2 Haziran 2010 Çarşamba

olumsuz

içimden çıkmak isteyen düşünceler ve bunları akıl süzgecimden geçirip belirli bir usluba sokmak isteyen ben... artık sıradanlaşmış gerçekler zamanın durdurulamaz akışının getirdiği hüzünle karışıyor. içimde bir umutsuzluk insanlığın yarınına dair. korkuyorum sevdiklerimin zarar görmesinden. onlar tüm iyi niyetleriyle çabalarken, yanlarına doğruları, doğru bildiklerini almışken, bırakın fiziksel zararı, tazecik gencecik fikirlerinin incinmesine bile dayanamam ben.

insanlık sıfatının gerekleriyle yaşamak yeterli düşlediğimiz bir gelecek için, ama geceleri herkes başını yastığına koyup uyuyabildiğine göre herkes kendi hayatını kendi mahkemesinde temize çekmiş olmalı...

küçük dünyamın yumuşak rüzgarlarıyla sürerken gemimi, rotamın biraz dışına çıktığımda ruhumun yaşadığı bu fırtınayı nasıl dindireceğim... dahası dindirmek mi isteğim yoksa daha açıklara yol almak mı istiyorum. daha mı çok bilmek istiyorum canımı acıtan gerçeklerini...

gömmek kolay kafamızı... gündelik hayat endişeleriyle geçirmek bir yaşamı, en yakınlarımızla paylaşmak sadece soframızı, yalnız gazetelerden ve televizyondan takip ederek izlemek hayatı... ya da endişelenmek sadece birkaç kilo fazlayız diye girerken yaza ve karşılarken yeni mevsimi bir sezon öncesine ait gardolabımızla...

2 yorum:

  1. kim kime dum duma geldi aklıma. behiç ak'ın o güzel çizgilerini anımsattı.kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler beter böcek, güzel yorumun için :)

    YanıtlaSil

haydi söyle :)