16 Haziran 2010 Çarşamba

tatil

karadeniz menşeli çok çocuklu, öğretmen anne babanın çocukları olarak okullar tatil olur olmaz görele deki evimize giderdik... çocukluğumun tüm yaz tatilleri orada geçti ve çok da güzel günlerimiz oldu.. bunları daha önce geniş geniş 1 - 2 ve 3 yazıp, kafanızı şişirmiştim...

1996 dan itibaren yazlarımızı altınoluk da geçirmeye başladık. 1997 yazında altınoluk ta o zamanlar sevgili olduğum eşimle birlikte bir teras tutmuş, gündüzleri tekne turu, deniz, kaz dağları, kanyonlar tatil yapıyor, akşamları benim imalatım takıları satıp, geçici yaz dövmesi yaparak para kazanıyorduk... para kazanıyoruz dediysem ahım şahım bişey değil, ancak tatilimizi finanse edecek kadar... o sene kendi kazancımla bir kaç ay yaşayabilmenin güzelliğini, (her ne kadar akşamları ailemle yaşadığım evime mecburi dönüş yapsam da) özgürlüğün tadını, sevgilimle bir iş tecrübesi ve hayatımın en güzel yaz tatilini yaşadım.

en eğlenceli tatillerimi ise marmaris te geçirdim... ablam (ayrı bir post hafif kalır ayrı bir blog yazılır ona :) orada yaşıyor ve ben de (sevgilimle birlikte) her fırsatta marmarise damlıyordum... bunun sayılmaz avantajları vardı 1-ablama gittiğim için babamdan izin almak kolaydı 2-sevgilimle birlikteydim 3-ucuza süper tatiller yapıyorduk 4-ablam orada yaşadığı için en güzel koyları, en uygun restoranları, en eğlenceli yerleri biliyordu, ayrıca kendisi gibi çok eğlenceli bir arkadaş çevresi vardı kısacası bizim için cennetten farksızdı.

evlendikten sonra milas gibi tatil yörelerine çok yakın bir yerde yaşamamız, deniz özlemi hiç çekmememiz ve kısıtlı bütçemiz nedeniyle çok güzel tatiller yapamadık ama her yaz istisnasız 1996 dan bu yana altınoluk a gittik. hem ilişkimiz için özel bir yer olması hem de annemlerin orada bulunan evleri nedeniyle tercih ettik bu düzeni...

şöyle bir taradığımızda "çocuklu tatil" konulu ne çok link çıkıyor neden böyle olduğunu iki çocuklu hayata merhaba (kendi zevklerimize elvada :) dedikten sonraki ilk yaz tatilimizi yani geçen yazı "gene düzenimizi bozmayalım biz altınoluk a gidelim" "ama annemlerin evi pek kalabalık biz ayrı bir ev tutalım" düşüncelerini hayata geçirdikten sonra yani iş işten geçtikten sonra anladım. tatil kelimesinin size çağrıştırdığı tüm o güzellikleri unutun, 1 ve 2,5 yaşında iki çocuğun bakımını, eğlencesini üstlendiğinizi ayrıca bir de tuttuğunuz evin temizliğini, düzenini, yemeğini sağladığınızı düşünün tüm bunların üzerine çocukların günde iki kez denize götürülmesi yani 10 çeşit kıyafet değiştirme artı duş olayları ayrıca uykusuz geceler de eklenirse sibel arna nın dadısından çok daha kötü durumda olduğuma eminim.

şimdi bizi aldı bir düşünce, bu yaz ne yapacağız... elif in kreşi ağustos ayı boyunca tatil ve yıllık izinlerimizi bu tarihe denk getirmemiz şart. aslında şöyle süper bir otelde 2 hafta çocuklarla tatil yapmak var ama kaynak sıkıntımız mevcut... bakalım kısmet diyelim, olursa da döndüğümde keşke evde kalsaydık dedirtmeyecek cinsten bir yaz tatili olmasını diliyorum...

5 yorum:

  1. bende tatil tatil diye inliyorum artık nihancığım ama antalyada geçirdiğimiz yaz boyunca anladım ki insan tatilde farklı yerler,farklı mekanlar görmek istiyor.
    bende ufak ufak araştırmalara başladım umarım keyifli ve gönlümüze göre bir yer buluruz....

    YanıtlaSil
  2. valla irtibat halinde olalım gülay.. şöyle kafakafaya verip bir yerler bulalım :)

    YanıtlaSil
  3. iki çocukla tatilin ne olduğunu yazmışsın zaten nihan bu yıl geçen seneden dahamı zor olur kesitiremiyorum ve cesaretim kırılıyor :))

    YanıtlaSil
  4. Karadeniz deyince.. hemen dalıverdim posta..

    Trabzon yomralı bır annenin kızı olarak.. yazdıklarını keyıfle okudum..

    Sevgıler.. kucuk meleklerıne ve sana :)

    YanıtlaSil
  5. şenay teşekkür ediyorum, blogunu ziyaret ettim bende.. şeker kokulu doğa çok tatlı :) ben trabzon doğumluyum, ama giresun luyuz :))

    ayşe daha kolay olacağını sanmam :))) ama yine de gitmeden bilemeyiz de mi :P

    YanıtlaSil

haydi söyle :)