4 Aralık 2009 Cuma

elif in doğum hikayesi


Yaz aşkıydı, ikimiz de öğrenciydik henüz. Birlikteliğimizin güzel bir hayat arkadaşlığına dönüşeceğini bilemezdik o zamanlar. Hissettiklerimiz yön verdi ilişkimize ve 4 yıl süren güzel bir flört dönemi yaşadık.

İşler bulundu, askerlik derken sabırsızlıkla beklediğimiz evliliğe bir engelimiz kalmamıştı ve 2000 yılında evlendik. Evliliğimizin ilk yılları maalesef maddi sıkıntılarla geçti oldukça yüklü bir borçla evlenmiştik çünkü.

Eskiden beri çok istememe rağmen çocuk yapmayı ertelemek zorundaydım. 3 yılın sonunda artık yavaştan denemelere başlamıştık zaten büyüklerden de isyan sesleri yükselmeye başlamıştı artık. 1 ay, 2 ay, 6 ay derken 1 yıl geçmesine rağmen bebeğimiz gelmiyordu.

Doktora gitmeye karar vermiştik. Rutin tetkikler sonucunda eşimin küçük bir operasyon geçirmesi gerektiği anlaşılmıştı. Bu durumu ailelerimizden ve çevremizden saklıyor, hala bebek istemiyor gibi davranıyor, hem kendi ruh sağlığımızı korumaya çalışırken hem de onların ısrarlı tavırlarını bertaraf etmek zorunda kalıyorduk.

Bu operasyon sonrası doktor 6 ay daha doğal yollardan denemelere devam etmemizi önerdi. Sonuç olumsuzdu. Bu durumda güçlendirilmiş sperm hücrelerinin, iyi durumdaki birkaç yumurtaya ulaşabilecekleri en yakın noktalara bırakılarak şansımızı oldukça artıran aşılama yöntemi önerildi. Artık gerçekten umutlanmaya bu kez olabileceğine inanmaya başlıyorduk. Ama maalesef olmadı. 1.2.3.deneme ve her deneme sonrası yaşanan büyük hayal kırıklığı ve hüsran…

Aslında tespit edilebilen bir sorun yoktu. Teşhisimiz açıklanamayan interfilite. Olmuyordu işte… Reklâmlardaki çocuklar, çevremden gelen hamile haberleri, arkadaşlarımın çocukları sinirlerimi bozmaya başlamıştı. Çocuk sevemez olmuştum. Ben bu derece isterken yeni doğmuş bebeklerini çöpe atanlar, kürtaj olanlar bana kötü bir şaka gibi geliyor; Tanrının beni neden görmezden geldiğini anlamakta zorlanıyordum. Artık isyanımı içimde tutamaz olmuş, ara ara ağlama nöbetleri geçirmeye başlamıştım. Eşim de çok üzülüyordu emindim buna, ama birimizin daha güçlü durması ve teselli edici olması gerekiyordu, bu görev de eşime düşmüştü. Olacağına inanıyor ve beni de eninde sonunda anne olacağıma ikna etmeye çalışıyordu.

Ben ise her ay yaşadığım doğal döngü yaklaştıkça umutlanıyor, hayaller kuruyor; sonrasında ise büyük bir hüsran yaşıyordum. Gitgide evlat edinmeyi ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım. Ama öncesinde denememiz gereken son bir şey daha vardı. Artık tedavinin son noktası "tüp bebek"…

Bu kez umutlarımda ve hayallerimde daha temkinliydim. Devletin desteklediği 3 denemeyi yapıp, olumsuz sonuçlanması durumunda evlat edinme konusunda ciddi adımlar atmaya kararlıydım. Anneliği tatmayı, bebek kokusunu içime çekmeyi şiddetle arzuluyordum. Bu bir şekilde olacaktı. Bebeğim ya karnımda büyüyecekti ya da yüreğimde…

Tüm bunlar olurken zaman da geçmeye devam ediyordu evleneli 5,5 yıl olmuş, bu sürenin 2,5 yılı bebek özlemiyle ve tedavilerle geçmişti. Artık ardı ardına alınan sevk kâğıtları durumu gizlemeyi olanaksız kılmış gerek iş çevremiz gerekse ailelerimiz tüp bebek denemesi arifesinde olduğumuzu öğrenmişti. Maaşımızdan artakalan tüm paramız doktor ve ilaçlara gidiyor en ufacık bir birikim yapamıyorduk. Bu denemeyi de ancak banka kredisi çekerek finanse edebildik.

Evet, işte başlıyorduk, iğneler, yumurta ölçümleri, yumurta toplama, embriyo oluşumu ve sonunda transfer. Geçen 2 haftalık bekleme süreci ve kanda HCG ölçümü… Sonuç 156…Bu rakam şunu ifade ediyordu ki ben hamileydim… Öyle büyük bir şaşakalma yaşadım ki, o kadar istek, uğraş, ağlama, tedavi, dualar, beklentiler, hayaller… Yani neye şaşırdım bilmiyorum. İnanamama, merak, heyecan, sevinç, mutluluk, şaşkınlık hepsi bir arada. Doktor kontrolünde keseyi ve içinde atan minimini kalbi görene kadar yaşadığımın hamilelik olduğuna tam inanamamıştım sanırım.

Sonraki her kontrolde biraz daha insana benzeyen bu içimdeki canlı benim bebeğimdi. İlk cılız pıt pıtlarını hissettiğimde ise eli sürekli karnında, saf ve masum bir gülümsemeyle dolaşan anne adaylarına katılmıştım… Tekmeler güçlendikçe, aynadaki görüntüm bir hamileye benzedikçe sabırsızlanıyor, kontrolleri iple çekiyor, kızımın aramıza katılacağı günü hayal ediyordum. Normal doğum tarihi 7 Martı gösteriyordu, doktorumla 26 Şubata karar kılmıştık, öncesinde zaten yurt dışında olacaktı.

Biz karar kılmıştık kılmasına ama kızım sanırım bu tarihi biraz geç bulmuş olacak ki 15 Şubat sabaha karşı saat 4 de ben bir sıcaklık hissettim yatağımda… Suyum geliyordu, tuvalete gittiğimde nişan denen belirtinin de gelmiş olduğunu gördüm zaten eşim başımda bekliyordu. Doğum çantamız neyse ki hazırdı. Hastaneyi aradık kendi doktorum yoktu biliyordum ama napalım ya nasip ya kısmet deyip çıktık yola. Ailelerimizden uzaktaydık o yüzden yanımızda haber verebileceğimiz kimse yoktu. Neyse ki sancım falan da yoktu da sakin sakin kimselere haber vermeden, arabaya binip müziği açıp, hastanenin yolunu tutabildik. Sezeryana girmeden, sadece 3 saat uzakta yaşayan ablama haber verebilmiştim.

Ameliyathanede oldukça sakindim. Genel anestezi uygulandı, Elif tam bir memur çocuğu olarak 15 Şubat 2007 de saat 07.50 de dünyaya merhaba dedi. Kendime gelirken daha önce başkalarından duyduğum üşüme ya da aşırı ağrı gibi şeyler hatırlamıyorum. "aşkım, kızııım" diye sayıklamışım. Elif 50 cm di ve 3080 gr dı. Gözleri şiş, kirpiksiz ve kıpkırmızıydı. Hemşire onu göğsüme verdiğinde hemen emmeye başlamış ve benim de sütüm gelmişti.

O huzuru sanırım ömrüm boyunca hiçbir yerde ve hiçbir şekilde bulamam… Hastanedeki 2 gün hiç uyumayıp, biblomu karşıma alıp sürekli onu seyrettim. Bu kadar kusursuz ve en küçük ayrıntısına kadar mükemmel… Karnımdan çıkmıştı, bu bir mucizeydi, o benim mucizemdi. Ben ayrı bir boyuta geçmiştim. Sadece kızım ve ben vardık… Ne gün, ne zaman, ne çevremdeki koşturmaca, ne arayanlar, tebrikler hepsi formaliteydi; gerçek olan kızım ve bendik…

Hastaneden çıkıp eve geldiğimizde onun için hazırladığımız yatağında minicik görünüyordu… Yanından hiç ayrılmıyordum, o gece de hiç uyumadan kızımı seyrettim, seyrettim. İnanılmazdı. Ertesi gün sarılık ölçümü için tekrar hastaneye gittik ve maalesef fototerapi için hastaneye yatmamız gerekti, sarılığı bir türlü düşmüyordu. Tam 6 gün hastanede kaldık, o günlerde kendimi çok umutsuz ve perişan hissettim. Anne sütü sarılığı olabileceği için mamaya da başlamıştık. Napalım doktor ne derse yapıyorduk… Sonunda değerleri hastaneden çıkabileceğimiz düzeye indi ve tekrar evimize dönebildik.

Kızım gün be gün büyüdü, iştahlandı, hem beni hem mamayı bırakmadı. Persantiller üstü bir gelişim grafiği sergiledi. Kocaman akıllı bir fıstık oldu… Şuan 16 aylık ve bir mucize daha gerçekleşti, Elif inanılmaz bir şekilde abla olmaya hazırlanıyor. Kızım 10 aylıkken daha henüz her şey yepyeniyken, tam düzene girmemişken 2.kez hamile olduğumu öğrendim.

Ve ilki kadar şaşakaldım… Bir kez daha doğaya belki de müdahale etmenin anlamsızlığına ve her şeyin bir zamanı olduğuna inandım. Şimdi 5,5 aylık hamileyim ve aynı pıt pıtları hissederek karnımda ikinci mucizemi büyütmekteyim. Eğer her şey yolunda giderse Eylül 2008 de bir de oğlum olacak. Ve ben daha 2 sene önce bebek bebek diye yakarırken, şimdi hayatımın en büyük hayali olan bir kız bir erkek çocuk sahibi anne olacağım günleri bekliyorum. Hem de dünyanın en anlayışlı, en sabırlı, ruhumu okşamayı her zaman bilen ve babalığı yaşamayı en çok hak eden yaz aşkımdan… 30.05.2008

4 yorum:

  1. BU COK GUZEL BİR HİKAYE ... BEN AMA COK AGLIYORUM SU AN... COK DUYGULANDIM.. SANIRIM KENDİMİ GORDUM BİRAZ.. RABBİM BANA O GÜZEL GÜNLERİ GÖSTERSİN..İÇİMDEKİ PIT PITLARI KORUSUN...ONA KAVUSTURSUN.....MUTLAKA BEN DE YAZICAM BOYLE BİR HİKAYE.. YAZILMALI.. ANI KALMALI .. BUNU YASAYAN BİLİR..

    YanıtlaSil
  2. canım yaaa.. olacak, sen de yazacaksın eminim buna...

    YanıtlaSil
  3. Ben nedense bu sabah durup dururken ilk yazini okumaya basladim. Seni takip ediyordum ama hic ilk yazini okumamisim meger. Agliyorum su an. Inanilmaz bir sekilde cok benziyor hikayelerimiz.

    Sebepsiz infertilite, basarisiz asilama sonrasi ilk tup bebek denemesi ve kizima kavusmamiz. Sonra kizim 13 aylikken surpriz bir hamilelik. Ve oglumuza kavusmamiz.

    Bir yeri, bir zamani ve mutlaka bir sebebi var herseyin. Allah biliyor... Cok guzel duygular degil mi?

    YanıtlaSil
  4. Allah bağışlasın yavrularınızı

    YanıtlaSil

haydi söyle :)