorsun yoksa senin de mi bir parmağın var bu işlerde?
Hı?

Beni donduran, Defne'nin ölü bulunduğu evin önünde canlı yayın
yapan NTV habercisinin sözlerinden biri oldu. Ha ama sen
tanıdığın yeğen dediğin kişinin katil olabilme olasılığında değilsin. Pardon
niye olasın ki. Sonuçta Defne bir bekar evde. Kim ilgilenir katillerle?
"Defne Joy Foster'in kocası İlker Yasin Solmaz, az önce buraya geldi.
Çok üzgün görünüyordu.."
Adam çocuğunun anasını, hayat
arkadaşını kaybetmiş. Herhalde üzgün olacak. ağlayacak. Ne
sandın?
İşte o an, orda kalakaldım.
Ay sen deminden beri kalakaldın adam akıllı bir cümle kuramadın ki
be Hıncal Dede?
O çarşamba sabahı, dünyada yerinde olmayı
istemeyeceğim bir tek kişi vardı.. İlker Yasin Solmaz..
Kim ister lan eşinin ölmesini? Ha tabi çıtır peşinde koşan
bunaklar isteyebilir o ayrı da. İnsan olan istemez eşinin ölmesini bunu niye
söylüyorsun ki. Konu bu değil. Konu senin tanıdığın bekar adam Kerem Altan ve
çokların sevdiği cici bir kız. Konuya gel!
Düşünebiliyor musunuz?..
Sabaha karşı telefonunuz çalıyor ve haber veriyorlar.
"Eşiniz öldü.
Gelin cenazeyi alın.."
"Nerde, nasıl, ne zaman?.."
"Sabaha karşı bir
bekar evinde ölü bulundu. Polis soruşturuyor.."
Ne hale gelirsiniz?.. Ne
düşünürsüz?..
Ne olursunuz?..
Ulan, aynı şeyleri
söyleyip duruyorsun. Bekar adam senin tanıdığın yeğen, Senemin kardeşi her ne
haltsa. Belki de Altan'ın lise arkadaşı. Hani tanımıyorsun ya Defne'yi, onun
için söylüyorum. Nereden biliyorsun senin tanıdık oğul evinin onun için bekar
evi olduğunu. Hem sen hala neden bir kocanın yıkılışındasın ki? Konuya gel be
adam. Yazı israfı yapma, yaptırma!
Dün sabah gazeteme baktım..
Tonla haber, tonla yazı.. Defne üzerine.. Ölen Defne'nin dramı üzerine..
Ya kusura bakma ama harbi bi kallık var sen de be adam.
Aynı şeyleri papağan gibi tekrar edip duruyorsun.
Ama asıl ölü, hem
de "Yaşayan Ölü" İlker Yasin Solmaz'la ilgili tek satır yok.. Asıl trajediyi
yaşayan adamın adı geçmiyor nerdeyse, haberler ve yorumlarda..
Ulan adamın karısı ölmüş, nutku tutulmuş, senin gibi gerzeklere
laf yetiştirecek mecali mi var. Ne bekliyorsun?
İnsanlık ölmüş
sanki..
Kendi özel hayatından girip ölmüş gitmiş bir
cici'nin özel hayatından çıktın ya. Harbi ölmüş insanlık. Başta senin
insanlığın.
Defne öldü.. Onun için her şey bitti..
Ama bu genç
adam yaşayacak.. 18 aylık bebeği ile yaşayacak...
Hah
şöyle güzel cümleler kur. Bu cici insandan geriye kalanların başı sağ olsun.
Uzun ömürlü olsunlar da Defne'yi yaşatsınlar.
Yarın o bebek aklını
başına toplayacak yaşa geldiğinde "Baba bana annemi anlat" diyecek?..
Ne
anlatacak İlker Yasin?.
Bir an için senin adına
yanılmışım. Sanane lan? Ne diyecekse diyecek. Belki kendini bilmez yazarların
koruduğu, beş para etmez bir yeğen, bir bekar adam tarafından öldürüldü senin
güzel annen diyecek? Belki de dünyanın en güzel annesiydi oğlum diyecek. Sanane
lan. İşine bak. Önündeki kahveni yudumla.
Gencecik, hayat dolu
karısı, 18 aylık bebeğinin annesi beklenmedik şekilde ölmüş.. Ona mı ağlayacak
İlker Yasin.. Yoksa bir bekar evinde, sabaha karşı kanında tonla alkolle ölü
bulunmuş, ona mı çıldıracak?..
Ulan sen fitne fücur
musun? Niye ortalık karıştırmaya çalışıyorsun. Bekar erkek dediğin adamın bir
adı var. Üstelik senin de akrabalık ilişkin. Ahmet Altan'ın oğlu değil mi o?
Bekar erkek deyip, Defne'yi karalayıp bir cinayeti mi örtbas etmek istiyorsun.
Ya da belki aralarında duygusal bir şey vardı. Sanane! Belki Defne ve kocasının
yaşam tarzı bu. Sanane! Kimse sana 20 yaş küçük bir kızla gece neler yaşadığını
soruyor mu? Kimse sana pis yaşlı sapık diyor mu? Demiyor? Sana ne oluyor be
dede!
Empati, mempati.. Hadi kendinizi İlker Yasin'in yerine koyun
dostlarım...
Koydum ve yüreğim acıdı. Böyle güzel bir
insanı sonsuza dek kaybetmek gerçekten acı sayın hıncımı alamadığım
Hıncal!

"Acun yarışmayı durdursun.. Kupayı da Defne'nin 18 aylık
bebeğine versin" diye hamasi bir tavsiyede bulunan Sevgili Yüksel'e sorum var..
Sayın Yüksel harika bir tavsiyede bulunmuş. Tebrik
ediyorum onu. Ha ama senin bir garezin var Defneye. Yoksa zamanında seni ret mi
etmişti? Hayır bu garezin altında art niyet aramamak elde değil.

Defne senin eşin olsaydı, dikkat et, sadece "Olsaydı"
diyorum.. O "Mesela" yı okurken bile ne hale geldiğini tahmin ettiğim için..
"Defne senin karın olsaydı, gene bu yazıyı yazar mıydın.."
Aynı şeyleri
tekrar edip duruyorsun. Bir insan eşini kaybetmiş. Niyesi nasılı, ne seni ne
beni ne de Özdemiri ilgilendirmez. Ay kimseyi ilgilendirmez.
Kerem'in
adını duyunca, Gökmen Özdemir'i aradım, Vatan'dan.. Arkadaşı..
"Sor bakalım
kerataya, evli barklı ve çocuklu kadını niye götürmüş evine" dedim. "Sordum bile
ağbi" dedi, Gökmen.. "Vallahi daha o gece tanıştık. İkimizin de kafası iyiydi.
Gittik işte" demiş, Kerem..
Bekar adama Kerata diyor.
Düşünebiliyor musunuz Kerata diyor. Çocuk severken kullanılmaz mı lan bu cümle.
Ha ben anlamıştım zaten. Sen bu adamı tanıyorsun. Üstelik seviyorsun. ama ne
gariptir ki geldiğimiz şu noktaya kadar hala bekar adam Keremle arasındaki
ilişkiyi bilmiyorsun. Bilmiyorsun ama bekar adamın evinde evli çocuklu kadın
nidalarıyla cici kız Defne'ye ithamlarda bulunuyorsun. Çok belli sen daha
başından bu olaylar ile ilgili bir şeyler biliyorsun ki olayı saptırmaya
çalışıyorsun. Katil olabilme olasılığı olan bir insana Kerata diyerek ona
sempati besliyorsun. Daha otopsi raporu belli değil ki? Belki banyoda boğuldu?
Senin kerata zorla boğdu belki Defne'yi? Ha Hıncal? Ölmüş kadın mesele olunca
say söv. Bekar adam olunca kerata de geç. Ahlaksız seni. Münevver Karabulut
cinayetini örtbas etmeye çalışan tiplere benziyorsun.
Defne'yi
nerdeyse "Azize" ilan eden Ayşe kardeşim...
Ayşe
kardeşin yüreği varmış ki, çocukların sevdiği, birçokların sevdiği insanın nasıl
öldüğüyle değil, kalplerde yarattığı üzüntü ile ilgileniyor.
İşte
anlatmak istediğim bu..
Bizim zamanımızda Aşka düşülürdü.. Falling in
love...
Hadi lan ordan. 20 binlira karşılığında
mankenlerle tek gecelik ilişki yaşadığın googlun en üst sayfasında. Sen zamanını
gayet iyi yakalamış yaşlı bir delikanlısın. Yeme kimseyi.
Daha
tanıştığın gece, eve, yatağa koşmanın adı da love.. Ama onun fiili başka.. Aşk
Yapmak.. Making love..
İngilazca öğretiyoruz galiba. Hey
men anladık zenginsin, ingilizce de biliyorsun. Yazar olarak oturduğun şu köşede
görgüsüzlük yapmanın anlamı yok. Az ciddi ol.
Benim aşka düşmeye
saygım var.. Ama aşk yapmaya yok...
Benim de yaşlılara
saygım var. Ama senin gibilere yok. Napçaz şimdi pis yobaz? Saygısız yobaz.
Saygı göstermeyen, saygı göremez. Bilir misin?
İnsan evliyken de âşık
olabilir. Evli birine de âşık olabilir.. Gönül ferman dinlemez, demiş eskiler.. Durup dururken dememişler.. Yüzlerce yıllık deneyim..
Uzunca ömründe beynine bir saman da olsa girmiş yani.
Gönül
ferman dinlemez tamam ama, 18 aylık bebeği olan evli genç kadın da, daha o gece
tanıştığı erkeğin evine koşmaz...
Kim demiş koşmaz diye.
Ayrıca kim dedi koştuğunu? Belki senin kerata zorla sürükleyerek götürdü? Ne
biliyorsun? Orda mıydın? Yoksa sen o gece orda mıydın da bu kadar rahat
konuşuyorsun. Ben yetkili bir adam olsaydım. Bu cümlenin üstüne tutuklardım
seni. Ordaymışsın gibi bir izlenim veriyorsun çünkü. E artık güzel, cici
Defne'nin Astım ya da Kalpten gitmediği de ortada. Belki ortada bir cinayet var.
Ve sen bu cinayet de taraf tutar gibisin. Tutuklanmalısın. Ha ister 18 aylık
bebeği olsun ister 18 yaşında çocuğu herkes istediğiyle sevişir. İnsanların özel
hayatına şartsız şurtsuz saygı göstermek gerektiğini fi tarihindeki annen
öğretmedi mi sana dede?
Bunu bana kimse kabul ettiremez. Ben mahalle
baskısından da korkmam. Kafamı kesseler düşündüğümü söylerim...
Ensen sağlam yani. Daha yazının girişinde bile satıyorsun cakanı.
Biz dürüst ve halktan insanlar it gibi sabahın köründe kalkıp çalışırken, sen
gibi ahlaksız ahlak bekçileri oturdukları yerden beyinsiz yığınları yönetiyor
değil mi? Kesin bir yalaklığın vardır bugünkü düzenle ki bu kadar rahat atıp
tutuyorsun. Ha birilerine haksızlık yaptığını da biliyorsun, biliyorsun ki
yüreği ve aklı olan insanlar senin karşında duracak. Ondan göz dağı veriyorsun.
Ne de olsa ölen ölmüş ama senin kerata dediğin adam yaşıyor değil mi?
Defne boşanma kararı almış mı?. Mahkemeye baş vurmuş mu?. Evini
ayırmış mı?. Ayrı mı yaşıyor eşinden, bebeğinden...
Bilmiyorum.. O konuda
satır okumadım, ne öncesinde magazin sayfalarında. Ne de ölümü sonrası
haberlerde ve yorumlarda..
Yani..
niye ilgilenesin
ki? Sen daha başından vermişsin kararını. Keratayı koruyacaksın. Madem bu kadar
örümcek kafalısın niye gidip senin kerataya hesap sormuyorsun? Ne işi var evli
barklı kadınla? Seni rezil demiyorsun?
Ortada çok açık, çok seçik bir
"İhanet" var.. Hem de aşk aldatması bile değil. Bir gecelik macera/ One night
stand için, aldatılan bir koca ve unutulan bir bebek..
Ortada çok açık ve seçik olası bir cinayet var! Sevilen bir
kadının ölümü. Bir ölünün özeline gasp ve tecavüz var. Bunu yapan da başta
sensin sayın Hıncal Uluç!
Ölmüş.. Allah rahmet eylesin..
Müslümansın. Müslüman kesimi etkin altına almak istiyorsunki bir
dolu hakaret ettiğin bu cici kıza rahmet diliyorsun. Kes, senden gelecek
lüzumsuz sözlere ihtiyaç yok!
Ama böyle bir insana, öldü diye saygı
duymamı kimse benden beklemesin..
Sen kimsin ki senin
saygı duyman değerli olsun. Üstelik sen bu olaydaki katil zanlısının taraflı bir
akrabasısın. Üstü kapalı bir şekilde geçiştirmişsin. Tam olarak neyin oluyor
senin?
Kimse de, onu Azize ilan ederek, gençliğin önüne "Rol model"
diye koymaya kalkmasın..
Defne Joy Foster'in ölüm sebebi bilinmiyor...
Türkçe konuş be adam. Burası Türkiye. Yazar olmuşsun ama
hala gençlerin önünde güzel türkçe ile yazacak bir örnek olamamışsın. Rol model
ne lan. Örnek desene sen ona kısaca. Ve evet o güzel bir örnekti. Her daim
neşeli, kıpır kıpır, sıcak ve candan! Azize de olabilir. Neden olmasın.
Astım hastasıymış. Fena halde sarhoşmuş. Bilinen o.. Alkol mü?. Son
zamanlarda zararı bilimsel araştırmalara konu olan, bir nevi doping, enerji
içeceklerinin aşırı kullanılması mı?. Uyuşturucu mu?. 10 gün içinde Adli Tıp
gerçeği açıklayacakmış.. Öğreneceğiz.
Nasıl da baskın
karakterlerle yazmış burayı. Böyle bilinsin istiyor olmalı çünkü. Kimse sabahın
bir köründe evli bir kadını, Türkiye tarafından sevilen bir kadını banyoda buz
gibi soğuk suyun altına koyan yeğeni Kerem Altan üzerine konuşmasın istiyor
çünkü.
Ama benim görüşüm değişmeyecek.
Benim
de görüşüm değişmeyecek. Hıncal Uluç hep bir katil zanlısının taraftarı, Hep
yobaz, geri kafalı, yıllarını boşa yaşamış, yüreği ve beyni ile katıksız bir
kötü olarak kalacak beynimde.
Defne'nin ölümü tipik bir "Su testisi,
su yolunda kırıldı" olayıdır!..
Senin de testilerin
kırılacak sayın hıncal. Ecel senden de hıncını alacak. Kerata dediğin o heriften
de... "

12 yorum:

  1. bu yazıyı birkaç gün öncede ben okudum ve hala sakinlemedim ama yorumların biraz sakinleştirdi beni, birde defnenin oğlu cana mektup diye bir yazı var onu okumalısın mutlaka harika bir yazı...

    YanıtlaSil
  2. Nefret ediyorum terliksi hayvan hıncaldan.

    YanıtlaSil
  3. Defne bizim aylak basını fena gerdi. Magazin ne güzel şey.

    YanıtlaSil
  4. Hıncal dedenin yazısını hangi yönden ele alırsak alalım bir felaket ,felaketten öte insani duygulardan arınmış duygusuzca bir yazı. İlk pazartesi sabahı okudum resmen irkildim ve ilk düşündüğüm şey akrabası olmayı sebebiyle dikkatleri başka yöne çekiyorlar hatta bunun için çaba gösteriyorlar demek ki bir iş var ortada.

    Ben bile bu yazıyı okurken beynim uyuştu ailesi ne haldedir kimbilir, insanların acısını bile yaşamasına izin vermediler kocası konuşmayıp kötü bir laf etmedikçe çıldırdılar o nedenle devreye girdiler dikkatleri başka yöne çevirmeye çalıştılar.

    Belki aldatma var belki de yok kime ne eşi gelmiş cenazesine katılmış, üzerine tek laf etmemiş ahlak bekçiliği yapmak sana mı düşmüş hıncal dede hemde sen ya.Yazının en komık yani benim aşka saygım var evli kadın aşık da olabilir ama bu tek gecelik ilişki demiş ya işte ilerisi için zemin hazırlıyor. Ola ki genç bir kadınla helede evli kadınla basılsa ama ben herzaman söylerim benim aşka aşk yapmaya saygım var diye sıyrılacak sözüm ona.

    Bakıyorum da çevreye ahlak bekçiliği yapanlar aslında en ahlaksız hayat yaşayanlar ve bunlara prim verenler ne acı

    YanıtlaSil
  5. Torunu yaşında mankenlerle fingirdeşip de "o benim sweetheart" ım diyen bu ahlaksız adamdan nefret ediyorummmmmmmmmmm...

    Mehtap Erel in Can'a yazdığı mektubu da mutlaka okumalısın...

    YanıtlaSil
  6. yaziyi simdi okudum, ve inanamadim.. art niyet oldugu besbelli...

    YanıtlaSil
  7. bu kalem çok tehlikeli bir şey...herkese verilmemeli...

    YanıtlaSil
  8. Blogunuza ilk defa uğradım. Köşe yazısı hakkında yorum yapmayacağım. Ancak kırmızı renkle yazılan sözcükler blogunuzun ismi olan annekalemine pek yakışmamış diye düşünüyorum. Yazının sonuna kadar okumadım bile. Bu tarz çirkin kelimeleri ve hitap tarzını bir anneye, üstelik de çok okunan bir blog yazarına yakıştıramadım üzgünüm. :( Sevgiler...

    YanıtlaSil
  9. Pardon.:( Yazıyı kopyaladığınızı farketmedim. Ama yazan arkadaşa da yakışmamış. Siz de paylaşarak bu yanlışa ortak olmuşsunuz gibi. Üzgünüm. Tekrar özür dilerim. Yorumumu yayınlamayabilirsiniz. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  10. bu adam bu yazıdan sonra hala da yazar olmaya devam ediyor ya, onu orada tutanlara da yuhh diyorum...

    YanıtlaSil
  11. Açık yürekliliğiniz için çok teşekkür ederim. Sizi incittiysem tekrar özür dilerim. Birini kırmak, en son isteyeceğim şey olur.
    Not: Biz bir süreliğine Kosova'da yaşıyoruz. Kağıtları buradan aldım. Bulamazsanız eğer size gönderebilirim. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. ballı lokmam o yazıyı da okudum, gerçekten güzeldi...
    nehir sanırım aynı hisleri besliyoruz...
    syra öyle mi diyorsun, farklı bakışaçıları iyidir...
    ayla söylediklerinde çok haklısın, kesinlikle en çok tepki gösterenler, bir yarası olanlar oluyor bu tip durumlarda...
    filiz sana katılıyorum.
    özlem anne herşey ortada, yazıyı bir kez okumak yeterli...
    gülçin ama hala elinde malesef...
    esra, neden yayınlamayım :) yazının üslubunun sert olduğunu kabul ediyorum. ama bu yazıyı okuyunca tek düşündüğüm daha fazla kişinin okumasını sağlamaktı...
    zennube, bir yuh de benden...
    esra ne kadar naziksin, teşekkürler, ben biraz araştırayım bakalım bulabilecekmiyim :)

    YanıtlaSil

haydi söyle :)