iki mucize

Bütün kadınların genlerinde kodlanmış annelik dürtüleri... Ben de çocukluğumdan itibaren hep annelikle süsledim hayallerimi. Evlendiğimde Türk filmlerindeki mutlu beraberlikte birdenbire hamile kalan kadınlar gibi olacağımı düşünmüştüm. Ama bir bebek istediğinizde ve bunun hemen gerçekleşmediğini gördüğünüzde bu sürecin uzamasıyla orantılı olarak hayal kırıklıklarınız da artar. Bir süre sonra reklamlardaki çocuklar, yakınlarınızın hamile haberleri, çocuk parkları sizi yaralar. Kürtaj haberleri, çocuklarına kötü muamele edenler, hatta onları doğar doğmaz çöpe atanlar sizi isyan ettirir. Umudunuz her ay periyodunuz yaklaştıkça büyür, hayaller kurarsınız, sonra yerini hayal kırıklığı alır. Bu zor sürece bir de tedavinin ağırlığı eklenir.

Tüm bunları yaşarken sonuç alma anına geldiğinde sıra, bir yandan coşan duygu seli bir yandan temkinli olma gayreti ve sonuç pozitifse eğer gözünüzden geçer onca istek, çaba, uğraş, dua, hayal, ümit, hüsran ve hepsi döner büyük bir şaşkınlığa... Doktor kontrolünde atan mini mini kalbi görene dek inanamazsınız bunun doğruluğuna...

Sonraki her kontrolde biraz daha insana benzeyen bu içinizdeki canlı sizin bebeğinizdir. İlk cılız pıt pıtlarını hissettiğinizde ise eli sürekli karnında, saf ve masum bir gülümsemeyle dolaşan anne adaylarına katılmışsınızdır. Tekmeler güçlendikçe, aynadaki görüntünüz bir hamileye benzedikçe sabırsızlanır, kontrolleri iple çeker, bebeğinizin aranıza katılacağı günü hayal edersiniz.

Ameliyathanede oldukça sakindim. Genel anestezi uygulandı, Elif tam bir memur çocuğu olarak 15 Şubat 2007 de saat 07.50 de dünyaya merhaba dedi. 50 cm ve 3080 gr dı. Gözleri şiş, kirpiksiz ve kıpkırmızıydı. Hemşire onu göğsüme verdiğinde hemen emmeye başlamıştı.

Hastanede kaldığımız 2 gün hiç uyumayıp, biblomu karşıma alıp sürekli onu seyrettim. Bu kadar kusursuz ve en küçük ayrıntısına kadar mükemmel… Karnımdan çıkmıştı, bu bir mucizeydi, O benim mucizemdi. Ben ayrı bir boyuta geçmiştim. Sadece kızım ve ben vardık… Ne gün, ne zaman, ne çevremdeki koşturmaca, ne arayanlar, ne tebrikler hepsi formaliteydi; Gerçek olan sadece kızım ve bendik… Anne olmak, minicik hücrelere hayat verebilmek, onu sütünle beslemek, büyümesini izlemek anlatılmaz, anlatılamaz, yaşanır belki sadece...

Kızım henüz 10 aylıkken daha herşey yepyeniyken bir mucize daha gerçekleşti. Ben 2.kez hamile olduğumu öğrendim ve ilki kadar şaşakaldım… Bir kez daha doğaya müdahale etmenin anlamsızlığına ve her şeyin bir zamanı olduğuna inandım.

Doktor randevusunda minicik davetsiz fasulyenin kalp atışlarını duyduğumuzda eşimle, bu bebeğin doğacağını biliyorduk. Çevremden her ne kadar sonlandırma ihtimalim de olduğu konusunda düşünceler gelse de hiçbir zaman tartışmaya dahi açılmadı nezdimde. Evet bu fasuleyeyi istiyordum. 2.hamileliğim büyük bir hızla ve normal seyrinde geçti... Elif in bakımını yapabiliyor, işe gidebiliyordum. 4,5 aylıkken bir oğlumuz olacağını öğrendik ne yalan söyleyim çok ama çok mutlu oldum. Bir kızım ve bir oğlumun olmasını her zaman çok istemiştim.

Eren 17 Eylül 2008 de genel anestezi ve sezeryan yoluyla saat 08,30 da geldi…3,350 gr. dı, herşey yolundaydı ve çok sağlıklı bir bebekti, kusursuz görünüyordu... Hemen emzirme çalışmalarına başladık neyseki bu konuda ikimiz de çok başarılıydık. Annelik mucizesini 2.kez yaşıyordum. Hastanedeki birçok anneye göre daha tecrübeliydim ama hiçbir tecrübe anneliğin ilk günlerindeki duygu şelalesine gem vuramıyor. Oğlumun minimini suratını, ince cılız bacaklarını gördüğümde onun mis bebek kokusunu içime çektiğimde mutluluktan başım dönüyordu. Sanırım bu kokunun müptelası olmuştum. 6 senelik bebek özlemimi kızımla sonlandırmış, bundan tam 19 ay sonra da oğlumu kucağıma alarak, bebek hasretiyle yandığım günlerin artık sadece anılarda kaldığına inanmıştım. 2 çocuğa sahip bir anneydim...

Şu an kızım 3,5 oğlum 2 yaşında. Bu kadar yakın yaşlara sahip iki çocuk büyütmenin kolay olduğunu söyleyemem, aksine çok zahmetli çok sabır isteyen hem fiziksel hem ruhsal olarak yıpratan bir süreç... Ama iki çocuğumu yanıma alıp, bir parka götürdüğümde ya da onları birlikte oynarken gördüğümde hissettiğim mutluluk gurur karışımı hazzı hayatta başka hiçbirşeyden alamayacağıma eminim... Onların yüzlerindeki bir gülücük, oğlumu kucağıma aldığımda başını omzuma yaslaması, kızımın anneciğim diye seslenişi tüm dünyaya bedel bana göre... Güzel kızım, yakışıklı oğlum ve bu mutluluğu, bu yorgunluğu benimle paylaşan sevgili eşimle çok mutluyum...

Share on Google Plus

Anne Kaleminden

Yazmak hayatımın her döneminde kendimi ifade edebildiğim en iyi yöntem oldu ve şimdi çalışan iki çocuklu bir annenin arta kalan zamanlarında biriktirdiklerini yazarak paylaşmaya çalışıyorum.

7 yorum:

  1. Güzel bir yazıydı.Anneliğin nasıl bir şey olduğunu bilemem ama tahmin edebilirim. Sanırım dünyanın en doğal doğaüstü olayı.

    YanıtlaSil
  2. nihan canım kalemine yüreğine sağlık bu iki mucizenin hikayelerini bilmeme rağmen her seferinde aynı coşkuyu yaşıyorum...
    yazmadan geçemeyeceğim memur çocuğu saptamana da bayıldım harikaydı:))

    YanıtlaSil
  3. Canım çok güzel bir yazı...

    ayrıca sitedeki yazıların için hayırlı olsun diyorum.

    YanıtlaSil
  4. syrakusa en doğal doğaüstü olayı gerçekten :)))
    gülaycım saol tatlım :)))
    asuman teşekkürler :)
    teşekkür ediyorum arkadaşlar, ilk konu biraz duygusal kaçtı, bakalım devamı nasıl gelecek...

    YanıtlaSil
  5. selamlar, son iki yazına blogger üzerinden ulaşamıyorum. ne bu blog adresinde ne de annelerin dünyası adresinede yazını göremediğimden nasıl ulaşabilirim? teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. sorma yaa benim yüzümden :( şimdi şöyle oldu ben hazırladığım yazıyı yanlışlıkla yayınladım,(her ikisinde de aynı oldu) sonra taslak olarak kaydet e basıp, yayından kaldırdım. şimdi blog list de yeni yazı gibi görünüyo ama değil.

    YanıtlaSil
  7. bu senin suçun değil. bloggerın tasarım hatası. taslak olarak kaydedilen ya da yayından kaldırılan yazıyı eklentinin göstermemesi gerekir.

    YanıtlaSil

haydi söyle :)