eren in doğum hikayesi


Kızımız doğduğunda ve izleyen aylarda büyük bir özlemle beklediğim anneliğin tadını çıkartıyordum. Bu muazzam özel kendini güçlü hissettiren harika bir duyguydu.. Minicik hücrelere hayat verebilmek, onu sütünle beslemek, büyümesini izlemek anlatılmaz, anlatılamaz, yaşanır belki sadece...

Değişimin adıydı Elif.. Şansımızdı.. Eşim ve benim terfilerimizin sebebi, çok istediğimiz tayinimizin oluşunu sağlayan faktördü, belki bize göre yaşantımızdaki tüm olumlu değişikliklerin yegane sebebiydi…Onu seviyor, çok seviyor, üzerine titriyor, büyümesini izliyor, gurur duyuyor, geç gelen, çok özlenen, çok beklenen kızımızla birlikte olmaktan büyük bir haz alıyorduk… Elif tedaviyle ve zorla elde edebildiğimiz bir bebekti ve ona kardeş yapma düşüncesi hep aklımızda olmakla birlikte doğal yollardan böyle bir durumun söz konusu olamayacağını, ancak zamanı geldiğinde aynı çetrefilli yollardan geçerek belki bir bebek daha yapabileceğimizi düşünüyorduk eşimle.

Kızımız 11,5 aylıkken, beklediğim döngünün gelişi gecikirken, hiç ihtimal dahiline sokmadığım bir gerçeğe adım adım yaklaşıyormuşum meğer. Aslında döngüm hala emzirme döneminde olduğum için rutine binmemiş oldukça düzensiz bir şekilde gerçekleşiyordu. Artık gecikmenin olağan bir gecikme olmadığını düşündüğümde yanımda ablam vardı, bir test yapma düşüncesini aklıma o soktu.. Oysa Elif i beklediğim 6 yıl boyunca hiç test yapmama değecek bir gecikme yaşamamıştım, bu konuda oldukça tecrübesizdim. Aldığımız ilk testi beceriksizliğim yüzünden heder ettim. Ertesi gün aldığım testi yapmadım daha sonraki gün sabah uyandığımda elimde test dikkatle kullanım kılavuzunu okuyup uyguladığımda ve hiç beklememe gerek kalmadan büyük bir hızla çok net iki tane kırmızı çizginin oluşumunu gördüğümde yaşadığım şey büyük bir şoktu. İstemsiz bir şekilde bacaklarım titriyordu, uzun bir süre hiçbirşey düşümeksizin tuvalette kaldım. İçeride ablamlar, annem, babam tüm ailem vardı.. Eşim hariç.. Ben Ankara' da tayinimizin çıktığı şehirde, eşim ise son ilişkilerimizi kesmek üzere Muğla-Milas taydı. Testi cebime koyup tuvaletten çıktığımda annemle burun buruna geldim ve ona testin pozitif olduğunu söyledim. Sonra da ablamlara.. Onlar şaşkın ben şaşkın öylece kalakaldık. Elif in ağlama sesiyle kendime geldim minik kızım uyanmıştı. O minicikti.. henüz abla olmaya hazır değildi…diye düşünürken ben de onunla birlikte ağlamaya başlamıştım. Hiçbirşey düşünemiyordum. Öyle içim bomboş kalmıştı ne sevinebiliyor ne üzülebiliyordum. Hemen duygusal bir bağ kuramamıştım içimde büyüttüğüm canla ama bir an bile içimden onu atmayı düşünmedim. Önce eşime gelene kadar söylememeyi düşünsem de dayanamayıp haberi telefonda verdim. Onun yaşadığı şaşkınlık da azımsanacak gibi değildi. O gece Ankara yolcusuydu eşim. Eminim uzun bir yolculuk geçirmiştir. 1,2 gün sonra doktordan randevu alıp ultrasona girdiğimde ve minicik davetsiz fasulyenin kalp atışlarını duyduğumuzda eşimle, bu bebeğin doğacağını biliyorduk. Çevremden her ne kadar sonlandırma ihtimalim de olduğu konusunda düşünceler gelse de kayınvalidemin annemlerin cesaretlendirmesi ve zaten 2.bir çocuğu istiyor olmamız nedeniyle hiçbir zaman bu düşünce tartışmaya dahi açılmadı nezdimde. Evet bu fasuleyeyi istiyordum. Hesaplamalarımıza göre kızım tam 10 aylıkken hamile kalmıştım nitekim iki çocuğum arasında tam 19 ay var.

Hamileliğim büyük bir hızla ve normal seyrinde geçti.. Elif in bakımını yapabiliyor, işe gidebiliyordum. Aylık rutin doktor kontrollerimizde 2.fasülyemizin artık minik bir insan figürüne benzeyişini dikkatle izliyorduk. Sanırım 4,5 aylıkken bir oğlumuz olacağını öğrendik ne yalan söyleyim çok ama çok mutlu oldum.. Bir kızım ve bir oğlumun olmasını her zaman çok istemiştim ve bu gerçekleşme zemini bulmuştu şimdi.. Oğlum karnımda oldukça hareketliydi.. İnsanın karnında büyüttüğü can tarafından tekmelenmesi kadar enterasan bişey yok bence.. Önce çok cılız olan bu tekmeler zamanla güçlenir ve ben burdayım der bebek adeta...Bu mucizeyi dileyen tüm kadınların yaşamasını isterim. Bu arada kızıma karnımda bir bebek olduğunu adının da Atay olduğunu söylüyor Atay ı sevme alıştırmaları yapıyorduk.

Kızım sürpriz yapıp erken katılmıştı aramıza, oğlumunda böyle bir sürpriz yapmasından çok korkuyordum ama korktuğum olmadı ve doktorumuzla kararlaştırılan günde 17 Eylül 2008 de Hacettepe Üniversitesinde genel anestezi ve sezeryan yoluyla saat 08,30 da oğlum geldi…3,350 gr. Kırmızı beyaz bir bebekti... Onu ilk olarak odaya çıktığımda yatağıma yerleştirilirken gördüm. Benden önce gelmiş yatağına kurulmuştu.. Herşey yolundaydı ve çok sağlıklı bir bebekti oğlum.. Kusursuz görünüyordu...Hemen emzirme çalışmalarına başladık neyseki bu konuda ikimiz de çok başarılıydık..Annelik mucizesini 2.kez yaşıyordum. Hastanedeki birçok anneye göre daha tecrübeliydim ama hiçbir tecrübe anneliğin ilk günlerindeki duygu şelalesine gem vuramıyor. Sürekli gözüm oğlumda hastanede 2 gece geçirdik. Bu süre zarfında yanımda ablam vardı, eşim gündüzleri yanımızda akşamları ise kızımızın yanında evimizdeydi.

Kızımı çok özlüyordum eşim onun resimlerini çekip bana getiriyordu. Oğlumun minimini suratını, ince cılız bacaklarını gördüğümde onun mis bebek kokusunu içime çektiğimde mutluluktan başım dönüyordu. Sanırım bu kokunun müptelası olmuştum artık. 6 senelik bebek özlemimi kızımla sonlandırmış bundan tam 19 ay sonra da oğlumu kucağıma alarak o bebek hasretiyle yandığım günlerin artık sadece anılarda kaldığına inanmıştım. Artık 2 çocuğa sahip bir anneydim...

Doğumunun 8.gününde ablasında da yaşadığımız yenidoğan sarılığı nedeniyle tekrar hastaneye yattık ve 2 gece daha hastanede kaldık. Sorun yine anne sütü sarılığıydı..Oğlumda da anne sütü + mama şeklinde beslenmelerimizi sürdürmeye başladık. Bu arada ani bir şekilde adının Eren olmasına karar verdik. Hep Atay ve Eren arasında kalmış en sonunda hastaneden acil olarak TC kimlik no istediklerinde nüfus cüzdanı çıkartma aşamasında ben son kararı eşime bırakmıştım. Eren olmuştu adı...ELİF ve EREN bu iki isim bana çok uyumlu gelmiş ve isminin gerçekten Atay olmadığına sevinmiştim.

Oğlumuzla evimize geldiğimizde ve onu ablasıyla tanıştırdığımızda kızımız çok ilgilenmedi bebekle... Ama günler aylar ilerleyip, Eren etrafla özellikle de ablasıyla daha ilgili olmaya başladığında iletişim kendiliğinden geldi.. Zor bir bebekti Eren, gaz sancılarımız tam bir kabustu.. Sabahtan akşama kadar kucağımda gezdiriyor, gene de teselli veremiyor, ağlamaklı bebeğimi zorlukla teskin edebiliyordum. Benim için 2009 eylül-mart ayları oldukça zorlu geçti... Kızımı büyütürken 1 yıl ücretsiz izin kullanmıştım, şimdi oğlum için tekrardan ücretsiz izne çıkarak evde onu büyütmeye çalışıyordum. Yeni tayin olup geldiğim Ankara da işe başlar başlamaz kızım için ücretsiz izne ayrılmış, işe hamile olarak dönmüş ve 5 ay sonunda tekrar doğum iznine ayrılmıştım. Bu durum karşısında amirlerim şaşkın ama bir o kadar da anlayışlılardı...

Üstüste iki hamilelik, iki doğum, iki lohusalık, 2 yıl evde birebir çocuk bakımı beni hem bedensel hem zihinsel olarak yormuştu.. Eşim elinden geldiğince bana yardımcı oluyor yükümü hafifletmeye çalışıyordu ayrıca biraz sosyalleşmem için ısrar ediyor aile ve arkadaş görüşmelerini destekliyordu.. Kızım ise hergün babannesine gidiyor akşam babasıyla birlikte eve dönüyordu. İki bebeğime aynı anda bakabilmem ilk 6 ay mümkün değildi Eren çok ağlayan bir bebekti Elif ise ilgime bakımıma muhtaç 2 yaş sendromunun kucağında minik bir abla...Ama daha sonra ikisine aynı anda bakabilmenin güzelliğini ve yorgunluğunu da yaşadım.. İmkansız diye bişey yoktu... Düzen bir şekilde kuruluyor bir şekilde akşam oluyordu...Şimdi Eren 14, Elif 33 aylık..Elif tam 2,5 yaşında kreşe başlamak durumunda kaldı, Eren ise babannesinde bakılıyor... Bu kadar yakın yaşlara sahip iki çocuk büyütmenin kolay olduğunu söyleyemem aksine çok zahmetli çok sabır isteyen hem fiziksel hem ruhsal olarak yıpratan bir süreç... Ama iki çocuğumu yanıma alıp, bir parka götürdüğümde ya da onları birlikte oynarken gördüğümde hissettiğim mutluluk gurur karışımı hazzı hayatta başka hiçbirşeyden alamayacağıma eminim... Onların yüzlerindeki bir gülücük, oğlumu kucağıma aldığımda başını omzuma yaslaması, kızımın anneciğim diye seslenişi tüm dünyaya bedel bana göre...Güzel kızım, yakışıklı oğlum ve bu mutluluğu, bu yorgunluğu benimle paylaşan sevgili eşimle çok mutluyum... 18/11/2009
Share on Google Plus

nhn

Yazmak hayatımın her döneminde kendimi ifade edebildiğim en iyi yöntem oldu ve şimdi çalışan iki çocuklu bir annenin arta kalan zamanlarında biriktirdiklerini yazarak paylaşmaya çalışıyorum.

2 yorum:

  1. deep'in yazısında gördüğümde çok ilgimi çekti blogunuz ve hemen geldim. ben şuan ilk bebeğime 3 aylık hamileyim ve dolayısıyla en çok ilgimi çeken yazılardan, doğum hikayelerinden başladım okumaya. Allah bağışlasın bebeklerinizi. benim de kardeşimle aramda 22 ay var. Allah nasip eder de sağlıklı bir şekilde devam ederse hamileliğim, ben de mümkün olduğunca yakın arayla ikinci çocuğumu kucağıma almak isterim. Ben küçükken kardeşimle çok kavga ederdim ama büyüdükçe en yakın arkadaşım oldu. İyi ki var kardeşler ^^

    YanıtlaSil
  2. Sağlıkla bebeğini kucağına almanı diliyorum :))

    YanıtlaSil

haydi söyle :)