11 Haziran 2010 Cuma

zırvalama hakkım

bugün saçmalama ve zırvalama hakkımı kullanmak istiyorum... yağmur sen de vurup durma şu cama, bak haziran geldi aartık, bak yaz geldi aartık... herkeste de aynı replik aa haziranın ortası geldi havalara bak hala cık cık cık...

jet hızıyla geçiyor günler bir de bakıyorum ki meğer geçen aylarmış en nihayetinde de yıllar...


birlikte çalıştığım ve çok sevdiğim bir nadire ablam var, adı gibi ender rastlanılacak çok özel bir insan benim için... 3 tane kızı var hepsi de üniversite mezunu ve kpss maduru. kızlarıyla yaşadığı çatışmaları konuşuyoruz, çoğunlukla benim annemlerle yaşadıklarıma benzetiyorum... sonunda bugün anneliğin en kolay döneminin hamilelik süreci olduğuna karar verdik... ohhh aç mı, tok mu, uyudu mu, uyandı mı, hasta mı, üşüdü mü hiç düşünmezsin ama doğumla beraber anneliğin zorlukları da başlar... gün geçtikçe ve çocuklar büyüdükçe zorluklar azalır mı artar mı tartışılır ama sorunların ve zorlukların hiç bitmeyip de sadece görüntü değiştirdiklerine inanıyorum. efendim kolik ağlamaları, 2 yaş sendromlarına, okula uyum süreci ergenlik bunalımlarına, sınav stresleri iş bulma sancılarına derken uykusuz geceler, kaygılar, bu da bitsinler annelerin yakalarını hiç bırakmıyor.


kız kardeşimin evini ziyarete gittim... kendisi yurtta kalırken eve terfi etti ve benim işime de çok yakın olduğu için öğle yemeğine davet etti. özenmedim desem yalan söylemiş olurum... şöyle kendime ait, bir köşesinde kitaplarım, bir köşesinde bilgisayarım, tiryakimde çaylar fokurdarken mutlu mutlu yaşamak... ne yürürken bir oyuncağa basıp düşme riski, ne gece vızıldayan çocuk sesleri ne birilerine yemek yedirmeye uğraşmak hatta yemekten sonra masayı toplamayıp direk salona geçtik de hayatta böyle lüksler de olabildiğini hatırladım... ve sonrasındaki viyolensel dinletisi beni kedi gibi mır mır bir şekilde işe geri yolladı...


sabah elif i kreşe bırakırken iki annenin diyaloguna kulak misafiri oldum. çocuklar mutlu mesut bir iletişim halindeyken:
1.anne - (sevecen,şakacı tavırla) aa benim kızıma böyle haşin davranamazsın, o narin bir hanfendi bir kere.
2.anne - (savunma+saldırı) ama senin kızın da benim oğluma izin almadan dokundu.
1.anne - (savunma) ama sadece oynamak istemişti benim kızım.
2.anne - (savunma) yine de izin alması gerekirdi.
sonrası nasıl devam etti bilmiyorum çünkü hızla oradan uzaklaştım... tamam anneler çocukları söz konusu olunca gereksiz hassasiyetler gösterebiliyorlar ama bu kadarı bana fazla geldi. çocuklar ne hissetti bilmiyorum.

en büyük yeğenim bitanem ezgim erasmusla budapeşte de 4 aydır... dönmesine az kaldı, yafru kuşum benim seni çok özledik, sağ salim dön artık...


bir babalar günü süprizi planlıyorum ve eğer uygulamayı başarabilrsem, güzel birşey çıkacak ortaya...


vee bastım gitti kaydı yayınlaya :)

3 yorum:

  1. merhaba :)
    bloğunuza göz attım,beğendim,izlemeye aldım. takiptesiniz yani :)
    sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Ben de son günlerde fena halde öğrencilik yıllarıma özlem duyuyorum. Yazını okuduğumda anladım ki özlediğim öğrencilik yıllarımdan çok o yılların verdiği rahatlıkmış :)

    sevgiler miniklere.

    YanıtlaSil
  3. ayşegül çok teşekkürler, ben de senin blogunu sevdim, duru çok tatlı, sevgiler....
    gökşen evet hele ki bir ziyaret et bak öğrenci ortamlarını daha da bir özlüyorsun :))))

    YanıtlaSil

haydi söyle :)